İçinde Kaz Bulunan Kelimeler

İçinde KAZ olan 101 kelime bulunuyor. İçerisinde KAZ geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Kaz kelimesinin anlamı nedir? Kaz ile başlayan kelimeler. Kaz ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

14 Harfli Kelimeler

KAZIMKARABEKİR21

12 Harfli Kelimeler

TIRKAZLATMAK17, TIRKAZLANMAK17

11 Harfli Kelimeler

KAZDIRILMAK19, KAZANDIRMAK18, KAZIKLANMAK16, TIRKAZLAMAK16, TIRKAZLANMA16, TIRKAZLATMA16, KAMİKAZELİK15, KAZASKERLİK15

10 Harfli Kelimeler

FECRİKAZİP26, KAZIKLAYIŞ20, KAZINTISIZ20, KAZIKÇILIK19, KAZANCILIK18, KAZDIRILMA18, DEMİRKAZIK17, KAZANDIRMA17, KAZDIRTMAK17, KAZANILMAK15, KAZIKLAMAK15, KAZIKLANMA15, TIRKAZLAMA15

9 Harfli Kelimeler

KAZANÇSIZ20, KAZICILIK18, KAZANDİBİ16, KAZDIRMAK16, KAZDIRTMA16, KAZIKAZAN16, KAZINTILI15, KAZKANADI15, KAZANILMA14, KAZIKLAMA14, KAZARATAR12

8 Harfli Kelimeler

KAZAYAĞI21, KAZAZEDE16, KAZANÇLI15, KAZDIRMA15, KUMKAZAN13, KAZILMAK13, KAZINMAK13, KAZITMAK13, KAMİKAZE12, KAZAKLIK12, KAZANMAK12, KAZASKER12

7 Harfli Kelimeler

KAZIYIŞ17, KAZIKÇI15, KAZILIŞ15, KAZMACI15, KAZASIZ15, KAZBOKU14, KAZANIŞ14, KAZANCI14, OKAZYON14, KAZIMIK13, KAZAKÇA13, KAZIKLI12, KAZILMA12, KAZIMAK12, KAZINMA12, KAZINTI12, KAZITMA12, KAZANIM12, KAZASKA11, KAZOLİT11
Tümünü Gör

6 Harfli Kelimeler

KAZAĞI17, KAZGIÇ17, KAZEVİ15, KAZICI14, KAZMAÇ13, EZKAZA12, KAZANÇ12, KAZİYE11, KAZIMA11, YAKAZA11, KAMKAZ10, KAZALI10, KAZMAK10, TIRKAZ10, KAZARA9, KAZEİN9, KAZAEN9, TAKAZA9

5 Harfli Kelimeler

KAZAZ11, KAZIM10, KAZIK9, KAZIL9, KAZMA9, ENKAZ8, KAZAK8, KAZAN8

4 Harfli Kelimeler

KAZI8, İKAZ7, KAZA7

3 Harfli Kelimeler

KAZ6

KAZ

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş (Anser)

    Kazı yıkayıp temizlemişler, sonra da parçalayıp tencereye koymuşlar. - Çetin Altan

[sıfat]

[mecaz]

  • Budala

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaz gelen yerden tavuk esirgenmez
  • kazı koz anlamak
  • kazın ayağı öyle değil

Birleşik Kelimeler: kaz adımı, kazayağı, kazboku, kaz kafalı, kazkanadı, kaz tüyü, deniz kazı, yaban kazı

İKAZ (Kelime Kökeni: Arapça īḳāẓ)

[isim]

  • Uyarma, uyarı, dikkat çekme, ihtar, tembih

[eskimiş]

  • Uyandırma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ikaz etmek

Birleşik Kelimeler: ikaz lambası, ikaz yeleği

KAZA (Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ)

[isim]

  • İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması
  • İlçe, kaymakamlık

    Muharebe, bütün yollarda, kazalarda, her yerde âdeta neşe veren bir tesir hasıl etmişti. - Hamdullah Suphi Tanrıöver

[din bilgisi]

  • Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme

[eskimiş]

[hukuk]

  • Yargı

[eskimiş]

  • Kadılık görevi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaza atlatmak
  • kaza etmek
  • kaza geçirmek
  • kaza geliyorum demez
  • kaza ile
  • kazaya bırakmak
  • kazaya kalmak
  • kazaya rıza göstermek
  • kazaya uğramak

Birleşik Kelimeler: kaza dairesi, kaza kurşunu, ferdî kaza sigortası, görünmez kaza, zincirleme kaza, iş kazası, tren kazası

ENKAZ (Kelime Kökeni: Arapça enḳāż)

[isim]

  • Yıkıntı, döküntü, çöküntü

    Köprünün enkazını ne yaptınız Allah aşkına? - Ayşe Kulin

Birleşik Kelimeler: enkaz eldiveni, gemi enkazı

KAZAK (Kelime Kökeni: Fransızca casaque)

[isim]

  • Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi

    Kazak ördüm ağladım / İlmek ilmek bağladım - Halk türküsü

  • Jokeylerin giydiği, göz alıcı renklerde bir ceket türü

Birleşik Kelimeler: balıkçı kazağı

[isim]

[askerlik]

  • Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker

[sıfat]

[mecaz]

  • Karısına söz geçirebilen, dediğini yaptırabilen erkek, kılıbık karşıtı

[isim]

  • Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
  • Güney Rusya'da yaşayan Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse

Birleşik Kelimeler: Kazak çömelmesi

KAZAN

[isim]

  • Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap

    Koca bir kazan patates kaynattık. - Aka Gündüz

  • Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap

    Kazan patladı.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kazan (biri) kepçe
  • kazanı kapalı kaynamak
  • kazan kaldırmak (veya devirmek)
  • kazan kaynamayan yerde maymun oynamaz

Birleşik Kelimeler: kazan dairesi, kazandibi, kazan kebabı, kazan taşı, banyo kazanı, boyama kazanı, buhar kazanı, cadı kazanı, çamaşır kazanı, kalorifer kazanı

KAZI

[isim]

  • Bir yeri kazma işi, hafriyat
  • Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması
  • Hak (II)

Birleşik Kelimeler: kazı bilimi, kurtarma kazısı, temel kazısı

KAZARA (Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ + Farsça -rā)

[zarf]

  • Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden, kazaen, ezkaza

    Kazara çarptım herifçioğluna, koyduğu şeytan minarelerinin üstüne kıçüstü düşüverdi. - Sait Faik Abasıyanık

  • Rastgele, tesadüfen

    Köşkün kapısından kazara postacı geçse sapsarı kesilirdi. - Ömer Seyfettin

KAZEİN (Kelime Kökeni: Fransızca caséine)

[isim]

[kimya]

  • Sütte bulunan protein maddesi

Birleşik Kelimeler: kazein tutkalı, bitkisel kazein

KAZAEN (Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾen)

[zarf]

[eskimiş]

  • Kazara

TAKAZA (Kelime Kökeni: Arapça taḳāżā)

[isim]

[eskimiş]

  • Azarlama, başa kakma

    Acaba, bütün bu söylediklerinin altında bir takaza da var mı diye iyice tartıyorum, yok gibi. - Adalet Ağaoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • takaza etmek

KAZIK

[isim]

  • Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç

    Çadır kazığı.

    Hayvanı kazığa bağlamak.

  • Direk, sopa
  • Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça

[sıfat]

[mecaz]

  • Çok zor (soru, sınav vb.)

[teklifsiz konuşmada]

  • Aldatma

[spor]

  • Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun

[eskimiş]

  • İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş

[eskimiş]

  • Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kazığa vurmak
  • kazık (veya kazığı) yemek
  • kazık atmak
  • kazık dikmek (veya kakmak)
  • kazık gibi
  • kazık kadar
  • kazık yutmuş gibi

Birleşik Kelimeler: kazık fren, kazık kök, kazık marka, çatal kazık, Demirkazık, dost kazığı, kaşınma kazığı

KAZIL

[isim]

  • Kıldan bükülmüş, çuval dikmekte kullanılan ip, sicim

KAZMA

[isim]

  • Kazmak işi
  • Toprağı kazıp kaldırma, düzeltme vb. işlerde kullanılan ağaç saplı demir araç

    Bu yolun o tarihte bitmesi için ne kadar paraya, ameleye, kazma ve küreğe ihtiyacınız vardır? - Falih Rıfkı Atay

[sıfat]

  • Kazılarak yapılmış

    Kazma yazı.

[sıfat]

[argo]

  • Kaba, görgüsüz (kimse)

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kazma gibi

Birleşik Kelimeler: kazma diş, hava kazması

KAMKAZ

[isim]

[halk ağzında]

  • Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç