İçinde L Bulunan Kelimeler

içerisinde L geçen 29331 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


içerisinde L geçen Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


15 Harfli Kelimeler

ABANOZLAŞIVERME, ABANOZLAŞTIRMAK, ABİDELEŞTİRİLME, ACAYİPLEŞEBİLME, ACAYİPLEŞİVERME, ACAYİPLEŞTİRMEK, ACEMİLEŞEBİLMEK, ACEMİLEŞİVERMEK, ACILAŞTIRABİLME, AÇIKLAŞTIRILMAK, ADLANDIRABİLMEK, ADLANDIRIVERMEK, AFFETTİREBİLMEK, AĞAÇLANDIRILMAK, AĞDALAŞTIRILMAK, AĞIRLAŞTIRILMAK, AHMAKLAŞABİLMEK, AKILSALLAŞTIRMA, AKIŞKANLAŞTIRMA, AKKORLAŞTIRILMA, AKSETTİREBİLMEK, AKTİFLEŞEBİLMEK, AKTÜELLEŞTİRMEK, AKUPUNKTURCULUK, ALACAKLANDIRICI, ALACAKLANDIRMAK, ALAFRANGALAŞMAK, ALAMETİFARİKALI, ALÇAKLAŞABİLMEK, Devamını Gör

14 Harfli Kelimeler

ABANDIRABİLMEK, ABANOZLAŞTIRMA, ABARTILABİLMEK, ABİDELEŞTİRMEK, ACAYİPLEŞTİRME, ACELELEŞTİRMEK, ACEMİLEŞEBİLME, ACEMİLEŞİVERME, ACILAŞTIRILMAK, ACIMASIZLAŞMAK, ACINDIRABİLMEK, ACİZLEŞEBİLMEK, AÇIKLANABİLMEK, AÇIKLAŞTIRILMA, AÇIKLATABİLMEK, AÇIKLAYABİLMEK, AÇIKLAYIVERMEK, ADDEDİLEBİLMEK, ADIMLAYABİLMEK, ADLANDIRABİLME, ADLANDIRIVERME, AFFEDİLEBİLMEK, AFFETTİREBİLME, AFFOLUNABİLMEK, AĞAÇLANDIRILIŞ, AĞAÇLANDIRILMA, AĞDALAŞABİLMEK, AĞDALAŞIVERMEK, AĞDALAŞTIRILMA, Devamını Gör

13 Harfli Kelimeler

ABANDIRABİLME, ABARTILABİLME, ABİDELEŞTİRME, ABLAVUTLAŞMAK, ABUKLAŞTIRMAK, ACELELEŞTİRME, ACEMLEŞTİRMEK, ACILAŞABİLMEK, ACILAŞIVERMEK, ACILAŞTIRILMA, ACIMASIZLAŞMA, ACINDIRABİLME, ACİZLEŞEBİLME, AÇGÖZLÜLEŞMEK, AÇIKGÖZLEŞMEK, AÇIKLANABİLİR, AÇIKLANABİLME, AÇIKLAŞTIRMAK, AÇIKLATABİLME, AÇIKLAYABİLME, AÇIKLAYICILIK, AÇIKLAYIVERME, AÇIMLAYICILIK, ADDEDİLEBİLME, ADIMLAYABİLME, ADIYAMANLILIK, ADİLEŞEBİLMEK, ADİLEŞİVERMEK, ADLANDIRILMAK, Devamını Gör

12 Harfli Kelimeler

ABANOZGİLLER, ABANOZLAŞMAK, ABARTABİLMEK, ABARTISIZLIK, ABARTMACILIK, ABAZANLAŞMAK, ABDESTSİZLİK, ABLAVUTLAŞMA, ABUKLAŞTIRMA, ABULLABUTLUK, ACAYİPLEŞMEK, ACEMLEŞTİRME, ACILAŞABİLME, ACILAŞIVERME, ACILAŞTIRMAK, ACINDIRILMAK, AÇGÖZLÜLEŞME, AÇIKGÖZLEŞME, AÇIKGÖZLÜLÜK, AÇIKLAŞTIRMA, AÇIKLIKÖLÇER, AÇKILATILMAK, AÇTIRABİLMEK, ADALETSİZLİK, ADİLEŞEBİLME, ADİLEŞİVERME, ADİLEŞTİRMEK, ADLANDIRILIŞ, ADLANDIRILMA, Devamını Gör

11 Harfli Kelimeler

ABAJURCULUK, ABANOZLAŞMA, ABARTABİLME, ABARTICILIK, ABAZANLAŞMA, ABDESTLİLİK, ABİDELEŞMEK, ACAYİPLEŞME, ACCELERANDO, ACELELEŞMEK, ACEMBUSELİK, ACEMİLEŞMEK, ACIKABİLMEK, ACILAŞTIRMA, ACIMASIZLIK, ACINDIRILMA, ACITABİLMEK, ACIYABİLMEK, AÇILABİLMEK, AÇILIVERMEK, AÇKILATILMA, AÇTIRABİLME, ADALETLİLİK, ADAYABİLMEK, ADİLEŞTİRME, ADLANDIRMAK, ADLAŞTIRMAK, ADLİYECİLİK, AFACANLAŞMA, Devamını Gör

10 Harfli Kelimeler

ABARTILMAK, ABDÜLLEZİZ, ABİDELEŞME, ABLAVUTLUK, ABUKLAŞMAK, ACARLAŞMAK, ACELECİLİK, ACELELEŞME, ACEMİLEŞME, ACEMLEŞMEK, ACIKABİLME, ACITABİLME, ACIYABİLME, ACIYICILIK, ACİZLEŞMEK, AÇGÖZLÜLÜK, AÇIKGÖZLÜK, AÇIKLAMALI, AÇIKLANMAK, AÇIKLAŞMAK, AÇIKLATMAK, AÇIKLAYICI, AÇILABİLME, AÇILIVERME, AÇIMLANMAK, AÇIMLAYICI, AÇKILANMAK, AÇKILATMAK, AÇTIRILMAK, Devamını Gör

9 Harfli Kelimeler

ABARTILIŞ, ABARTILMA, ABARTMALI, ABAZANLIK, ABDALIMSI, ABDESTLİK, ABLACILIK, ABUKLAMAK, ABUKLAŞMA, ABULLABUT, ACARLAŞMA, ACAYİPLİK, ACEMLEŞME, ACENTELİK, ACIKILMAK, ACIKLILIK, ACILANMAK, ACILAŞMAK, ACINILMAK, ACISIZLIK, ACITILMAK, ACİZLEŞME, ACYOCULUK, AÇABİLMEK, AÇGÖZLÜCE, AÇIKLAMAK, AÇIKLANAN, AÇIKLANIŞ, AÇIKLANMA, Devamını Gör

8 Harfli Kelimeler

ABACILIK, ABAJURLU, ABARTILI, ABDALLIK, ABDESTLİ, ABECESEL, ABLAKLIK, ABONELİK, ABUKLAMA, ACELETEN, ACEMİLİK, ACIKILMA, ACILANMA, ACILAŞMA, ACILILIK, ACINILMA, ACITILMA, ACİZLERİ, AÇABİLME, AÇICILIK, AÇIKLAMA, AÇIMLAMA, AÇIÖLÇER, AÇKILAMA, AÇMAZLIK, ADAKLAMA, ADALESİZ, ADALETLİ, ADEMOĞLU, Devamını Gör

7 Harfli Kelimeler

ABESLİK, ABLAKÇA, ABLALIK, ABLATİF, ABLATYA, ABLAVUT, ABUKLUK, ABUSLUK, ACARLIK, ACELECİ, ACİZLİK, AÇGÖZLÜ, AÇIKLIK, AÇILAMA, AÇILMAK, AÇMALIK, ADAKLIK, ADALELİ, ADAMCIL, ADAMLIK, ADANALI, ADAŞLIK, ADAYLIK, ADCILIK, ADIMLIK, ADİLANE, ADİLLİK, ADLANMA, ADLAŞMA, Devamını Gör

6 Harfli Kelimeler

ABLACI, ABLUKA, ACIGÖL, ACIKLI, ACILIK, ACİLEN, AÇELYA, AÇILIM, AÇILIŞ, AÇILMA, AÇISAL, AÇKILI, ADAKLI, ADALAR, ADALET, ADİLİK, ADLİYE, AĞAÇLI, AĞALIK, AĞDALI, AĞIMLI, AĞIZLI, AĞLAMA, AĞLATI, AĞRILI, AHARLI, AHIRLI, AHİLİK, AHLAKİ, Devamını Gör

