İçinde Hs Bulunan Kelimeler

İçinde HS olan 79 kelime bulunuyor. İçerisinde HS geçen kelimeler ve kelime anlamları.

15 Harfli Kelimeler

RUHSUZLAŞTIRMAK30, RUHSATLANDIRMAK25

14 Harfli Kelimeler

RUHSUZLAŞTIRMA29, ŞAHSİYETSİZLİK28, SİLAHSIZLANMAK25, RUHSATLANDIRMA24

13 Harfli Kelimeler

İHSANIHÜMAYUN29, BAHSEDEBİLMEK25, SİLAHSIZLANMA24, ŞAHSİYETLİLİK23

12 Harfli Kelimeler

RUHSUZLAŞMAK26, SULHSEVERLİK25, BAHSEDEBİLME24, TAHSİLDARLIK20

11 Harfli Kelimeler

VUZUHSUZLUK32, GÜNAHSIZLIK27, RUHSUZLAŞMA25, ŞAHSİYETSİZ25, İŞTAHSIZLIK24, MIHSIÇTILIK24, SİLAHSIZLIK22, ALLAHSIZLIK21, NİKAHSIZLIK21, TALİHSİZLİK19

10 Harfli Kelimeler

GAYRİŞAHSİ24, ŞAHSİYETLİ20, RUHSATNAME17

9 Harfli Kelimeler

PERDAHSIZ24, SULHSEVER22, İHSANGAZİ21, RUHSUZLUK20, RUHSATSIZ20, TEMBİHSİZ20, MÜSTAHSİL18, MAHSULDAR18, BAHSETMEK17, MAHSUSTAN17, RUHSATİYE17, TAHSİLDAR16

8 Harfli Kelimeler

VUZUHSUZ28, GÜNAHSIZ23, İŞTAHSIZ20, MIHSIÇTI20, KÜLAHSIZ19, SİLAHSIZ18, ŞAHSİYAT18, ŞAHSİYET18, ALLAHSIZ17, MAHSUBEN17, NİKAHSIZ17, BAHSETME16, MAHSUSEN16, TALİHSİZ16, TARİHSİZ16, İHSANİYE15, MAHSULAT15, RUHSATLI15, İSTİHSAL14, TAHSİSAT14
Tümünü Gör

7 Harfli Kelimeler

ZIRHSIZ20, MİZAHSI17, KÜLAHSI15

6 Harfli Kelimeler

ZIHSIZ19, MAHSUP17, RUHSUZ16, MAHSUS14, ŞAHSEN14, MAHSUR13, MAHSUL13, RUHSAT12, RUHSAL12, TAHSİS12, TAHSİL11

5 Harfli Kelimeler

ŞAHSİ13, İHSAS11, İHSAN10

İHSAN (Kelime Kökeni: Arapça iḥsān)

[isim]

  • İyilik etme, iyi davranma
  • Bağışlama, bağışta bulunma
  • Bağışlanan şey, kayra, lütuf, inayet, atıfet

    Bu paşanın parmaklarını yakan ilk ihsan kesesi oldu. - Halide Edip Adıvar

  • Karşılık beklemeden yapılan yardım, iyilik

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ihsan etmek (veya buyurmak)

Birleşik Kelimeler: ihsanıhümayun

TAHSİL (Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl)

[isim]

  • Parayı alma, toplama

    İcra yoluyla tahsile gideriz, o sonra parasını geri alır. - Burhan Felek

  • Öğrenim

    Bir taraftan tahsile koşarken bir taraftan da bu memuriyetine devam ediyordu. - Asaf Halet Çelebi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tahsil etmek
  • tahsil görmek

Birleşik Kelimeler: yüksek tahsil

İHSAS (Kelime Kökeni: Arapça iḥsās)

[isim]

[eskimiş]

  • Üstü kapalı anlatma, sezdirme, ima

[fizyoloji]

  • Duyum

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ihsas etmek

RUHSAT (Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣat)

[isim]

  • İzin, müsaade

    Resmî ruhsat tezkeresi dosyamda mevcuttur. - Necip Fazıl Kısakürek

  • İzin belgesi, ruhsatname

    Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır. - Nazım Hikmet

Birleşik Kelimeler: ruhsatname, arama ruhsatı, çalışma ruhsatı, defin ruhsatı, satış ruhsatı

RUHSAL

[sıfat]

  • Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik
  • Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik

Birleşik Kelimeler: ruhsal çöküntü, ruhsal çözümleme, ruhsal gerilim

TAHSİS (Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣ)

[isim]

  • Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tahsis etmek

MAHSUR (Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūr)

[sıfat]

  • Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mahsur kalmak

MAHSUL (Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūl)

[isim]

  • Ürün

    Ankara'ya geldiği zaman Hacı Bayram'ı müritleriyle ovada mahsul toplarken görür. - Ahmet Hamdi Tanpınar

  • Verim

[mecaz]

  • Ortaya çıkan, elde edilen şey

    Her yeni âlem bir eski kıyametin mahsulü değil midir? - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

ŞAHSİ (Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣī)

[sıfat]

  • Kişisel

    Hareketin içinde şahsi kinler ve rekabetler vardı. - Falih Rıfkı Atay

İSTİHSAL (Kelime Kökeni: Arapça istiḥṣāl)

[isim]

[eskimiş]

  • Elde etme
  • Üretim

    Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • istihsal etmek

TAHSİSAT (Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣāt)

[isim]

  • Bir kimseye, bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para, ödenek

    Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye bir lakırtı çıkardılar. - Memduh Şevket Esendal

Birleşik Kelimeler: tahsisatımesture, ek tahsisat

MAHSUS (Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣ)

[sıfat]

  • Özgü

    Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Biri veya bir şey için ayrılmış, münhasır

    Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz. - Namık Kemal

  • Özel

    Kayseri'nin sayın valisine, mahsus selam ederim. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

[zarf]

  • Özellikle

    Buraya, mahsus bunun için geldim.

[zarf]

  • Bilerek, isteyerek, kasten

    Kapıyı mahsus açık bırakmıştı. - Attila İlhan

[zarf]

  • Şakadan

    Ciddi mi yapıyordu, mahsus mu söylüyordu, aptallık veya hilekârlık mıydı, bunları da anlayamadım.

Birleşik Kelimeler: kendine mahsus, zata mahsus

[sıfat]

[eskimiş]

  • Duyulan, anlaşılan, hissedilen
  • Belli, ortada, aşikâr

ŞAHSEN (Kelime Kökeni: Arapça şaḫṣen)

[zarf]

  • Kendi (kendim, kendin ...), bizzat

    İngiltere sefiri, kendi devletinin prensibini burada şahsen de takip ediyor. - Ercüment Ekrem Talu

  • Tanışmadan, dış görünüşü ile, uzaktan

    Onu şahsen tanırım, ahbaplığımız yoktur.

İHSANİYE

[isim]

  • Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri

MAHSULAT (Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūlāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Ürünler

[mecaz]

  • Ortaya çıkan, elde edilen şeyler