L İle Biten Kelimeler

L ile biten 1384 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


L ile biten Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


14 Harfli Kelimeler

ANTİBAKTERİYEL, CEMAZİYELEVVEL

13 Harfli Kelimeler

ALACABALIKÇIL, DİKDÖRTGENSEL, ENTERNASYONAL, HETEROSEKSÜEL, HİPERBOLOİDAL, İNFİNİTEZİMAL, İNKİSARIHAYAL, İSTATİSTİKSEL, KONVANSİYONEL, SOSYOKÜLTÜREL, TRANSANDANTAL

12 Harfli Kelimeler

ARİTMETİKSEL, BİYOKİMYASAL, DİFERANSİYEL, EKSTRASİSTOL, ELEKTROMOBİL, ENSTRÜMANTAL, JEOSENKLİNAL, MAKROMOLEKÜL, MATEMATİKSEL, METROSEKSÜEL, RASTLANTISAL, REBİYÜLEVVEL, TEŞRİNİEVVEL, TRANSSEKSÜEL

11 Harfli Kelimeler

BEYNELLEL, BİYOMEDİKAL, ÇAĞRIŞIMSAL, ÇEKİRDEKSEL, ÇEŞMİBÜLL, DOLİKOSEFAL, ENDÜSTRİYEL, ENTELEKTÜEL, FELDMAREŞAL, FONKSİYONEL, GAYRİMENKUL, GELİŞİGÜZEL, HİDROTERMAL, HOMOSEKSÜEL, İZZETÜİKBAL, KANUNUEVVEL, PROFESYONEL, SANSASYONEL, SANTİMANTAL, SİLİNDİRSEL, SUKUTUHAYAL, TERCÜMEİHAL, TRADİSYONEL, VARSAYIMSAL Devamını Gör

10 Harfli Kelimeler

AKBALIKÇIL, ALTYAPISAL, ANDROSEFAL, ANLATIMSAL, ARSIULUSAL, ASTROPİKAL, BAKTERİYEL, BARPARALEL, BİBLİYOFİL, BRAKİSEFAL, CİHANŞÜMUL, DARBIMESEL, DARIFÜLL, ELEKTROFİL, ELİPSOİDAL, EVLADÜİYAL, EYTİŞİMSEL, FARZIMUHAL, FOSFORIŞIL, GAYRİKABİL, GAYRİMAKUL, GELENEKSEL, GERMANOFİL, GİRİŞİMSEL, GÖRENEKSEL, GÖRÜNTÜSEL, GRAMATİKAL, HERZEVEKİL, HİDROSEFAL, Devamını Gör

9 Harfli Kelimeler

AKLIEVVEL, AKSÜLAMEL, AKTÖRESEL, AKTÜERYAL, ALEMŞÜMUL, ANLATISAL, ANTEROSEL, ANTİTONAL, ANTİVİRAL, ATARKANAL, BAĞLAMSAL, BASKETBOL, BEHEMEHAL, BERTAFSİL, BEYTÜLMAL, BİSEKSÜEL, BİYODİZEL, BOZBAKKAL, BUĞDAYCIL, ÇEVRİMSEL, DESTANSAL, DİYAGONAL, DÖMİFİNAL, DÜŞLEMSEL, DÜZLEMSEL, EĞİTİMSEL, EKVATORAL, ELEŞTİREL, ESPRİTÜEL, Devamını Gör

8 Harfli Kelimeler

ABECESEL, AKHARDAL, ALELUSUL, ANAERKİL, ANAYASAL, ANGLOFİL, ANLAMSAL, ATAERKİL, BALIKÇIL, BARIŞÇIL, BARKAROL, BAŞVEKİL, BATAKÇIL, BEDENSEL, BEGONVİL, BELGESEL, BERKEMAL, BETİMSEL, BEYİNSEL, BİÇİMSEL, BİLİMSEL, BİLİŞSEL, BİREYSEL, BİRİNCİL, BİTKİSEL, BÖCEKÇİL, BÖLGESEL, BÖLÜMSEL, BUDUNSAL, Devamını Gör

7 Harfli Kelimeler

ADAMCIL, AĞAÇSIL, AĞITSAL, AĞIZCIL, AĞIZSIL, AKÇASAL, AKILSAL, AKKEFAL, AKROPOL, AKSAKAL, AKVAREL, AMFİBOL, ANDAVAL, ANITSAL, ANORMAL, ANSAMBL, ARAÇSAL, ARZUHAL, ASOSYAL, AVROVİL, AYNAKOL, BABACIL, BANDROL, BAZOFİL, BEŞAMEL, BEYZBOL, BİLFİİL, BOPSTİL, BRÜKSEL, Devamını Gör

6 Harfli Kelimeler

ACIGÖL, AÇISAL, AKTÜEL, ALVEOL, AMETAL, AMİRAL, ANACIL, ANAMAL, ANASIL, ANISAL, ANOFEL, ATOMAL, ATONAL, AZONAL, AZRAİL, BAKKAL, BALBAL, BAMBUL, BANJUL, BASKİL, BASKÜL, BAŞMAL, BAŞROL, BATTAL, BATYAL, BAYSAL, BENCİL, BENZOL, BERDEL, Devamını Gör

5 Harfli Kelimeler

ABDAL, AÇVAL, ADSAL, AHVAL, AKÇIL, ALL, ALKOL, AMPUL, APRİL, APTAL, ARDIL, BAĞIL, BANAL, BASİL, BATIL, BAVUL, BAZAL, BEDEL, BEMOL, BERİL, BICIL, BİYEL, BUZUL, CAHİL, CEBEL, CEDEL, CEHİL, CELAL, CELİL, Devamını Gör

4 Harfli Kelimeler

ACİL, ACUL, ADIL, ADİL, AFAL, AGEL, AĞIL, AKIL, AKİL, ALİL, AMAL, AMEL, AMİL, ANAL, APEL, ASAL, ASIL, ASİL, ATEL, ATIL, ATOL, AVAL, AYAL, AYOL, AZEL, AZİL, AZOL, ECEL, EĞİL, Devamını Gör

3 Harfli Kelimeler

BAL, BEL, BOL, BUL, ÇAL, ÇİL, ÇÖL, ÇUL, DAL, DİL, DÖL, DUL, FAL, FEL, FİL, FOL, FUL, GOL, GÖL, GÜL, HAL, HOL, JEL, JUL, KAL, KEL, KIL, KİL, KOL, Devamını Gör

2 Harfli Kelimeler

AL, EL, İL, OL


AL


[isim]
  • Kanın rengi, kızıl, kırmızı
[sıfat]
  • Bu renkte olan

    Al bayrak. Al çuha.

  • Dorunun açığı, kızıla çalan at donu
[sıfat]
  • Bu renkte olan (at)
  • Yüze sürülen pembe düzgün, allık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • al elmaya taş atan çok olur
  • al giymedim ki alınayım
  • al gömlek gizlenemez
  • alı alına, moru moruna
  • alı al, moru mor
  • al kanlara boyanmak
  • al kiraz üstüne kar yağmış

Birleşik Kelimeler: albasma, albastı, al bayrak, alkarısı, al sancak, alyuvar

[isim] [eskimiş]
  • Aldatma, düzen, tuzak, hile

Ata Sözleri ve Deyimler

  • al ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz

[kimya]
  • Alüminyum elementinin simgesi

EL


[isim] [anatomi]
  • Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü

    El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk - Ziya Osman Saba

  • Sahiplik, mülkiyet

    Elimdeki bütün parayı bu eve yatırdım.

  • Kez, defa

    İki el silah sesi duyuldu.

  • İskambil oyunlarında oynama sırası
  • İskambil oyunlarında her bir tur

    Kış geceleri arkadaşlar arasında bir el poker çevirmek de keyiftir. - Peyami Safa

  • Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü

    Kapı eli.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ... elinden çıkmak
  • el (veya elini) uzatmak
  • el (veya elini) yakmak
  • el açmak
  • el almak
  • el atmak
  • el ayak (veya etek) çekmek
  • el ayak çekilmek
  • el bağlamak
  • el basmak
  • el bebek gül bebek
  • el bende!
  • el çekmek
  • el çektirmek
  • el çırpmak
  • elde (veya elinde) olmamak
  • elde avuçta (bir şey) kalmamak
  • elde avuçta (ne varsa)
  • elde etmek
  • el değiştirmek
  • el değmemek
  • elde kalmak
  • eldeki yara, yarasıza duvar deliği
  • elden ağza yaşamak
  • elden ayaktan düşmek (veya kesilmek)
  • elden bırakmamak (veya düşürmemek)
  • elden çıkarmak
  • elden çıkmak
  • elden geçirmek
  • elden gel!
  • elden geldiği kadar
  • elden gelmemek
  • elden gitmek
  • elden kaçırmak
  • elden kaçmak
  • elden ne gelir?
  • elde tutmak
  • el dokunulmamak
  • ele alınır
  • ele alınmaz
  • ele almak
  • ele avuca sığmamak
  • ele bakmak
  • ele geçirmek
  • ele geçmek
  • ele gelmek
  • el elde baş başta
  • el elden kalmaz, dil dilden kalmaz
  • el elden üstündür (ta arşa kadar)
  • el el ile, değirmen yel ile
  • el eli yıkar, iki el yüzü
  • el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
  • el el üstünde oturmak
  • el ermez, güç yetmez
  • el etek öpmek
  • el etek tutmak
  • el etmek
  • ele vermek
  • eli (veya elleri) armut devşirmek
  • eli alışmak
  • eli altında olmak
  • eli ayağı (olmak)
  • eli ayağı (veya ayağına) dolaşmak
  • eli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak)
  • eli ayağı titremek
  • eli ayağı tutmak
  • eli aza varmamak
  • eli boş çıkmak
  • eli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek)
  • eli boş gelmek
  • eli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak)
  • eli değmek
  • eli dursa ayağı durmaz
  • eli ekmek tutmak
  • eli eline değmemek
  • eli ermek
  • eli ermez gücü yetmez
  • eli genişlemek
  • eli gitmek
  • eli harama uzanmak
  • eli işe yatmak
  • eli kalem tutmak
  • eli kırılmak
  • eli kırılsın!
  • eli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya olmak)
  • eli kolu bağlı durmak
  • eli kurusun!
  • elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi
  • elinde ... var
  • elinde avucunda nesi varsa
  • elinde bulunmak (veya olmak)
  • elinde büyümek
  • elinde kalmak
  • elinden
  • elinden (bir şey) düşmemek
  • elinden (bir şeyi) düşürmemek
  • elinden almak
  • elinden bir iş (veya şey) gelmemek
  • elinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmak
  • elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak
  • elinden geleni yapmak
  • elinden gelmek
  • elinden hiçbir şey kurtulmamak
  • elinden iş çıkmamak
  • elinden iyi iş gelmek
  • elinden kan çıkmak
  • elinden kurtulmak
  • elinden tutmak
  • elinde olmak
  • elinde olmak
  • elinde patlamak
  • elinde tutmak
  • eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık
  • eline almak
  • eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)
  • eline ayağına üşenmemek
  • eline bakmak
  • eline doğmak
  • eline düşmek
  • eline erkek eli değmemiş olmak
  • eline eteğine doğru
  • eline eteğine sarılmak
  • eline fırsat geçmek
  • eline geçmek
  • eline kalmak
  • eline su dökemez
  • eline tutuşturmak
  • eline yüzüne bulaştırmak
  • elini arı kovanına sokmak
  • elini ayağını (veya eteğini) kesmek (veya çekmek)
  • elini ayağını öpeyim
  • elini belli etmek (veya göstermek)
  • elini çabuk tutmak
  • elini kana bulamak (veya bulaştırmak)
  • elini kolunu bağlamak
  • elini kolunu sallaya sallaya gelmek
  • elini kolunu sallaya sallaya gezmek
  • elini kulağına atmak
  • elinin altında (olmak)
  • elinin hamuruyla erkek işine karışmak
  • elinin tersiyle çarpmak
  • elinin tersiyle itmek
  • elini oynatmak
  • elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)
  • elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
  • elini sürmemek
  • elini taşın altına koymak (veya sokmak)
  • elini veren kolunu alamaz
  • elini vicdanına koymak
  • elinle ver, ayağınla ara
  • eli olmak
  • eli para görmek
  • eli silah tutmak
  • eli varmamak (veya gitmemek)
  • eli yatmak
  • eliyle koymuş gibi
  • el kadar
  • el kaldırmak
  • el katmak
  • el koymak
  • ellerde gezmek
  • elleri (veya ellerin) dert görmesin
  • ellerim yanıma gelsin
  • eller yukarı!
  • elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak
  • elle tutulur
  • elle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır)
  • elle tutulur tarafı olmamak
  • el ovuşturmak
  • el öpenlerin çok olsun!
  • el öpmek
  • el öpmekle ağız aşınmaz
  • el pençe
  • el pençe divan
  • el pençe divan durmak
  • el sıkışmak
  • el sıkmak
  • el sürmemek
  • el tazelemek
  • el terazi, göz mizan
  • el tutmak
  • el üstünde tutmak
  • el vergisi, gönül sevgisi
  • el vermek
  • el vurmamak
  • el yarası onulur, dil yarası onulmaz
  • el yıkamak

Birleşik Kelimeler: el alışkanlığı, el altında, el altından, el arabası, el ayası, elbasan tavası, el bezi, el birliği, el bombası, el çabukluğu, el çantası, el değirmeni, el duşu, el ele, el emeği, elense, el erimi, el erki, elezer, el falı, el feneri, el freni, el havlusu, el ilanı, el işçiliği, el işi, el kantarı, el keseri, el kılavuzu, el kiri, el kitabı, el notu, el oltası, elöpen, el sabunu, el sanatları, el sözlüğü, el şakası, el tası, el telefonu, el telsizi, el topu, el ulağı, el uzluğu, el yatkınlığı, el yazısı, el yazması, el yordamıyla, elde bir, elden ele, eli açık, eli ağır, eli ayağı düzgün, eli bayraklı, elibelinde, eli belinde, eli bol, eli boş, eliböğründe, eli böğründe, eli çabuk, eli dar, eli geniş, eli hafif, eli koynunda, eli kulağında, eli mahkûm, eli maşalı, elimsende, eli nimetli, eli selek, eli sıkı, eli sopalı, eli şakağında, eli yatkın, eli uz, eli uzun, eli yatkın, eli yordamlı, eli yüreğinde, eli yüzü düzgün, eli yüzü temiz, eline ağır, eline ayağına çabuk, eline çabuk, elinin körü, azel, art elden, havvaanaeli

[isim]
  • Yakınların dışında kalan kimse, yabancı

    Kâtip benim ben kâtibin, el ne karışır! - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • el ağzına bakan, karısını tez boşar
  • el arı düşman gayreti
  • el beğenmezse yer beğensin
  • elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
  • elden vefa, zehirden şifa
  • ele güne karşı
  • el elin aynasıdır
  • el elin eşeğini türkü çağırarak arar
  • el elin nesine, gülerek gider yasına
  • el eliyle yılan tutulur
  • ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı
  • el için ağlayan gözden olur
  • el için kuyu kazan, evvela kendisi düşer
  • el için yanma nâra, yak çubuğunu bak keyfine
  • el ile gelen düğün bayram
  • elin ağzı torba değil ki büzesin
  • el iyisi olmak
  • el kazanıyla aş kaynamaz
  • el kazanıyla aş kaynatmak
  • el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır

Birleşik Kelimeler: el adamı, el âlem, el kapısı, elkızı, eloğlu, yedi kat el

[isim]
  • Ülke, yurt, il

    Çöller, Yemen ellerinden beter imiş. - Aka Gündüz

  • Halk, ahali
[halk ağzında]
  • Oba, aşiret

    Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir - Dadaloğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • elde bulunan beyde bulunmaz
  • el mi yaman bey mi yaman? el yaman!

Birleşik Kelimeler: yad el, gurbet eli, Türk eli, yad eller


İL


[isim]
  • Ülkenin vali yönetimindeki bölümü, vilayet

    İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. - Anayasa

  • Şehrin niteliklerini taşıyan büyük yerleşim yeri
  • Ülke, yurt
[tarih]
  • Eski Türklerde devlet

Birleşik Kelimeler: ilbay


OL


[sıfat] [eskimiş]
  • O gösterme sıfatı

    Dedi gördüm ol habibin anasın - Süleyman Çelebi

[zamir]
  • O gösterme zamiri

BOL


[sıfat]
  • İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı

    Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm. - Peyami Safa

  • Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı

    Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş. - Burhan Felek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bol doğramak

Birleşik Kelimeler: bol bol, bol bolamat, bol bulamaç, bol kepçe, bol keseden, bol paça, eli bol, gönlü bol

[isim]
  • Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki

BUL


[isim]
  • Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta

BAL


[isim]
  • Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde
  • Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı
  • Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bal alacak çiçeği bilmek (veya bulmak)
  • bal bal demekle ağız tatlanmaz
  • bal dök de yala
  • bal gibi
  • balı dibinden, yağı yüzünden
  • balın âlâsı oğlun tazesinden
  • balı olan bal yemez mi?
  • balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer
  • bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil
  • bal olan yerde sinek de olur
  • bal sağmak
  • bal tutan parmağını yalar

Birleşik Kelimeler: bal arısı, balçiçeği, bal dudak, balgümeci, balhane, bal kabağı, bal kelebeği, balköpüğü, bal mumu, bal özü, bal peteği, bal rengi, acı bal, deli bal, süzme bal, ağaç balı, çam balı, gümeç balı, gün balı, kedi balı, kehribar balı, meyan balı, oğul balı, pamuk balı


BEL


[isim] [halk ağzında]
  • İşaret

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bel etmek

[isim] [anatomi]
  • İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm

    Kolum, boynundan beline doğru kayıyor. - Yusuf Ziya Ortaç

[anatomi]
  • Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi

    Bel ağrısı.