5 Harfli Kelimeler

ABALI, ABDAL, ABLAK, ABULİ, ACELE, ACILI, AÇLIK, AÇVAL, ADALE, ADALI, ADSAL, AFİLİ, AĞILI, AĞLAK, AHALİ, AHLAF, AHLAK, AHLAT, AHVAL, AKALA, AKÇIL, AKLAN, AKLEN, AKLIK, ALACA, ALAKA, ALARM, ALAZA, ALBAY, Devamını Gör

4 Harfli Kelimeler

ABLA, ABLİ, ACİL, ACUL, ADIL, ADİL, ADLI, ADLİ, AFAL, AGEL, AĞIL, AĞLI, AİLE, AKIL, AKİL, AKLI, AKLİ, ALAN, ALAY, ALAZ, ALÇI, ALDI, ALEM, ALET, ALEV, ALFA, ALGI, ALIÇ, ALIK, Devamını Gör

3 Harfli Kelimeler

ALA, ALG, ALİ, ALO, ALP, ALT, BAL, BEL, BOL, BUL, ÇAL, ÇİL, ÇÖL, ÇUL, DAL, DİL, DÖL, DUL, ELA, ELK, FAL, FEL, FİL, FLU, FOL, FUL, GOL, GÖL, GÜL, Devamını Gör

2 Harfli Kelimeler

AL, EL, İL, LA, LE, OL


AL


[isim]
  • Kanın rengi, kızıl, kırmızı
[sıfat]
  • Bu renkte olan

    Al bayrak. Al çuha.

  • Dorunun açığı, kızıla çalan at donu
[sıfat]
  • Bu renkte olan (at)
  • Yüze sürülen pembe düzgün, allık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • al elmaya taş atan çok olur
  • al giymedim ki alınayım
  • al gömlek gizlenemez
  • alı alına, moru moruna
  • alı al, moru mor
  • al kanlara boyanmak
  • al kiraz üstüne kar yağmış

Birleşik Kelimeler: albasma, albastı, al bayrak, alkarısı, al sancak, alyuvar

[isim] [eskimiş]
  • Aldatma, düzen, tuzak, hile

Ata Sözleri ve Deyimler

  • al ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz

[kimya]
  • Alüminyum elementinin simgesi

EL


[isim] [anatomi]
  • Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü

    El var, titrer durur, el var yumuk yumuk / El var pençe olmuş, el var yumruk - Ziya Osman Saba

  • Sahiplik, mülkiyet

    Elimdeki bütün parayı bu eve yatırdım.

  • Kez, defa

    İki el silah sesi duyuldu.

  • İskambil oyunlarında oynama sırası
  • İskambil oyunlarında her bir tur

    Kış geceleri arkadaşlar arasında bir el poker çevirmek de keyiftir. - Peyami Safa

  • Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü

    Kapı eli.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ... elinden çıkmak
  • el (veya elini) uzatmak
  • el (veya elini) yakmak
  • el açmak
  • el almak
  • el atmak
  • el ayak (veya etek) çekmek
  • el ayak çekilmek
  • el bağlamak
  • el basmak
  • el bebek gül bebek
  • el bende!
  • el çekmek
  • el çektirmek
  • el çırpmak
  • elde (veya elinde) olmamak
  • elde avuçta (bir şey) kalmamak
  • elde avuçta (ne varsa)
  • elde etmek
  • el değiştirmek
  • el değmemek
  • elde kalmak
  • eldeki yara, yarasıza duvar deliği
  • elden ağza yaşamak
  • elden ayaktan düşmek (veya kesilmek)
  • elden bırakmamak (veya düşürmemek)
  • elden çıkarmak
  • elden çıkmak
  • elden geçirmek
  • elden gel!
  • elden geldiği kadar
  • elden gelmemek
  • elden gitmek
  • elden kaçırmak
  • elden kaçmak
  • elden ne gelir?
  • elde tutmak
  • el dokunulmamak
  • ele alınır
  • ele alınmaz
  • ele almak
  • ele avuca sığmamak
  • ele bakmak
  • ele geçirmek
  • ele geçmek
  • ele gelmek
  • el elde baş başta
  • el elden kalmaz, dil dilden kalmaz
  • el elden üstündür (ta arşa kadar)
  • el el ile, değirmen yel ile
  • el eli yıkar, iki el yüzü
  • el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
  • el el üstünde oturmak
  • el ermez, güç yetmez
  • el etek öpmek
  • el etek tutmak
  • el etmek
  • ele vermek
  • eli (veya elleri) armut devşirmek
  • eli alışmak
  • eli altında olmak
  • eli ayağı (olmak)
  • eli ayağı (veya ayağına) dolaşmak
  • eli ayağı buz kesilmek (veya tutmamak)
  • eli ayağı titremek
  • eli ayağı tutmak
  • eli aza varmamak
  • eli boş çıkmak
  • eli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek)
  • eli boş gelmek
  • eli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak)
  • eli değmek
  • eli dursa ayağı durmaz
  • eli ekmek tutmak
  • eli eline değmemek
  • eli ermek
  • eli ermez gücü yetmez
  • eli genişlemek
  • eli gitmek
  • eli harama uzanmak
  • eli işe yatmak
  • eli kalem tutmak
  • eli kırılmak
  • eli kırılsın!
  • eli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya olmak)
  • eli kolu bağlı durmak
  • eli kurusun!
  • elimi sallasam ellisi, başımı sallasam tellisi
  • elinde ... var
  • elinde avucunda nesi varsa
  • elinde bulunmak (veya olmak)
  • elinde büyümek
  • elinde kalmak
  • elinden
  • elinden (bir şey) düşmemek
  • elinden (bir şeyi) düşürmemek
  • elinden almak
  • elinden bir iş (veya şey) gelmemek
  • elinden bir kaza (veya sakatlık) çıkmak
  • elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak
  • elinden geleni yapmak
  • elinden gelmek
  • elinden hiçbir şey kurtulmamak
  • elinden iş çıkmamak
  • elinden iyi iş gelmek
  • elinden kan çıkmak
  • elinden kurtulmak
  • elinden tutmak
  • elinde olmak
  • elinde olmak
  • elinde patlamak
  • elinde tutmak
  • eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık
  • eline almak
  • eline ayağına kapanmak (veya sarılmak veya düşmek)
  • eline ayağına üşenmemek
  • eline bakmak
  • eline doğmak
  • eline düşmek
  • eline erkek eli değmemiş olmak
  • eline eteğine doğru
  • eline eteğine sarılmak
  • eline fırsat geçmek
  • eline geçmek
  • eline kalmak
  • eline su dökemez
  • eline tutuşturmak
  • eline yüzüne bulaştırmak
  • elini arı kovanına sokmak
  • elini ayağını (veya eteğini) kesmek (veya çekmek)
  • elini ayağını öpeyim
  • elini belli etmek (veya göstermek)
  • elini çabuk tutmak
  • elini kana bulamak (veya bulaştırmak)
  • elini kolunu bağlamak
  • elini kolunu sallaya sallaya gelmek
  • elini kolunu sallaya sallaya gezmek
  • elini kulağına atmak
  • elinin altında (olmak)
  • elinin hamuruyla erkek işine karışmak
  • elinin tersiyle çarpmak
  • elinin tersiyle itmek
  • elini oynatmak
  • elini sallasa ellisi (başını sallasa tellisi)
  • elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
  • elini sürmemek
  • elini taşın altına koymak (veya sokmak)
  • elini veren kolunu alamaz
  • elini vicdanına koymak
  • elinle ver, ayağınla ara
  • eli olmak
  • eli para görmek
  • eli silah tutmak
  • eli varmamak (veya gitmemek)
  • eli yatmak
  • eliyle koymuş gibi
  • el kadar
  • el kaldırmak
  • el katmak
  • el koymak
  • ellerde gezmek
  • elleri (veya ellerin) dert görmesin
  • ellerim yanıma gelsin
  • eller yukarı!
  • elle tutulacak tarafı (veya yanı) kalmamak
  • elle tutulur
  • elle tutulur gözle görülür (veya dille anlatılır)
  • elle tutulur tarafı olmamak
  • el ovuşturmak
  • el öpenlerin çok olsun!
  • el öpmek
  • el öpmekle ağız aşınmaz
  • el pençe
  • el pençe divan
  • el pençe divan durmak
  • el sıkışmak
  • el sıkmak
  • el sürmemek
  • el tazelemek
  • el terazi, göz mizan
  • el tutmak
  • el üstünde tutmak
  • el vergisi, gönül sevgisi
  • el vermek
  • el vurmamak
  • el yarası onulur, dil yarası onulmaz
  • el yıkamak

