İçerisinde SÖZ Bulunan Kelimeler

içerisinde SÖZ geçen 30 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


içerisinde SÖZ geçen Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


15 Harfli Kelimeler

SÖZLENDİRİCİLİK

12 Harfli Kelimeler

SÖZLENDİRİCİ, SÖZLENDİRMEK, SÖZÜNÜBİLMEZ

11 Harfli Kelimeler

SÖZGÖTÜRMEZ, SÖZLENDİRME, SÖZLEŞMESİZ, SÖZLÜKÇÜLÜK

10 Harfli Kelimeler

SÖZLEŞMELİ

9 Harfli Kelimeler

DANSÖZLÜK, SÖZLENMEK, SÖZLEŞMEK

8 Harfli Kelimeler

SÖZCÜLÜK, SÖZLENME, SÖZLEŞME, SÖZLÜKÇE, SÖZLÜKÇÜ

7 Harfli Kelimeler

ATASÖZÜ

6 Harfli Kelimeler

DANSÖZ, SÖZCÜK, SÖZLÜK, SÖZSEL, SÖZSÜZ

5 Harfli Kelimeler

MASÖZ, SÖZCE, SÖZCÜ, SÖZDE, SÖZEL, SÖZ

3 Harfli Kelimeler

SÖZ


SÖZ


[isim]
  • Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil
  • Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük
  • Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi

    Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

  • Kesinlik kazanmayan haber, söylenti

    Ortalıkta bir söz dolaşıyor.

  • Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme

    O, sözünde duran bir adamdır.

  • Müzik parçalarının yazılı metni, güfte

    Şarkının sözleri çok anlamlı.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • söz açmak
  • söz almak
  • söz altında kalmamak
  • söz anlamaz
  • söz anlatmak
  • söz anlayan beri gelsin
  • söz aramızda
  • söz atmak
  • söz ayağa düşmek
  • söz bir, Allah bir
  • söz çakmak
  • söz çıkarmak
  • söz çıkmak
  • sözde kalmak
  • sözden anlamak
  • söz dinlemek (veya tutmak)
  • söz düşmemek
  • söz düşürmek
  • söze atılmak
  • söze başlamak
  • söze boğmak
  • söze dalmak
  • söze karışmak
  • söze son vermek
  • söz etmek
  • söze yatmak
  • söz geçirmek
  • söz gelmek
  • söz getirmek
  • söz götürmek
  • söz götürmez
  • söz gümüşse sükût altındır
  • söz işitmek
  • söz kaldıramamak
  • söz kesmek
  • söz olmak
  • söz sözü açmak
  • söz taşımak
  • söz tutmak
  • sözü (veya sözünü) çevirmek
  • sözü açılmak
  • sözü ağzına tıkamak
  • sözü ağzında bırakmak
  • sözü ağzında gevelemek
  • sözü ağzında kalmak
  • sözü ağzından almak
  • sözü bağlamak
  • sözü dağıtmak
  • sözü dolandırmak
  • sözü döndürüp dolaştırmak
  • sözü edilmek
  • sözü geçmek
  • sözü kesmek
  • sözü kısa kesmek
  • sözüm meclisten dışarı
  • sözü mü olur?
  • sözüm yabana
  • sözün ardı boşa çıkmak
  • sözünde durmak
  • sözünden çıkmamak
  • sözünden dönmek
  • sözüne gelmek
  • sözüne sadık kalmak
  • sözünü (veya sözünüzü) balla kestim (veya kesiyorum)
  • sözünü bağlamak
  • sözünü bilmek
  • sözünü bilmemek
  • sözünü esirgememek (veya sakınmamak)
  • sözünü etmek
  • sözünü geri almak
  • sözünü kesmek
  • sözünün eri
  • sözünü tutmak
  • sözünü tutmak
  • sözünü yabana atmamak
  • sözünü yedirmek
  • sözünü yemek
  • sözü sohbeti yerinde
  • sözü tartmak
  • sözü uzatmak
  • söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir
  • söz vermek
  • söz yetiştirmek
  • söz yok!

