İçinde Tuk Bulunan Kelimeler

İçinde TUK olan 32 kelime bulunuyor. İçerisinde TUK geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Tuk ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

12 Harfli Kelimeler

KOLTUKLANMAK15

11 Harfli Kelimeler

TUTUKSUZLUK19, KOLTUKÇULUK18, KOLTUKLANMA14, KOLTUKLAMAK14, TUTUKLATMAK14, TUTUKLANMAK14

10 Harfli Kelimeler

KOLTUKBAŞI18, TUTUKLANIŞ16, TUTUKLULUK14, KOLTUKLAMA13, TUTUKLAMAK13, TUTUKLANMA13, TUTUKLATMA13

9 Harfli Kelimeler

KOLTUKLUK12, TUTUKLAMA12

8 Harfli Kelimeler

TUTUKEVİ16, TUTUKSUZ15, KOLTUKÇU14, SOMURTUK13, KOLTUKLU11, TUTUKLUK11, TAKATUKA9

7 Harfli Kelimeler

TUTUKLU10

6 Harfli Kelimeler

YONTUK10, KOLTUK8, KARTUK7

5 Harfli Kelimeler

POTUK11, ÇOTUK10, NUTUK7, TUTUK7, NATUK6

NATUK (Kelime Kökeni: Arapça naṭūḳ)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Düzgün, güzel ve kolaylıkla söz söyleyen

KARTUK

[isim]

[halk ağzında]

  • Büyük tarla tarağı

NUTUK (Kelime Kökeni: Arapça nuṭḳ)

[isim]

  • Söz, konuşma

    Onun nutkundan sonra bu meselenin artık münakaşa edilmemesi, bitmesi lazımdı. - Memduh Şevket Esendal

  • Söylev

Ata Sözleri ve Deyimler

  • nutku tutulmak
  • nutuk atmak (veya çekmek)
  • nutuk vermek

TUTUK

[sıfat]

  • Akıcı, rahat konuşamayan

    Önce benim sonra kardeşimin elini avuçlarının arasına alıp tutuk ama heyecansız bir sesle yakında yeniden evleneceğini söyledi. - Elif Şafak

  • Eski işlevini göremez duruma gelmiş

    Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde. - Elif Şafak

  • Olması gereken gibi olmayan

    Millî takım bugünlerde tutuk.

  • Bir organ hareket edemez olmuş

    Geçen gün beni dövdüler. Boynum, omuzlarım hâlâ tutuk. - Attila İlhan

  • Kısılmış, kesik

    Ağır ağır ve tahtalar arasında boğulan tutuk akislerle yükseliyordu. - Peyami Safa

[hukuk]

  • Tutuklu
  • Kapalı, tıkalı
  • Sıkıntılı

    Bu tutuk hava içinde saat ona doğru Meclisin zili uzun uzun çaldı. - Ruşen Eşref Ünaydın

[mecaz]

  • Durgun, çekingen, sıkılgan

    Bu babadan geçme derviş huyum, hoşgörüm yüzünden tutuk oluşumu anlamıyorlar. - Nezihe Meriç

Birleşik Kelimeler: tutukevi, dili tutuk

KOLTUK

[isim]

  • Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer

    Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı. - Halide Edip Adıvar

  • Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye

    Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni

    Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, koltuk yapılmıştı. - Hüseyin Cahit Yalçın

  • Yapıcılıkta yan destek

[denizcilik]

  • Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip

[mecaz]

  • Koltuklama veya koltuklanma

    O koltuktan hoşlanmaz.

[mecaz]

  • Kayırma, destek

    Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez.

[mecaz]

  • Yüksek mevki, makam

    Koltuk kavgası.

[argo]

  • Genelev

    Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[halk ağzında]

  • Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler

[eskimiş]

  • Kenar, tenha yer

Ata Sözleri ve Deyimler

  • koltuğa girmek
  • koltuğu doldurmak
  • koltuğuna girmek
  • koltuğunun altına sığınmak
  • koltuk çıkmak
  • koltukları kabarmak
  • koltukta olmak
  • koltuk vermek

Birleşik Kelimeler: koltuk altı, koltukbaşı, koltuk değneği, koltuk düşkünü, koltuk gözü, koltuk kapısı, koltuk kavgası, koltuk meyhanesi, koltuk takımı, lüks koltuk, tekerlekli koltuk, yatar koltuk, berber koltuğu, dişçi koltuğu, köşe koltuğu, şoför koltuğu

TAKATUKA

[isim]

  • Gürültü patırtı

[eskimiş]

  • Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz

[eskimiş]

  • Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak

TUTUKLU

[sıfat]

[hukuk]

  • Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse), tutuk, mevkuf

    Bir hafta süreyle durmaksızın işkence ettiği tutuklusunun yüzüne bile bakmamıştı. - Osman Aysu

YONTUK

[isim]

  • Yontulmuş yer
  • Yontulmuş parça

    Yontukları süpürüp atın.

[sıfat]

  • Yontulmuş olan

    Yontuk kalem.

Birleşik Kelimeler: yontuk düz

ÇOTUK

[isim]

  • Dışarıda kalmış ağaç kökü
  • Kesilen ağacın topraktan yukarıda kalan bölümü
  • Asma kütüğü, tevek

KOLTUKLU

[sıfat]

  • Kol dayayacak yeri olan

    Koltuklu sandalye.

TUTUKLUK

[isim]

  • Tutuk olma durumu, konuşma korkusu

    Ama bizde bir tutukluk vardı, ses birliğini kuramıyorduk bir türlü. - Azra Erhat

  • Düzgün işlememe durumu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tutukluk yapmak

Birleşik Kelimeler: dili tutukluk, dil tutukluğu, kas tutukluğu

POTUK

[isim]

[halk ağzında]

  • Deve yavrusu

[sıfat]

  • Kırmalı ve geniş

KOLTUKLUK

[sıfat]

  • Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş)

[isim]

  • Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça, subra

TUTUKLAMA

[isim]

  • Tutuklamak işi, tevkif

    Muhalefeti ortadan kaldırmaya niyetli olan Damat Ferit Paşa'nın ilk işi bir sürü yeni tutuklamalar oldu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: gıyabi tutuklama

KOLTUKLAMA

[isim]

  • Koltuklamak işi
  • Yaranmak için birine söylenen övücü söz, kompliman