[anatomi]
  • Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası
  • Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer

    Çıksam yüksek bellere gün eylesem / Acep nazlı yâr duyar mı ola? - Halk türküsü

  • Geminin orta bölümü
  • Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bel bağlamak
  • belden aşağı vurmak
  • beli açılmak
  • beli bükülmek
  • beli çökmek
  • belini bükmek
  • belini doğrultmak
  • belini kırmak
  • belini vermek
  • bel kırmak
  • bel vermek

Birleşik Kelimeler: bel ağrısı, bel bağı, bel evladı, bel fıtığı, belgevşekliği, bel kemeri, belkemiği, bel kemiği, bel kündesi, belsoğukluğu, beli bükük, yarı bel, yol bel, etek belde, elibelinde, eteği belinde, kantarı belinde

[isim] [fizyoloji]
  • Meni

Ata Sözleri ve Deyimler

  • beli gelmek
  • belinden gelmek

[isim]
  • Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bel bellemek

Birleşik Kelimeler: çatal bel

[isim] [fizik]
  • Ses şiddetiyle ilgili birim

ÇUL (Kelime Kökeni: Arapça cūl)


[isim]
  • Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma

    Geceleri Ali, bir çula bürünerek yatıyordu. - Ömer Seyfettin

  • Kıldan veya yünden yapılmış hayvan örtüsü

    Ata çul örtmek.

[eskimiş]
  • Tekke mensuplarının büründüğü örtü
[teklifsiz konuşmada]
  • Giyim, giysi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çul içinde arslan yatar
  • çulu düzmek (veya düzeltmek)

Birleşik Kelimeler: çul çaput, çultutmaz


ÇÖL


[isim]
  • Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi, sahra, badiye

    Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık. - Falih Rıfkı Atay

[mecaz]
  • Hiçbir şey yetişmeyen, olmayan yer

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çöle dönmek

Birleşik Kelimeler: çöl iklimi, çöl tavuğu, kum çölü


ÇİL


[isim] [hayvan bilimi]
  • Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağ tavuğu (Tetrastes bonasia)

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çil yavrusu gibi dağılmak

[isim]
  • Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler
  • Aynada oluşan leke
  • Bitki köklerindeki kıla benzer ince uzantılar
[sıfat]
  • Tüyünde küçük benekler bulunan (hayvan)

    Çil horoz.

[sıfat]
  • Yeni ve parlak (para veya altın)

    Anneme elli çil altın bıraktılar. - Aka Gündüz

Birleşik Kelimeler: çil çil


ÇAL


[isim] [halk ağzında]
  • Taşlık yer, çıplak tepe
[isim]
  • Denizli iline bağlı ilçelerden biri

DUL


[isim]
  • Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek

    Bebek'teki evinde bir dul kız kardeşiyle yalnız yaşar. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dul kalmak

Birleşik Kelimeler: dulaptal otu, dulavrat otu, karadul


DÖL


[isim]
  • Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, zürriyet, nesil

    Macarların çoğunun bize benzeyişinin bir nedeni de bu döl karışmasıdır. - Haldun Taner

  • Yavru, çocuk

    Yârenlik mi ediyordun, Kara Osman'ın dölüyle? - Turan Oflazoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • döl almak
  • döl vermek

Birleşik Kelimeler: döl ayı, döl döş, döl eşi, döl kesesi, döl yatağı, döl yolu, döllü döşlü, kırık dölü


DAL


[isim]
  • Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri

    Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar! - Tarık Buğra

  • Branş
  • Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alanı
[biyoloji]
  • Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dal budak salmak
  • dal gibi
  • dal gibi kalmak
  • dalları basmak
  • dal sürmek

Birleşik Kelimeler: dalkıran, dalkurutan, ana dal, yan dal, ana bilim dalı, harmandalı, zeytin dalı

[isim] [halk ağzında]
  • Arka, sırt
  • Kol
  • Omuz

    Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm - Halk türküsü

  • Boyun, ense

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dalına basmak
  • dalına binmek
  • dal vermek

Birleşik Kelimeler: ana dal, doruk dal

[sıfat]
  • Çıplak, yalın

    Dalkılıç. Daltaban.

Birleşik Kelimeler: dalfes, dalfidan, dalgündüz, dalkılıç, dalöğle, daltaban, daluyku, dalyarak