İçinde Kal Bulunan 7 Harfli Kelimeler

İçerisinde KAL olan 7 harfli 65 kelime bulunuyor. İçinde KAL olan 7 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Kal ile başlayan 7 harfli kelimeler. kal ile biten 7 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

KALIPÇI16, KALPSİZ15, ŞAPKALI15, ÇAKALOZ14, ESKALOP13, HIRKALI13, KALGIMA13, KALIPLI13, KALİPSO13, KALLAVİ13, KALAFAT13, KALAVRA13, KALAYCI13, MÜZİKAL13, TEKALİF13, VEKALET13, BAŞKALE12, HALKALI12, KALITÇI12, KALOTİP12, KALPLIK12, PLAKALI12, ARKAL11, DUKALIK11, KALHANE11, KALINCA11, KALÇALI11, KALAYSI11, UKALACA11, KILÜKAL10, KALIMLI10, KALITIM10, KALECİK10, KALÇETE10, KALAYLI10, MISKALA10, MEDİKAL10, YAKALIK10, BAKALİT9, KALSEMİ9, KALEMİS9, KALINMA9, KALINTI9, KALİBRE9, KALİNOS9, KALMALI9, KALOMEL9, MARKALI9, OKKALIK9, RADİKAL9, SAKALIK9, SAKALLI9, ARKALIK8, AKSAKAL8, ALAKALI8, KALESKA8, KALİNİS8, KALKMAK8, KALAMAR8, KALAMİN8, KALAMİT8, MİNKALE8, KALAR8, ALKALİK7, İNTİKAL7

ALKALİK (Kelime Kökeni: Fransızca alcalique)

[sıfat]

[kimya]

  • İçinde alkali bulunan, kalevi, antiasit

İNTİKAL (Kelime Kökeni: Arapça intiḳāl)

[isim]

  • Bir yerden başka bir yere geçme, geçiş
  • Anlama, kavrama

    Onu son gördüğümde de öyle yaptım. İntikali yerinde idi. Güldü. O da bana birkaç fıkra anlattı. - Haldun Taner

  • Miras olarak babadan çocuğuna kalma

[fizik]

  • Öteleme

[ruh bilimi]

  • Geçişim

Ata Sözleri ve Deyimler

  • intikal etmek

Birleşik Kelimeler: veraset ve intikal vergisi

ARKALIK

[isim]

  • Sırt dayamaya yarayan yer

    Rıza Efendi iskemlesinin arkalığına iyice yaslandı. - Tarık Buğra

  • Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer, hamal semeri, arkalıç

[eskimiş]

  • Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü

AKSAKAL

[isim]

[mecaz]

  • Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse
  • Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen
  • Ermiş, evliya

ALAKALI

[sıfat]

  • İlgili

KALESKA (Kelime Kökeni: Rusça)

[isim]

  • Dört tekerlekli, hafif, bir tür gezinti arabası

KALİNİS (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Bir tür yağmur kuşu, su tavuğu

KALKMAK

[nesnesiz]

  • Gitmek üzere yerinden ayrılmak

    Niye kalktınız, biraz daha otursaydınız.

[-den]

  • Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak

    Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı. - Halit Ziya Uşaklıgil

[-den]

  • Uyanarak yataktan ayrılmak

    İstemeye istemeye, altüst olmuş yataktan kalktım. - Ömer Seyfettin

  • Yukarı doğru yükselmek

    Terazinin bir gözü inince öbürü kalkar.

  • Taşıtlar yola çıkmak

    Tren saat onda kalktı.

[-den]

  • Uçmak, havalanmak

    Uçak pistten kalktı.

  • Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak

    Çıkın arabaya, kalkacak şimdi, kalacaksınız buracıkta! - Osman Cemal Kaygılı

[-e]

  • Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak

    At, art ayakları üzerine kalktı.

  • Kabarmak, ayrılmak

    Masanın kaplaması kalktı.

  • Derlenip götürülmek

    Ne zaman kalkacağını, nereye gömüleceğini bilmek, bildirmek mümkün değil. - Memduh Şevket Esendal

  • Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek

    Hasta bir haftaya kadar kalkar.

  • Varlığı, hayatı son bulmak

    Halifelik kalktı.

[-den]

  • Yok olmak, artık bulunmamak

    Ortalıktan kar kalkınca gelebilirim.

[-e]

  • Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek

    Gözlüklerini takmadan okumaya kalktı. - Necati Cumalı

  • Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak

    Yasanın bu maddesi kalktı.

  • Uygulanmaz olmak

    Sıkıyönetim kalktı.

  • Güncelliğini yitirmek

    Bu âdet çoktan kalktı.

[-e]

  • Bir durumdan başka bir duruma geçmek

    Dörtnala kalkmak.

    Tırısa kalkmak.

[-e]

[-den]

  • Başka yere gitmek, taşınmak

    O yıl çok geçmeden piyade taburu bizim ilçeden başka ilçeye kalktı. - Necati Cumalı

[-e]

  • Ayakta beklemek

    Mektepte cezaya kalkmış gibi duruyorsun. - Falih Rıfkı Atay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kalkıp kalkıp oturmak

Birleşik Kelimeler: düşe kalka

KALAMAR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Bir tür mürekkep balığı (Loligo vulgaris)

KALAMİN (Kelime Kökeni: Fransızca calamine)

[isim]

[mineraloji]

  • Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat
  • Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı

KALAMİT (Kelime Kökeni: Fransızca calamite)

[isim]

[mineraloji]

  • Amfibol cinsinden bir mineral türü
  • İlk Çağ ağaç taşılı

MİNKALE (Kelime Kökeni: Arapça minḳale)

[isim]

[eskimiş]

[matematik]

  • İletki

SİKALAR

[isim]

[bitki bilimi]

  • Açık tohumlulardan, parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen, yurdu Güney Asya olan, palmiyelere benzer ağaç ve ağaççıkları içine alan bir familya

BAKALİT (Kelime Kökeni: Bakélite tescilli marka adından)

[isim]

[kimya]

  • Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine

KALSEMİ (Kelime Kökeni: Fransızca calcémie)

[isim]

[biyoloji]

  • Kandaki kalsiyum miktarı