Birleşik Kelimeler: el alışkanlığı, el altında, el altından, el arabası, el ayası, elbasan tavası, el bezi, el birliği, el bombası, el çabukluğu, el çantası, el değirmeni, el duşu, el ele, el emeği, elense, el erimi, el erki, elezer, el falı, el feneri, el freni, el havlusu, el ilanı, el işçiliği, el işi, el kantarı, el keseri, el kılavuzu, el kiri, el kitabı, el notu, el oltası, elöpen, el sabunu, el sanatları, el sözlüğü, el şakası, el tası, el telefonu, el telsizi, el topu, el ulağı, el uzluğu, el yatkınlığı, el yazısı, el yazması, el yordamıyla, elde bir, elden ele, eli açık, eli ağır, eli ayağı düzgün, eli bayraklı, elibelinde, eli belinde, eli bol, eli boş, eliböğründe, eli böğründe, eli çabuk, eli dar, eli geniş, eli hafif, eli koynunda, eli kulağında, eli mahkûm, eli maşalı, elimsende, eli nimetli, eli selek, eli sıkı, eli sopalı, eli şakağında, eli yatkın, eli uz, eli uzun, eli yatkın, eli yordamlı, eli yüreğinde, eli yüzü düzgün, eli yüzü temiz, eline ağır, eline ayağına çabuk, eline çabuk, elinin körü, azel, art elden, havvaanaeli

[isim]
  • Yakınların dışında kalan kimse, yabancı

    Kâtip benim ben kâtibin, el ne karışır! - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • el ağzına bakan, karısını tez boşar
  • el arı düşman gayreti
  • el beğenmezse yer beğensin
  • elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
  • elden vefa, zehirden şifa
  • ele güne karşı
  • el elin aynasıdır
  • el elin eşeğini türkü çağırarak arar
  • el elin nesine, gülerek gider yasına
  • el eliyle yılan tutulur
  • ele verir talkını (veya telkini), kendi yutar salkımı
  • el için ağlayan gözden olur
  • el için kuyu kazan, evvela kendisi düşer
  • el için yanma nâra, yak çubuğunu bak keyfine
  • el ile gelen düğün bayram
  • elin ağzı torba değil ki büzesin
  • el iyisi olmak
  • el kazanıyla aş kaynamaz
  • el kazanıyla aş kaynatmak
  • el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır

Birleşik Kelimeler: el adamı, el âlem, el kapısı, elkızı, eloğlu, yedi kat el

[isim]
  • Ülke, yurt, il

    Çöller, Yemen ellerinden beter imiş. - Aka Gündüz

  • Halk, ahali
[halk ağzında]
  • Oba, aşiret

    Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir - Dadaloğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • elde bulunan beyde bulunmaz
  • el mi yaman bey mi yaman? el yaman!

Birleşik Kelimeler: yad el, gurbet eli, Türk eli, yad eller


İL


[isim]
  • Ülkenin vali yönetimindeki bölümü, vilayet

    İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. - Anayasa

  • Şehrin niteliklerini taşıyan büyük yerleşim yeri
  • Ülke, yurt
[tarih]
  • Eski Türklerde devlet

Birleşik Kelimeler: ilbay


LA (Kelime Kökeni: İtalyanca la)


[isim] [müzik]
  • Gam dizisinde `sol` ile `si` arasındaki ses
  • Bu sesi gösteren nota işareti
[kimya]
  • Lantan elementinin simgesi

LE


  • Türk alfabesinin on beşinci harfinin adı, okunuşu

OL


[sıfat] [eskimiş]
  • O gösterme sıfatı

    Dedi gördüm ol habibin anasın - Süleyman Çelebi

[zamir]
  • O gösterme zamiri

ALP


[sıfat]
  • Yiğit, kahraman

Birleşik Kelimeler: alperen, alpyıldızı


ÂLÂ (Kelime Kökeni: Arapça aʿlā)


[sıfat]
  • İyi, pekiyi, daniska

    Beni Konya Lezzet Lokantası'na götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti. - Halide Edip Adıvar

Birleşik Kelimeler: arşıâlâ, ne âlâ, pekâlâ, dik âlâsı

[sıfat]
  • Karışık renkli, çok renkli, alaca

    Ala kilim eskimiş.

