İçinde Oda Bulunan Kelimeler

İçinde ODA olan 42 kelime bulunuyor. İçerisinde ODA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Oda kelimesinin anlamı nedir? Oda ile başlayan kelimeler. Oda ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

MODALAŞTIRMAK22, ODAKLAŞTIRMAK21

12 Harfli Kelimeler

MODALAŞTIRMA21, ODAKLAŞTIRMA20

11 Harfli Kelimeler

HODANGİLLER22

10 Harfli Kelimeler

VOYVODALIK29, ODAKLAYICI20, MODALAŞMAK18, MİKRODALGA18, ODAKLAŞMAK17, KODAMANLIK15, ODAKLANMAK14

9 Harfli Kelimeler

FEODALİZM22, FEODALİTE18, FEODALLİK18, MODACILIK18, MODALAŞMA17, ODAKLAŞMA16, ODAKLAMAK13, ODAKLANMA13

8 Harfli Kelimeler

ODACILIK16, ODAKLAMA12

7 Harfli Kelimeler

VOYVODA25, MODAEVİ17, ODABAŞI16, KODAMAN11

6 Harfli Kelimeler

PAGODA17, FEODAL15, BAŞODA14, MODACI14, ODACIK13, ODALIK10

5 Harfli Kelimeler

RODAJ17, HODAN12, ODACI12, ODALI9

4 Harfli Kelimeler

MODA8, SODA8, LODA7, ODAK7, RODA7

3 Harfli Kelimeler

ODA6

ODA

[isim]

  • Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz

    Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü. - Ahmet Haşim

  • Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik

    Sanayi odası. Ticaret odası.

[tarih]

  • Yeniçeri kışlası

Birleşik Kelimeler: odabaşı, oda hapsi, oda müziği, oda spreyi, art oda, başoda, karanlık oda, kozmik oda, ön oda, arz odası, basınç odası, bekâr odası, bekleme odası, beslenme odası, çalışma odası, çubuk odası, doğum odası, etüt odası, halk odası, kabul odası, köy odası, kumanda odası, makam odası, makine odası, makyaj odası, misafir odası, müzik odası, oturma odası, reji odası, rejisörlük odası, sanayi odası, sandık odası, soyunma odası, ticaret odası, yatak odası, yemek odası, yer odası, yük odası

LODA

[isim]

[halk ağzında]

  • Küme, yığın

    Saman lodası.

  • Demet
  • Taneli veya tanesiz saman yığını
  • Üzeri toprak veya otla örtülmüş saman yığını

ODAK

[isim]

[fizik]

  • Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus

[mecaz]

  • Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak

    Herkesin ilgisini çeken bir odak olmaktan mutluluk duyardı. - Muzaffer Uyguner

Birleşik Kelimeler: odak noktası

RODA (Kelime Kökeni: İtalyanca roda)

[isim]

[denizcilik]

  • Yöntemine uygun düzgün sarılmış halat yumağı

MODA (Kelime Kökeni: İtalyanca moda)

[isim]

  • Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik
  • Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük

    Moda sandığımız birçok şeylerin hayatın kendi bünyesinden geldiği anlaşılır. - Ahmet Hamdi Tanpınar

[sıfat]

  • Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan

    Moda şapka.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • moda olmak
  • modası geçmek

Birleşik Kelimeler: modaevi

SODA (Kelime Kökeni: İtalyanca soda)

[isim]

  • Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su
  • Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz

Birleşik Kelimeler: çamaşır sodası, maden sodası

ODALI

[sıfat]

  • Herhangi bir sayıda odası olan

    Ne bir teras ne bir taşlık. Sanırım iki odalı bir yerdi. - Ayla Kutlu

[isim]

[tarih]

  • Topkapı Sarayı'nda oturan saray adamları

ODALIK

[isim]

[eskimiş]

  • Bir erkeğin nikâhsız olarak aldığı kadın

    Eskiden bu senin dediklerini yapanlara odalık denirdi. - Burhan Felek

[tarih]

  • Padişah, şehzade ve paşaların saraya alınan karavaşlar arasından seçtikleri kadın, ikbal

    Rahmetli bilmem ne paşanın odalığı imiş. - Ercüment Ekrem Talu

KODAMAN

[isim]

[alay yollu]

  • İleri gelen, para veya makam sahibi kimse

ODAKLAMA

[isim]

  • Odaklamak işi, fokuslama

HODAN

[isim]

[bitki bilimi]

  • Hodangillerden, çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökü kavrularak yenilen, bir yıllık ve otsu bir bitki (Borago officinalis)

ODACI

[isim]

  • Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli, hizmetli, hademe, müstahdem

    Şişman odacı sahanlıkta bir daha gözüktü. - Ercüment Ekrem Talu

ODAKLAMAK

[-i]

[sinema]

[televizyon]

  • İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek, fokuslamak

ODAKLANMA

[isim]

  • Odaklanmak işi, fokuslanma

ODACIK

[isim]

  • Küçük oda

    Babadan kalma bu arsaya önce dört duvar örüp bir odacık yapıvermişti. - Reşat Enis