Kab ile Başlayan 8 Harfli Kelimeler

KAB harfleri ile başlayan 8 harfli 15 kelime bulunuyor. Başında KAB olan 8 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde Kab olan 8 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

KABUSSUZ17, KABLOSUZ16, KABUKSUZ16, KABADAYI15, KABIZLIK15, KABZIMAL15, KABALACI14, KABARCIK14, KABARECİ13, KABİLDEN12, KABAKLIK11, KABALİST11, KABARALI11, KABARMAK11, KABARTMA11

KABAKLIK

[isim]

  • Karpuz veya kavunun ham olma durumu
  • Başın tüysüz veya dazlak olma durumu

[mecaz]

  • Bilgisizlik, görgüsüzlük

KABALİST (Kelime Kökeni: Fransızca cabaliste)

[isim]

[din bilgisi]

  • Kabalacı (I)

    Şair, âlim, mütefennin, feylesof, mutasavvıf ve kabalist olduğu kadar hayalperverdi. - Ömer Seyfettin

KABARALI

[sıfat]

  • Kabara çakılmış olan

    Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler. - Necati Cumalı

KABARMAK

[nesnesiz]

  • Ağırlığı artmadan hacmi büyümek

    Ekmek iyi kabardı.

  • Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak

    Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur. - Reşat Nuri Güntekin

  • Niceliği artmak, büyümek

    Masraf kabardı.

  • Şişmek, genişlemek

    İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi. - Peyami Safa

  • Hayvanların tüyleri dikilmek
  • Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak

    Bu kumaş çabuk kabardı.

  • Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak

    Masanın kaplaması kabardı.

    Dolabın boyası kabardı.

  • Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak

[mecaz]

  • Bulanmak

[mecaz]

  • Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek

    Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır. - Necati Cumalı

[-e]

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak

[mecaz]

  • Böbürlenmek, gururlanmak

    Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu. - Ömer Seyfettin

KABARTMA

[isim]

  • Kabartmak işi

    Pansiyon sahipleri, kirada gösterdikleri bu ehveniyeti diğer hileli muamelelerinde kabartmanın yolunu bilirler. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

  • Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı
  • Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan eser, rölyef

    Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma. - Peyami Safa

[sıfat]

  • Kabartılarak yapılan

    Kabartma harita.

Birleşik Kelimeler: kabartma tozu, alçak kabartma

KABARECİ

[isim]

  • Kabare oynayan oyuncu

    Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır. - Haldun Taner

KABALACI

[isim]

[din bilgisi]

  • Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi

[isim]

  • Kabala (II) iş yapan kimse

KABARCIK

[isim]

  • İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik

    Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu. - Haldun Taner

  • Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik
  • Kabartı

    Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu. - Halide Edip Adıvar

[fizik]

  • Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi

Birleşik Kelimeler: karakabarcık

KABADAYI

[isim]

  • Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse

    Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi. - Halide Edip Adıvar

[sıfat]

[mecaz]

  • Yürekli

    Doğrusu kabadayı çocuktur.

[halk ağzında]

  • Bir şeyin en iyisi, başta geleni

    Bunun en kabadayısı yüz bin lira.

Birleşik Kelimeler: kaldırım kabadayısı

KABIZLIK

[isim]

  • Kabız

KABZIMAL (Kelime Kökeni: Arapça ḳabż + māl)

[isim]

[ticaret]

  • Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, komisyoncu

KABLOSUZ

[sıfat]

  • Kablosu olmayan
  • Kablo olmaksızın bağlantı sağlayan (araç, gereç)

KABUKSUZ

[sıfat]

  • Kabuğu olmayan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kabuksuz yumurtlatmak

KÂBUSSUZ

[sıfat]

  • Kâbusu olmayan