ÇİKOLATASIZ Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler



ÇİKOLATASIZ harflerini içeren 6 harfli 28 kelime bulunuyor. 6 harfli ÇİKOLATASIZ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

TAÇSIZ14, AÇISAL11, ALTSIZ11, ISKAÇA11, KOZALI11, SAZLIK11, AZATLI10, ALIKÇA10, ALAÇIK10, KAZALI10, LAKTOZ10, OZALİT10, SAATÇİ10, ÇATLAK9, ISKOTA9, LAKTAZ9, İSKOTA8, KASALI8, SALTIK8, SAKALI8, TOKALI8, TASALI8, ATALIK7, KALSİT7, LASTİK7, SAATLİ7, TASLAK7, TALİKA6


TALİKA (Kelime Kökeni: Rusça)


[isim] [eskimiş]
  • Dört tekerlekli, üstü kapalı, yaylı bir tür at arabası

ATALIK


[isim]
  • Ataya yakışır davranış, babalık

KALSİT (Kelime Kökeni: Fransızca calcite)


[isim] [mineraloji]
  • Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı

    Tebeşir bir tür kalsittir.


LASTİK (Kelime Kökeni: Fransızca élastique)


[isim]
  • Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç

    Lastikleri ayağında, bastonu koluna asılı, erkenciydi yine. - Necati Cumalı

[sıfat]
  • Kauçuktan yapılmış

    Rıza, lastik yakalığı fırlamış, gözleri dönmüş, kan ter içinde içeriye düşer. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lastik gibi

Birleşik Kelimeler: lastik ağacı, lastik tutkalı, kuş lastiği, balon lastik, dış lastik, iç lastik, yedek lastik


SAATLİ


[sıfat]
  • Saati olan, saati bulunan

    Sınıfın bir tek saatlisi olduğu için onu her derste birkaç defa çıkarıyor. - Sait Faik Abasıyanık

Birleşik Kelimeler: saatli bomba


TASLAK


[isim]
  • Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma

    Evet, diye devam ettim, hikâyen henüz taslak hâlinde. - Refik Halit Karay

[mecaz]
  • Usta olmadığı hâlde kendini ustaymış gibi göstermeye çalışan kimse

Birleşik Kelimeler: kabataslak


İSKOTA (Kelime Kökeni: İtalyanca scotta)


[isim] [denizcilik]
  • Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım

    Suların kaburgalarındaki serinliği / iskotada uğuldayan rüzgâr - Orhan Veli Kanık


KASALI


[sıfat]
  • Kasası olan

SALTIK


[sıfat] [felsefe]
  • Mutlak
[toplum bilimi]
  • Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği)

SAKALI


[sıfat]
  • Saka hastalığına tutulmuş

    İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu. - Refik Halit Karay


TOKALI


[sıfat]
  • Tokası olan, toka takılmış olan

    Başına, altın kaplama tokalı, yana sarkan çuha püsküllü bir şapka giymiş. - Memduh Şevket Esendal


TASALI


[sıfat]
  • Tasası olan, kaygılı, endişeli

    Bulutlu, tasalı gözlerle önüne bakıyordu, fazla bir şey söylemiyordu. - Halide Edip Adıvar


ÇATLAK


[sıfat]
  • Çatlamış olan

    Çatlak bardak.

[mecaz]
  • Deli

    Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım? - Oktay Rifat

[isim]
  • Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık

    Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti. - Aka Gündüz

[isim]
  • Ara, aralık

    İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar. - Halikarnas Balıkçısı

[isim] [mecaz]
  • Değişimin başlangıcı

    Yaşantımda çatlaklar oluşmaya başlamıştı. - Emine Işınsu

[isim] [jeoloji]
  • Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz

    Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu. - Tarık Buğra

[isim] [tıp]
  • Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür

Birleşik Kelimeler: çatlak ses, çatlak zurna, kafası çatlak, kasık çatlağı


ISKOTA (Kelime Kökeni: İtalyanca scotta)


[isim] [denizcilik]
  • Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip

LAKTAZ (Kelime Kökeni: Fransızca lactase)


[isim] [kimya]
  • Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi