O İle Başlayan Kelimeler

O ile başlayan 917 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


O ile başlayan Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


15 Harfli Kelimeler

OLAĞANLAŞTIRMAK, OLANAKSIZLAŞMAK, OYUNLAŞTIRILMAK

14 Harfli Kelimeler

OKYANUSYALILIK, OLAĞANLAŞTIRMA, OLANAKSIZLAŞMA, OLGUNLAŞTIRMAK, OPERATÖRLEŞMEK, ORMANLAŞTIRMAK, ORMANSIZLAŞMAK, ORTAKLAŞACILIK, ORTAKLAŞTIRMAK, OSMANLICACILIK, OTOMATİKLEŞMEK, OYUNLAŞTIRILMA

13 Harfli Kelimeler

ODAKLAŞTIRMAK, OKSİJENLENMEK, OLAĞANÜSTÜLÜK, OLAYLAŞTIRMAK, OLGUNLAŞTIRMA, ONURLANDIRMAK, OPERATÖRLEŞME, ORMANLAŞTIRMA, ORMANSIZLAŞMA, ORTAKLAŞTIRMA, ORTAKYAŞARLIK, OSMANİYELİLİK, OTOBİYOGRAFİK, OTOMATİKLEŞME, OTOMOBİLCİLİK, OYUNLAŞTIRMAK, OZONLAŞTIRICI

12 Harfli Kelimeler

OBSERVATUVAR, OBSTRÜKSİYON, ODAKLAŞTIRMA, OFTALMOLOJİK, OKSİJENLEMEK, OKSİJENLENME, OKURYAZARLIK, OLAĞANLAŞMAK, OLANAKSIZLIK, OLAYLAŞTIRMA, OLUŞTURULMAK, OMURGASIZLAR, ONDOKUZMAYIS, ONURLANDIRMA, ORANTILANMAK, ORANTISIZLIK, ORDUBOZANLIK, ORGANİZASYON, ORGANOLEPTİK, ORGENERALLİK, ORKESTRALAMA, OROSTOPOLLUK, ORTALAMASINA, OSMANLICILIK, OTOBİYOGRAFİ, OTOPARKÇILIK, OTOSTOPÇULUK, OYALANDIRMAK, OYALAYICILIK, Devamını Gör

11 Harfli Kelimeler

OBJEKTİFLİK, OBJEKTİVİST, OBJEKTİVİTE, OBJEKTİVİZM, OFTALMOLOJİ, OFTALMOSKOP, OKSİJENLEME, OKSİTLENMEK, OKŞAYICILIK, OKYANUSYALI, OLABİLİRLİK, OLAĞANLAŞMA, OLGUNLAŞMAK, OLUŞTURULMA, OLUŞUMCULUK, OMURGALILAR, ONARIMCILIK, ONOMATOPEİK, OPERATÖRLÜK, ORAMİRALLİK, ORANTILAMAK, ORANTILANMA, ORGANİZATÖR, ORGANLAŞMAK, ORİJİNALİTE, ORİJİNALLİK, ORKESTRASIZ, ORMANLAŞMAK, ORNİTOLOJİK, Devamını Gör

10 Harfli Kelimeler

OBURCASINA, OBURLAŞMAK, ODAKLANMAK, ODAKLAŞMAK, ODAKLAYICI, ODUNLAŞMAK, ODYOVİZÜEL, OFTALMOLOG, OĞLAKLAMAK, OĞLANCILIK, OĞULLANMAK, OKSİDASYON, OKSİTLEMEK, OKSİTLENME, OKULLAŞMAK, OKUTMANLIK, OKUTTURMAK, OKUYUCULUK, OLAĞANÜSTÜ, OLASICILIK, OLGUNLAŞMA, OLGUSALLIK, OLUKLAŞMAK, OLUMSALLIK, OLUMSUZLUK, OLUŞTURMAK, OMUZDAŞLIK, OMUZLANMAK, ONARICILIK, Devamını Gör

