İçinde N Bulunan Kelimeler

içerisinde N geçen 17553 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


içerisinde N geçen Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


15 Harfli Kelimeler

ABANOZLAŞIVERME, ABANOZLAŞTIRMAK, ABSTRAKSİYONİZM, ADLANDIRABİLMEK, ADLANDIRIVERMEK, AĞAÇLANDIRILMAK, AKIŞKANLAŞTIRMA, AKUPUNKTURCULUK, ALACAKLANDIRICI, ALACAKLANDIRMAK, ALAFRANGALAŞMAK, ALEVLENDİRİLMEK, ALIKONULABİLMEK, ALINTILANABİLME, ALINTILAYABİLME, ALKIŞLANABİLMEK, ALTERNATİFLİLİK, ANESTEZİYOLOJİK, ANITLAŞTIRILMAK, ANLAMLANDIRILIŞ, ANLAMLANDIRILMA, ANLAŞTIRABİLMEK, ANLAYIŞSIZLAŞMA, ANONİMLEŞTİRMEK, ANORMALLEŞTİRME, ANTİEMPERYALİST, ANTİEMPERYALİZM, ANTİKOMÜNİSTLİK, ANTİPATİKLEŞMEK, Devamını Gör

14 Harfli Kelimeler

ABANDIRABİLMEK, ABANDIRIVERMEK, ABANOZLAŞTIRMA, ACINDIRABİLMEK, AÇIKLANABİLMEK, ADLANDIRABİLME, ADLANDIRIVERME, AFFOLUNABİLMEK, AFYONKARAHİSAR, AĞAÇLANDIRILIŞ, AĞAÇLANDIRILMA, AĞIRLANABİLMEK, AHENKLEŞTİRMEK, AKILLANABİLMEK, AKILLANIVERMEK, ALACAKLANDIRMA, ALACALANDIRMAK, ALAFRANGACILIK, ALAFRANGALAŞMA, ALAKALANDIRMAK, ALEVLENDİRİLME, ALEVLENEBİLMEK, ALEVLENİVERMEK, ALGILANABİLMEK, ALIKONULABİLME, ALKIŞLANABİLME, ALMANLAŞTIRMAK, ANARŞİSTLEŞMEK, ANAYASALLAŞMAK, Devamını Gör

13 Harfli Kelimeler

ABANDIRABİLME, ABANDIRIVERME, ACINDIRABİLME, AÇIKLANABİLİR, AÇIKLANABİLME, ADIYAMANLILIK, ADLANDIRILMAK, AFFOLUNABİLME, AĞAÇLANDIRMAK, AĞIRLANABİLME, AĞIRŞAKLANMAK, AHENKLEŞTİRME, AKILLANABİLME, AKILLANDIRMAK, AKILLANIVERME, AKILLANMAZLIK, AKIŞKANLAŞMAK, ALACALANDIRMA, ALAKALANDIRMA, ALEVLENDİRMEK, ALEVLENEBİLME, ALEVLENİVERME, ALGILANABİLİR, ALGILANABİLME, ALINGANLAŞMAK, ALMANLAŞTIRMA, ALTERNATİFSİZ, AMBALAJLANMAK, AMERİKANCILIK, Devamını Gör

12 Harfli Kelimeler

ABANOZGİLLER, ABANOZLAŞMAK, ABAZANLAŞMAK, ABSTRAKSİYON, ACINDIRILMAK, ADLANDIRILIŞ, ADLANDIRILMA, AFACANLAŞMAK, AFOROZLANMAK, AGLÜTİNASYON, AĞAÇLANDIRIŞ, AĞAÇLANDIRMA, AĞBENEKLİLİK, AĞILANDIRMAK, AĞIRCANLILIK, AĞIRKANLILIK, AĞIRŞAKLANMA, AHMAKISLATAN, AKILLANDIRMA, AKIŞKANLAŞMA, AKKARINCALAR, AKLANABİLMEK, AKOMPANYATÖR, AKREDİTASYON, AKUPUNKTURCU, ALABİLDİĞİNE, ALACAMENEKŞE, ALAFRANGALIK, ALBENİSİZLİK, Devamını Gör

11 Harfli Kelimeler

ABANIVERMEK, ABANOZLAŞMA, ABAZANLAŞMA, ABDESTBOZAN, ACCELERANDO, ACINDIRILMA, ADLANDIRMAK, AERODİNAMİK, AFACANLAŞMA, AFFETMİŞSİN, AFOROZLANMA, AFSUNLANMAK, AFYONKEŞLİK, AFYONLANMAK, AGNOSTİSİZM, AGRANDİSMAN, AĞILANDIRMA, AHENKSİZLİK, AKADEMİSYEN, AKÇILLANMAK, AKDAĞMADENİ, AKINTIÖLÇER, AKLANABİLME, AKORDİYONCU, AKORTLANMAK, AKTİNOLOJİK, AKTİNOMETRE, ALACALANMAK, ALACASANSAR, Devamını Gör

10 Harfli Kelimeler

ABANDIRMAK, ABANIVERME, ABDESTHANE, ACEMAŞİRAN, ACINDIRMAK, AÇIKLANMAK, AÇIMLANMAK, AÇINDIRMAK, AÇKILANMAK, ADAKLANMAK, ADAMCASINA, ADANALILIK, ADAPTASYON, ADDOLUNMAK, ADIYAMANLI, ADLANDIRIM, ADLANDIRIŞ, ADLANDIRMA, AFFOLUNMAK, AFSUNCULUK, AFSUNLAMAK, AFSUNLANMA, AFYONLAMAK, AFYONLANMA, AGRANDİSÖR, AĞAÇLANMAK, AĞDALANMAK, AĞILLANMAK, AĞIRLANMAK, Devamını Gör

9 Harfli Kelimeler

ABANDIRMA, ABAZANLIK, ABERASYON, ACENTELİK, ACILANMAK, ACINDIRMA, ACINILMAK, AÇIKLANAN, AÇIKLANIŞ, AÇIKLANMA, AÇIKLAYAN, AÇIMLANIŞ, AÇIMLANMA, AÇINDIRMA, AÇINSAMAK, AÇKILANMA, ADAKLANMA, ADDOLUNMA, ADRENALİN, AFACANLIK, AFFOLUNMA, AFSUNLAMA, AFYONLAMA, AGLÜTİNİN, AĞAÇDELEN, AĞAÇKAKAN, AĞAÇKESEN, AĞAÇLANMA, AĞALANMAK, Devamını Gör

8 Harfli Kelimeler

ABANDONE, ABONELİK, ACELETEN, ACILANMA, ACINILMA, AÇINSAMA, ADIYAMAN, ADLANMAK, AFYONKEŞ, AGNOSTİK, AGRONOMİ, AĞAÇÖREN, AĞALANMA, AĞILANMA, AĞLANMAK, AĞZINDAN, AHENKSİZ, AHENKTAR, AHİTNAME, AKABİNDE, AKÇAKENT, AKGÜNLÜK, AKINTILI, AKLANMAK, AKMANTAR, AKONİTİN, AKORDEON, AKRANLIK, AKSUNGUR, Devamını Gör

7 Harfli Kelimeler

ABANMAK, ABİDJAN, ABONMAN, ABORJİN, ACINMAK, ACİZANE, AÇIKTAN, AÇINMAK, ADANALI, ADANMAK, ADİLANE, ADİSYON, ADLANMA, AFGANLI, AFSUNCU, AFSUNLU, AFYONLU, AGREMAN, AĞBENEK, AĞINMAK, AĞIZDAN, AĞLANMA, AĞLANTI, AĞLASUN, AĞNAMAK, AĞNAMCI, AHENKLİ, AHLAKEN, AJANLIK, Devamını Gör

6 Harfli Kelimeler

ABANIŞ, ABANMA, ABANOZ, ABAZAN, ABSENT, ACENTE, ACINIŞ, ACINMA, ACİLEN, AÇINIM, AÇINMA, ADANIŞ, ADANMA, ADENİT, AFACAN, AFAKAN, AFERİN, AGANTA, AGNOSİ, AGNOZİ, AĞINMA, AĞNAMA, AHİREN, AJANDA, AKINCI, AKINTI, AKÖREN, AKSİNE, AKSONA, Devamını Gör

5 Harfli Kelimeler

ABANA, ABANİ, ABONE, ADANA, ADINA, AFGAN, AFONİ, AFSUN, AFŞİN, AFYON, AĞNAM, AHENK, AJANS, AKLAN, AKLEN, AKMAN, AKONT, AKRAN, AKSAN, AKSON, AKŞIN, ALENİ, ALGIN, ALKAN, ALMAN, ALNAÇ, ALTIN, ALYAN, ALYON, Devamını Gör

4 Harfli Kelimeler

ACUN, AÇAN, AĞIN, AJAN, AKIN, AKNE, ALAN, ALIN, AMAN, AMİN, ANAÇ, ANAL, ANAM, ANCA, ANIK, ANIT, ANIZ, ANİF, ANKA, ANMA, ANNE, ANOT, ANUT, ANÜS, AYAN, AYIN, AYİN, AYNA, AYNI, Devamını Gör

3 Harfli Kelimeler

ANA, ANI, ANİ, ANT, AYN, BAN, BEN, BİN, BÖN, BUN, CAN, CİN, ÇAN, ÇIN, DİN, DON, DUN, DÜN, FAN, FEN, FİN, FON, FÖN, GEN, GÖN, GÜN, HAN, HİN, HUN, Devamını Gör

2 Harfli Kelimeler

AN, EN, İN, NE, NÜ, ON, ÖN, UN, ÜN


AN (Kelime Kökeni: Arapça ān)


[isim]
  • Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika

    Zira göçebelerin hayatı her an yardımlaşmalarını gerektirir. - Cemil Meriç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • anı anına uymamak
  • an meselesi

Birleşik Kelimeler: anbean, bir an, eş anlı

[isim] [halk ağzında]
  • İki tarla arasındaki sınır
[isim]
  • Zihin

    An bulanıklığı. An yorgunluğu.


EN


[isim]
  • Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı

    Kumaşın eni. Yolun eni. Kâğıdın eni.

[isim] [halk ağzında]
  • Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret
[zarf]
  • Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime

    En iyi adamını yollamış buraya. - Ahmet Ümit

Ata Sözleri ve Deyimler

  • en kötü günümüz böyle olsun

Birleşik Kelimeler: en aşağı, en azından, enberi, enöte


İN


[isim]
  • Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk
  • Mağara

Ata Sözleri ve Deyimler

  • in gibi

[isim]
  • İnsan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • in cin
  • in cin top oynamak
  • in cin yok
  • in misin, cin misin


NE


  • Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu
[kimya]
  • Neon elementinin simgesi
[zamir]
  • Hangi şey
  • Her şey

    Ne görse ister. Kimin nesi varsa. Ne isterse yapar.

  • Birçok şey

    Neler söylüyor? İnsan aklı neler keşfediyor?

[sıfat]
  • Hangi

    Güzel heykel, ne yandan bakarsan, ne yana çevirirsen gene güzeldir. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

[sıfat]
  • Nasıl

    Bu ne kıyafet?

[zarf]
  • Neden

    Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun? - Burhan Felek

[zarf]
  • Şaşma veya abartı bildiren bir söz

    Ne sıcak, ne sıcak! Ne güzel çiçekler! Ne kaba adam!

  • `Sana ne, bana ne` gibi sorularda `ne ilgisi var` anlamına gelen bir söz

    Zahmeti ben çekeceğim, sana ne?

[ünlem]
  • Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem

    Ne, yıkıldı ha!

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ne âlem
  • ne âlemde?
  • ne alıp veremiyor?
  • ne arar (veya onda ... ne gezer)
  • ne arıyor
  • ne biçim?
  • ne buyrulur?
  • ne çare
  • ne çıkar
  • ne çiçektir, biliriz
  • ne dedim de
  • ne demek?
  • ne demek olsun
  • ne demeye
  • ne denir (veya dersin)
  • ne denli
  • ne de olsa
  • ne dese beğenirsin?
  • nedir ki
  • ne diye?
  • ne ekersen onu biçersin
  • ne fayda
  • ne gam
  • ne gezer
  • ne gibi?
  • ne gözle bakmak
  • ne güne duruyor?
  • ne günlere kaldık!
  • ne haber?
  • ne hacet
  • ne haddine!
  • ne hâlde?
  • ne hâli varsa görsün
  • ne hikmetse (veya hikmettir)
  • ne idiği belirsiz
  • ne imiş?
  • ne ise
  • ne istediğini bilmek
  • ne iyi!
  • ne kadar
  • ne kadar olsa
  • ne kadar varsa
  • ne lazım
  • neler
  • neler de neler, maydanozlu köfteler
  • neler neler
  • ne mal olduğunu bilmek (veya anlamak)
  • ne mene
  • ne menem
  • ne mümkün
  • ne münasebet!
  • ne o?
  • ne olacak!
  • ne olduğunu bilememek
  • ne oldum delisi olmak
  • ne olur (veya olursun veya olursunuz)
  • ne olursa olsun
  • ne oluyor?
  • ne pahasına olursa olsun
  • ne söylüyorsun?
  • ne var ki
  • ne yaparsın (veya yapmalı) ki
  • ne yapıp yapıp
  • ne yaptığını bilmemek
  • ne yazar
  • ne yazık ki
  • neye uğradığını bilememek (veya anlamamak veya şaşırmak)
  • neyin nesi (kimin fesi)
  • neyleyim
  • neymiş
  • ne yüzle

Birleşik Kelimeler: ne âlâ, neme gerek, neme lazım


NÜ (Kelime Kökeni: Fransızca nu)


[sıfat]
  • Çıplak
[isim]
  • Çıplak resim

ON


[isim]
  • Dokuzdan sonra gelen sayının adı
  • Bu sayıyı gösteren 10 ve X rakamlarının adı
[sıfat]
  • Dokuzdan bir artık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • on defa (veya kere)
  • on parmağı boğazında olmak
  • on parmağında on hüner (veya marifet) olmak
  • on parmağında on kara

Birleşik Kelimeler: onaltılık, on ayaklılar, onbaşı, onbeşli, on binlerce, on binlik, onbiraylık, on birli, ondörtlük, onikiparmak bağırsağı, onikitelli, on milyonluk, on para, onsekiz, beşon, ayın on dördü


ÖN


[isim]
  • Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı

    Arabam bir gece kulübünün önünde duruyor. - Ahmet Ümit

  • Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı

    Altmış yaşında anamın önünde sigara içmek istemezdim. - Burhan Felek

  • Bir kimsenin ilerisi

    Bir aralık önümüzden şarkı sesleri geldi. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yakın gelecek zaman

    Önümüz kış.

  • Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü

    Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık. - Peyami Safa

  • Önce olan, ilk

    Ön söz. Ön görüşme.

  • Civar, yöre

    Kanlıca önlerine geldiler.

[sıfat]
  • Benzerler arasında bakılan veya gidilen yönde olan

    Ben, Anafartalar'da Mustafa Kemal'in bulunduğu en ön siperlerde de kurşun attım. - Aka Gündüz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • önde gelmek
  • öne almak
  • öne çıkmak
  • öne düşmek
  • öne sermek
  • öne sürmek
  • önü alınmak
  • önünde ardında gidilmez
  • önüne arkasına bakmadan
  • önüne bakmak
  • önüne bir kemik atmak
  • önüne çıkmak
  • önüne dikilmek
  • önüne düşmek
  • önüne geçmek
  • önüne gelen
  • önüne geleni kapar, ardına geleni teper
  • önüne katmak
  • önünü almak
  • önünü ardını düşünmemek
  • önünü kesmek

Birleşik Kelimeler: ön ad, ön buharlaşma, ön büro, ön alım, ön avurt, önayak, ön ayak, ön belirti, ön bilgi, ön çalışma, ön damak, ön denetim, ön deyi, ön deyiş, ön doğru, ön ek, ön eleme, ön göğüs, öngörmek, öngörü, öngörülmek, ön gösterim, ön gün, ön hekim, ön içki, ön izleme, ön kabul, ön kayıt, ön kesinti, ön kol, ön koşul, ön lisans, ön oda, ön oluş, ön ödeme, ön proje, ön rapor, ön seçici, ön seçim, ön ses, ön sevişme, önsezi, ön soruşturma, ön söz, ön sözleşme, ön şart, ön tasar, ön tasım, ön teker, ön uyum, ön vurgu, ön yargı, ön yaylak, ön yüzbaşı, önden çekişli, önü sıra, önünde sonunda, göz önü, başı önünde, göz önünde


UN


[isim]
  • Öğütülerek toz durumuna getirilmiş tahıl ve başka besin maddeleri

Ata Sözleri ve Deyimler

  • un ufak etmek
  • un ufak olmak
  • ununu elemek, eleğini asmak

Birleşik Kelimeler: un çorbası, un helvası, esmer un, has un, özlü un, balık unu, buğday unu, et unu, galeta unu, kan unu, mısır unu, pirinç unu, soya unu, yulaf unu


ÜN


[isim]
  • Ses
  • Herkesçe bilinme, tanınma durumu, san, şöhret, şan

    O kadar ünü ve başarıyı yakıştıramamıştı bu yüze. - Tarık Buğra

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ün almak (veya kazanmak veya salmak veya yapmak)
  • üne kavuşmak


ANI


[isim]
  • Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra

    Fakültemizin sütunlu salonu binlerce gencin yoğun duygularının, önemli anılarının mekânıdır. - Ayla Kutlu

[edebiyat]
  • Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra

    Halit Ziya Uşaklıgil'in anılarını topladığı 'Kırk Yıl'ın son ciltleri şiire başladığım yıllarda çıkıyordu. - Necati Cumalı


ANİ (Kelime Kökeni: Arapça ānī)


[sıfat]
  • Ansızın yapılan

    Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı, - Tarık Buğra

  • Ansızın ortaya çıkan

    Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu. - Asaf Halet Çelebi

[zarf]
  • Ansızın, birdenbire

    Öyle ani ve haşin çıkmıştı ki bu soru, karşıdaki boş bulunup ismini söyledi. - Elif Şafak


ANT


[isim]
  • Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem
  • Kendi kendine söz verme, ahit

    Andım var, bu işi yapacağım.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • andını bozmak
  • ant içmek
  • ant olsun
  • ant verdirmek
  • ant vermek

Birleşik Kelimeler: ant kardeşi


AYN (Kelime Kökeni: Arapça ʿayn)


[isim] [eskimiş]
  • Göz

Birleşik Kelimeler: aynısefa


ANA


[isim]
  • Anne

    Anası mutfakta bir tabağa marul doğruyor. - Yusuf Atılgan

  • Yavrusu olan dişi hayvan
  • Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı

    Fatma Anamız. Meryem Ana.

[ünlem]
  • Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü
[mecaz]
  • Velinimet

    Yoksullar anası.

  • Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü
[sıfat]
  • Temel, asıl, esas

    Ana bina aradan geçen elli beş yıla karşın değişmemiş. - Ayla Kutlu

[matematik]
  • Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ana avrat küfretmek (veya düz veya dümdüz gitmek)
  • ana bir, baba ayrı
  • anadan doğmuşa dönmek (veya anadan yeni doğmuş gibi olmak)
  • ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz
  • ana ile kız, helva ile koz
  • ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar (veya ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış)
  • anam!
  • anam avradım olsun
  • anam babam
  • anamın (veya anasının) ak sütü gibi (helal olsun)
  • anamın öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım
  • anan güzel idi hani yeri, baban zengin idi hani evi?
  • ananın bahtı kızına
  • ananın bastığı yavru incinmez
  • anan yahşi, baban yahşi
  • anası ağlamak
  • anasına avradına sövmek
  • anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al
  • anasından doğduğuna bin pişman
  • anasından doğduğuna pişman etmek
  • anasından doğduğuna pişman olmak
  • anasından emdiği süt burnundan (fitil fitil) gelmek
  • anasından emdiği sütü burnundan getirmek
  • anasını ağlatmak
  • anasını bellemek
  • anasını eşek kovalasın!
  • anasının gözü
  • anasının ipini satmış (veya pazara çıkarmış)
  • anasının kızı
  • anasının körpe kuzusu
  • anasının nikâhını istemek
  • anasının oğlu
  • anasını sat! (veya satayım!)
  • anası turp (veya sarımsak), babası şalgam (veya soğan)
  • anası yerinde

Birleşik Kelimeler: ana arı, ana atardamar, ana baba, ana besleme hattı, ana bilim dalı, ana cadde, ana çizgi, ana dal, ana defter, ana deniz, ana dil, ana dili, ana direk, ana doğrusu, ana duvar, ana düşünce, anaerki, ana fikir, ana haber sunucusu, ana hat, ana kadın, ana kapı, ana kara, ana kent, ana kitap, ana kolon hattı, ana konu, ana kök, ana kraliçe, ana kubbe, ana kucağı, ana kuyu, ana kuzusu, anamal, ana mektebi, ana menü, ana motif, ana muhalefet, anaokulu, ana ortaklık, anapara, ana rahmi, ana saat, ana sanlı, ana sav, ana sayaç, ana sınıfı, ana sözleşme, ana şehir, ana toplardamar, ana vatan, ana yapı, ana yarısı, anayasa, ana yemek, ana yol, ana yön, ana yurt, ana yüreği, anadan doğma, anadan görme, anadan üryan, anası danası, anası kılıklı, büyükana, Havva Ana, havvaanaeli, kadınana, kaynana, meryemana asması, meryemana dikeni, meryemanaeldiveni, meryemanakandili, meryemanakuşağı, sperma ana hücresi, sütana, üvey ana, dağ anası, dağlar anası, denizanası, dev anası, hamam anası, kuyu anası, öksüz anası


BÖN


[sıfat]
  • Budala, saf, avanak, ahmak

    Sandığınız kadar bön bir insan değilim ben. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bön bön bakmak