Birleşik Kelimeler: söz başı, söz birliği, söz bölüğü, söz bölükleri, söz cambazı, söz dağarcığı, söz dalaşı, söz dizimi, söz düellosu, söz ebesi, söz ehli, söz gelimi, söz gelişi, söz gösterisi, sözgötürmez, söz hazinesi, söz karışıklığı, söz kesimi, söz konusu, söz meydanı, söz misali, söz rüşveti, söz sahibi, söz sırası, söz temsili, söz ustası, söz varlığı, söz yarışı, söz yazarı, söz yitimi, söz zinciri, sözüm ona, sözün kısası, sözüne sahip, acı söz, ağır söz, ara söz, beylik söz, eğri söz, iğneli söz, katı söz, kuru söz, lastikli söz, ön söz, pis söz, sav söz, son söz, tatlı söz, atasözü, namus sözü, şeref sözü


MASÖZ (Kelime Kökeni: Fransızca masseuse)


[isim]
  • Bayan masajcı

SÖZLÜ


[sıfat]
  • Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, oral, yazılı karşıtı

    Bu konuda sözlü bir mutabakat yoktu aralarında, sözsüz bir uzlaşmaydı yalnızca. - Üstün Dökmen

[isim]
  • Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu

Birleşik Kelimeler: sözlü film, sözlü kültür, sözlü saldırı, sözlü soru önergesi, sözlü tarih, açık sözlü, çok sözlü, sazlı sözlü, tatlı sözlü, tok sözlü


SÖZEL


[sıfat]
  • Sözle ilgili, söze dayanan
  • Sosyal konuları kapsayan (sınav)

Birleşik Kelimeler: sözel öğrenme


SÖZDE


[sıfat]
  • Gerçekte öyle olmayıp öyle geçinen veya bilinen

    Bugün bir ikinci moda da çıplaklıktır fakat bu bir sözde çıplaklıktır. - Halide Edip Adıvar

[zarf]
  • Sözüm ona, sanki, güya

    El fenerim de çantanın üstündeymiş sözde fakat göremiyorum. - Adalet Ağaoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sözde kalmak

Birleşik Kelimeler: sözde özne


SÖZCÜ


[isim]
  • Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse

    Kongrede bunların beş yüz sözcüsü bulunuyordu. - Haldun Taner

Birleşik Kelimeler: grev sözcüsü, kanun sözcüsü, yasa sözcüsü


SÖZCE


[zarf]
  • Söz bakımından

DANSÖZ (Kelime Kökeni: Fransızca danseuse)


[isim]
  • Dans etmeyi meslek edinmiş kadın

SÖZSÜZ


[sıfat]
  • Konuşmadan yapılan, kelimesiz

    Bu konuda sözlü bir mutabakat yoktu aralarında, sözsüz bir uzlaşmaydı yalnızca. - Üstün Dökmen

[müzik]
  • Sözleri olmaksızın çalınan (müzik), çalgısal, enstrümantal

Birleşik Kelimeler: sözsüz oyun


SÖZSEL


[sıfat]
  • Söze ilişkin, sözle ilgili

    Eski musikimizin sözsel özelliğinde saptadığımız iç anlam yelpazelerine gönül vererek Boğaziçi'ni duyguya getirir. - Selim İleri


SÖZLÜK


[isim]
  • Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser, lügat

    Türkçe Sözlük, Tarama Sözlüğü, Fransızca-Türkçe Sözlük, Türkçeden Almancaya Sözlük.

Birleşik Kelimeler: sözlük bilgisi, sözlük birimi, ansiklopedik sözlük, cep sözlüğü, el sözlüğü


SÖZCÜK


[isim]
  • Kelime

    Can ile ruh sözcükleri çoğu zaman aynı anlamda kullanılıyor. - Aydın Boysan

Birleşik Kelimeler: sözcük bilimi, sözcük hazinesi, sözcük türü, sözcük vurgusu, anahtar sözcük


ATASÖZÜ


[isim]
  • Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel

    Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir. - Nazım Hikmet


SÖZLÜKÇÜ


[isim]
  • Sözlük yazan ve hazırlayan kimse, lügatçi, leksikograf

SÖZLÜKÇE


[isim]
  • Herhangi bir bilim dalının söz varlığını içeren sözlük