9 Harfli Kelimeler

OBURLAŞMA, OCAKÇILIK, OCAKEŞEĞİ, ODAKLAMAK, ODAKLANMA, ODAKLAŞMA, ODİTORYUM, ODUNCULUK, ODUNLAŞMA, ODYOMETRE, OĞLAKLAMA, OĞULDURUK, OĞULLANMA, OKALİPTÜS, OKEYLEMEK, OKKALAMAK, OKSİJENLİ, OKSİTLEME, OKŞAMALIK, OKULLAŞMA, OKUMUŞLUK, OKUNAKSIZ, OKUNULMAK, OKURYAZAR, OKUTTURMA, OKUTULMAK, OLAGELMEK, OLAĞANLIK, OLAMAZLIK, Devamını Gör

8 Harfli Kelimeler

OBJEKTİF, OBSESYON, OCAKBAŞI, ODACILIK, ODAKLAMA, ODUNUMSU, OĞLANCIK, OĞLANEVİ, OKKALAMA, OKLANMAK, OKŞANMAK, OKŞATMAK, OKŞAYICI, OKUNAKLI, OKUNULMA, OKUTULMA, OKÜLTİZM, OLABİLİR, OLAGELME, OLANAKLI, OLASILIK, OLAYLAMA, OLDURGAN, OLDURMAK, OLGUNLUK, OLİGARŞİ, OLİGOSEN, OLMAZLIK, OLMUŞLUK, Devamını Gör

7 Harfli Kelimeler

OBABAŞI, OBELİSK, OBEZİTE, OBRUKLU, OBSESİF, OBURLUK, OCAKLIK, OCAKSIZ, ODABAŞI, ODUNCUL, ODUNLUK, OFLAMAK, OFSETÇİ, OĞLANCI, OĞULCUK, OĞULLUK, OĞULSUZ, OĞUZELİ, OĞUZLAR, OHLAMAK, OKAZYON, OKÇULUK, OKKALIK, OKLAMAK, OKLANMA, OKRAMAK, OKSALAT, OKSALİK, OKSİJEN, Devamını Gör

6 Harfli Kelimeler

OBUACI, OBURCA, OCAKÇI, OCAKLI, OCUMAK, ODACIK, ODALIK, ODUNCU, ODUNSU, OFLAMA, OFSAYT, OĞULLU, OĞUZCA, OHLAMA, OKKALI, OKLAMA, OKLAVA, OKRAMA, OKSİDE, OKŞAMA, OKTANT, OKTRUA, OKULLU, OKUMAK, OKUMUŞ, OKUNMA, OKUNTU, OKUNUŞ, OKUTMA, Devamını Gör

5 Harfli Kelimeler

OBERJ, OBRUK, OCUMA, ODACI, ODALI, ODEON, ODSUZ, OFLAZ, OFRİS, OFSET, OĞLAK, OĞLAN, OJELİ, OKAPİ, OKLUK, OKSİT, OKTAN, OKTAV, OKUMA, OKUME, OLASI, OLÇUM, OLEİK, OLEİN, OLGUN, OLMAK, OLMAZ, OLMUŞ, OLURU, Devamını Gör

4 Harfli Kelimeler

OBEZ, OBJE, OBUA, OBUR, OBÜS, OCAK, ODAK, ODUN, OFİS, OĞAN, OĞUL, OĞUZ, OJİT, OKAR, OKÇU, OKEY, OKKA, OKUL, OKUR, OLAY, OLDU, OLGU, OLMA, OLTA, OLTU, OLUK, OLUR, OLUŞ, OMCA, Devamını Gör

3 Harfli Kelimeler

OBA, ODA, OHA, OJE, OLE, OMA, ONA, ONS, ORA, ORG, OVA, OYA

2 Harfli Kelimeler

OD, OF, OH, OK, OL, OM, ON, OT, OY


OD


[isim] [eskimiş]
  • Ateş

    Yaz bahar ayında bir od verdiler / Yandım gittim ala karlı dağ iken - Karacaoğlan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • od yok ocak yok