[isim]
  • Alabalık
[halk ağzında]
  • Açık kestane renginde olan, ela (göz)
[isim] [halk ağzında]
  • Kekliğin boynundaki siyah halka

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz

Birleşik Kelimeler: alabacak, alabalık, alabaş, alaçam, ala gün, alakarga, ala sulu, alatav, dağ alası, deniz alası, göl alası


ALG (Kelime Kökeni: Latince)


[isim] [bitki bilimi]
  • Su yosunu

ALİ (Kelime Kökeni: Arapça ʿālī)


[sıfat]
  • Yüce, yüksek

    Bu bizim en büyük, en şanlı, en ali bir günümüz, en mukaddes millî bayramımız. - Ömer Seyfettin

Birleşik Kelimeler: Babıali, zatıalileri, zatıaliniz

[isim]
  • `Kurnazca ve haince düzen` anlamında Ali Cengiz oyunu, `çok zorba` anlamında Ali kıran baş kesen, `bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek` anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz

ALO (Kelime Kökeni: Fransızca allô)


[ünlem]
  • Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü
[argo]
  • (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü

ALT


[isim]
  • Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı

    Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor. - Ziya Osman Saba

  • Bir nesnenin tabanı

    Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı. - Osman Cemal Kaygılı

  • Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü

    Altına sandalye çekmek.

  • Bir şeyin yere yakın bölümü
  • Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun
[sıfat]
  • Sınıflamalarda ikinci derecede olan

    Alt sınıf. Alt cins. Alt takım.

[sıfat]
  • Birkaç şeyden aşağıda olan

    Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş. - Haldun Taner

Ata Sözleri ve Deyimler

  • alt değirmen güçlü akar
  • alt etmek
  • altı alay üstü kalay
  • altı kaval, üstü şişhane (veya şeşhane)
  • altına etmek (veya kaçırmak)
  • altına imza atmak
  • altına imza koymak
  • altında kalmak
  • altında kalmamak
  • altından çapanoğlu çıkmak
  • altından girip üstünden çıkmak
  • altından kalkamamak
  • altını çizmek
  • altını değiştirmek
  • altını ıslatmak
  • altını kapatmak
  • altını kısmak
  • altını üstüne getirmek
  • altı tutmak
  • altı yaş olmak
  • alt olmak
  • alt perdeden konuşmak
  • altta kalanın canı çıksın
  • altta kalmak
  • alttan almak
  • alttan güreşmek
  • altta yok üstte yok

Birleşik Kelimeler: alt alta, alt başlık, alt bölüm, alt cins, alt çene, alt deri, alt diş, alt dudak, alt familya, alt geçit, alt gerilim, alt güverte, alt hava yuvarı, alt ırk, alt karşıt, alt kat, alt katman, alt kavuşum, alt kurul, alt sınıf, alt şube, alt tabaka, alt takım, alt tarafı, alt tür, altüst, alt yanı, altyapı, alt yazı, alt yazıcı, altı üstü, alttan alta, ayakaltı, bardakaltı, başaltı, baş altı, bayrakaltı, bilinçaltı, dam altı, denizaltı, deniz altı, deri altı, dilaltı, dil altı bezleri, ev altı, gözaltı, göz altı, hasıraltı, kahvaltı, kapıaltı, kaymakaltı, koltuk altı, köprüaltı çocuğu, Kubbealtı, kulak altı bezi, merdiven altı, normalaltı, rüzgâraltı, silahaltı, su altı, şuuraltı, topaltı, toprak altı, üst deri altı, yastıkaltı, yemekaltı, yeraltı, yer altı, el altında, el altından


BOL


[sıfat]
  • İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı

    Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm. - Peyami Safa

  • Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı

    Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş. - Burhan Felek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bol doğramak

Birleşik Kelimeler: bol bol, bol bolamat, bol bulamaç, bol kepçe, bol keseden, bol paça, eli bol, gönlü bol

[isim]
  • Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki

BUL


[isim]
  • Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta

BAL


[isim]
  • Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde
  • Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı
  • Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bal alacak çiçeği bilmek (veya bulmak)
  • bal bal demekle ağız tatlanmaz
  • bal dök de yala
  • bal gibi
  • balı dibinden, yağı yüzünden
  • balın âlâsı oğlun tazesinden
  • balı olan bal yemez mi?
  • balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer
  • bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil
  • bal olan yerde sinek de olur
  • bal sağmak
  • bal tutan parmağını yalar

Birleşik Kelimeler: bal arısı, balçiçeği, bal dudak, balgümeci, balhane, bal kabağı, bal kelebeği, balköpüğü, bal mumu, bal özü, bal peteği, bal rengi, acı bal, deli bal, süzme bal, ağaç balı, çam balı, gümeç balı, gün balı, kedi balı, kehribar balı, meyan balı, oğul balı, pamuk balı