Birleşik Kelimeler: od ocak


OF


[ünlem]
  • Sıkıntı, bezginlik, usanç, acı, yorgunluk vb. duyguları belirten bir söz

    Of, bıktım artık! Of, kolum acıdı! Bu da ne karışık bir rüya imiş diye söyleniyordu. - Abdülhak Şinasi Hisar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • of bile dememek
  • of çekmek

[isim]
  • Trabzon iline bağlı ilçelerden biri

OH


[ünlem]
  • Sevinç, beğenme, hayranlık, rahatlama vb. duyguları belirten bir söz

    Oh, hele şükür! Hepsinin ellerinden kurtulduk. - Abdülhak Şinasi Hisar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • oh çekmek
  • oh demek
  • oh olsun!


OK


[isim]
  • Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk
  • Yön göstermek amacıyla belli yerlere konulabilen, oka benzer işaret
  • At arabası, kağnı vb. araçlarda koşum hayvanlarının bağlandığı ağaç

    Dörtnala koşan bir yük arabasının oku böğrüme çarptı. - Ömer Seyfettin

[matematik]
  • Bir dairede bir kirişin ortasında bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ok atmak
  • ok gibi (yerinden) fırlamak
  • ok yaydan (veya yayından) çıkmak

Birleşik Kelimeler: ok meydanı, ok yılanı, suoku


OL


[sıfat] [eskimiş]
  • O gösterme sıfatı

    Dedi gördüm ol habibin anasın - Süleyman Çelebi

[zamir]
  • O gösterme zamiri

OM


[isim]
  • Kemiklerin toparlak ucu
[isim] [fizik]
  • Elektrikte iletkenin direnç birimi

ON


[isim]
  • Dokuzdan sonra gelen sayının adı
  • Bu sayıyı gösteren 10 ve X rakamlarının adı
[sıfat]
  • Dokuzdan bir artık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • on defa (veya kere)
  • on parmağı boğazında olmak
  • on parmağında on hüner (veya marifet) olmak
  • on parmağında on kara

Birleşik Kelimeler: onaltılık, on ayaklılar, onbaşı, onbeşli, on binlerce, on binlik, onbiraylık, on birli, ondörtlük, onikiparmak bağırsağı, onikitelli, on milyonluk, on para, onsekiz, beşon, ayın on dördü


OT


[isim] [bitki bilimi]
  • Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkiler

    Etrafımızda uzun otlar, yalçın kayalar vardı. - Aka Gündüz

[sıfat]
  • Bu bitkilerle yapılmış veya bu bitkilerle doldurulmuş

    Ranzalardan birinin üst yatağında bir ot şilte üzerinde, soyunmadan uzanan ve iki eli ensesinin altında düşünen ben. - Necip Fazıl Kısakürek

[eskimiş]
  • Zehir
[eskimiş]
  • İlaç
[argo]
  • Esrar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ot gibi
  • ot gibi yaşamak
  • ot tutunmak
  • otu çek köküne bak
  • ot yoldurmak

Birleşik Kelimeler: otobur, otyiyenler, acı ot, karacaot, sütlü ot, abdestbozan otu, adamotu, ağı otu, ağızotu, altın otu, andız otu, ardıç otu, avcı otu, ayrık otu, bağırsak otu, balık otu, bambul otu, ban otu, basur otu, beşparmak otu, bit otu, boğan otu, boy otu, burun otu, canavar otu, ciğer otu, çalgıcı otu, çayır otu, çiriş otu, çivit otu, çöreotu, çörek otu, dağ dalak otu, dalak otu, danakıran otu, deli otu, dereotu, dilotu, diş otu, dolama otu, dolma otu, domuz ayrık otu, domuz otu, dulaptal otu, dulavrat otu, eğir otu, eğrelti otu, engerek otu, esrar otu, eşek otu, evliya otu, fare otu, fıtık otu, gebre otu, gelin otu, geyik otu, göbek otu, güzelavrat otu, hamam otu, hasır otu, horozcuk otu, İdris otu, imparator otu, kabakulak otu, kanarya otu, kandıra otu, kan otu, kartallı eğrelti otu, kasık otu, kaşık otu, kedi otu, kelebek otu, kene otu, kıl otu, kırlangıç otu, kokulu çayır otu, kovan otu, koyun otu, kuduz otu, kum otu, kurbağa otu, kurşun otu, kuş otu, küstüm otu, limon otu, lohusa otu, marsıvan otu, mayasıl otu, melek otu, mercan otu, meyhaneci otu, misk otu, mübarek otu, nevruz otu, nezle otu, oğul otu, Oltu otu, ökse otu, öksürük otu, ölmez otu, pamuk otu, panzehir otu, pelin otu, pire otu, pisik otu, pisipisi otu, sabun otu, sakar otu, sancı otu, sarımsak otu, sedef otu, selam otu, semizotu, sıçanotu, sıraca otu, siğil otu, sinir otu, solucan otu, sökü otu, süpürge otu, süt otu, şerbetçi otu, şeytan otu, şifa otu, tarak otu, taşkıran otu, tavşancıl otu, turp otu, tükürük otu, türüz otu, tüylü dalak otu, uyuz otu, yakı otu, yapışkan otu, yara otu, yavşan otu, yoğurt otu, yüksük otu, zemberek otu, zembil otu, ciğer otları, sinir otları


OY


[isim]
  • Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey
  • Bu tercihi belirten işaret, söz veya yazı
  • Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih

Ata Sözleri ve Deyimler

  • oya koymak (veya sunmak)
  • oy vermek (veya kullanmak)

Birleşik Kelimeler: oy birliği, oy çokluğu, oy hakkı, oy kâğıdı, oy pusulası, oy sandığı, açık oy, beyaz oy, gizli oy, işari oy, karşı oy, kırmızı oy, yeşil oy, güvenoyu, halkoyu, kamuoyu

[ünlem]
  • Çeşitli duyguları anlatmak için kullanılan bir seslenme sözü

OBA


[isim]
  • Göçebelerin konak yeri

    Yarın daha gün ışımadan kovduracağım onları obadan. - Yaşar Kemal

  • Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile

    Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir. - Tarık Buğra

  • Genellikle bölmeli göçebe çadırı

Birleşik Kelimeler: obabaşı


ODA


[isim]
  • Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz

    Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü. - Ahmet Haşim

  • Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik

    Sanayi odası. Ticaret odası.

[tarih]
  • Yeniçeri kışlası

Birleşik Kelimeler: odabaşı, oda hapsi, oda müziği, oda spreyi, art oda, başoda, karanlık oda, kozmik oda, ön oda, arz odası, basınç odası, bekâr odası, bekleme odası, beslenme odası, çalışma odası, çubuk odası, doğum odası, etüt odası, halk odası, kabul odası, köy odası, kumanda odası, makam odası, makine odası, makyaj odası, misafir odası, müzik odası, oturma odası, reji odası, rejisörlük odası, sanayi odası, sandık odası, soyunma odası, ticaret odası, yatak odası, yemek odası, yer odası, yük odası


OHA


[ünlem]
  • Büyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
[argo]
  • Kaba ve yakışıksız davranışta bulunan kişilere karşı kullanılan söz

OJE (Kelime Kökeni: Fransızca onglé)


[isim]
  • Türlü renklerde tırnak cilası

    Tırnaklarına az önce sürdüğü gülkurusu ojenin kokusunu duyuyorum. - İnci Aral


OLE (Kelime Kökeni: İspanyolca ole)


[ünlem]
  • Yaşa

    Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile, her sineden ole! - Yahya Kemal Beyatlı


OMA


[isim] [halk ağzında]
  • Kalça kemiği
  • Bel kemiği