İçinde Hs Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde HS olan 8 harfli 23 kelime bulunuyor. İçinde HS olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

VUZUHSUZ28, GÜNAHSIZ23, İŞTAHSIZ20, MIHSIÇTI20, KÜLAHSIZ19, SİLAHSIZ18, ŞAHSİYAT18, ŞAHSİYET18, ALLAHSIZ17, MAHSUBEN17, NİKAHSIZ17, BAHSETME16, MAHSUSEN16, TALİHSİZ16, TARİHSİZ16, İHSANİYE15, MAHSULAT15, RUHSATLI15, İSTİHSAL14, TAHSİSAT14, TAHSİSLİ14, TARİHSEL13, TAHSİLAT13

TARİHSEL

[sıfat]

  • Tarihe dair, tarihle ilgili, tarihî

    Bir ülkenin tarihsel varlığı, onun sahip olduğu ölçülemez bir değerler kalıtımıdır. - Melih Cevdet Anday

Birleşik Kelimeler: tarihsel özdekçi, tarihsel roman

TAHSİLAT (Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīlāt)

[isim]

[hukuk]

  • Alacakların toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması

İSTİHSAL (Kelime Kökeni: Arapça istiḥṣāl)

[isim]

[eskimiş]

  • Elde etme
  • Üretim

    Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • istihsal etmek

TAHSİSAT (Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣāt)

[isim]

  • Bir kimseye, bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para, ödenek

    Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye bir lakırtı çıkardılar. - Memduh Şevket Esendal

Birleşik Kelimeler: tahsisatımesture, ek tahsisat

TAHSİSLİ

[sıfat]

  • Bir şeye özgü kılınmış, bir şeye ayrılmış

Birleşik Kelimeler: tahsisli yol

İHSANİYE

[isim]

  • Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri

MAHSULAT (Kelime Kökeni: Arapça maḥṣūlāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Ürünler

[mecaz]

  • Ortaya çıkan, elde edilen şeyler

RUHSATLI

[sıfat]

  • Yapılması ve kullanılması vb. için gerekli izni olan, ruhsatı olan

    Ruhsatlıdır, çekmeceye bakın belgeler orada, diyor adam telaşla. - Ahmet Ümit

BAHSETME

[isim]

  • Bahsetmek işi

    Hatta ben, bazı şairlerimizin gülden, çiçekten, aşktan ve büyüleyen gözlerden bahsetmelerine şaşarım, çok şaşarım. - Ahmet Kabaklı

MAHSUSEN (Kelime Kökeni: Arapça maḫṣūṣen)

[zarf]

[eskimiş]

  • Özellikle

TALİHSİZ

[sıfat]

  • Talihi ters olan, talihi kötü olan, şanssız, bahtsız (kimse)

    Alın yazısı bu masum ve talihsizi idama mahkûm etmişti. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

TARİHSİZ

[sıfat]

  • Tarihi yazılmamış, yazıldığı gün, ay veya yıl belirtilmemiş, günsüz
  • Uzun bir geçmişi olmayan

ALLAHSIZ

[sıfat]

  • Tanrı'yı tanımayan, Tanrı'nın varlığına inanmayan, Tanrısız

[sıfat]

[mecaz]

  • Acımasız, insafsız, vicdansız

MAHSUBEN (Kelime Kökeni: Arapça maḥsūben)

[zarf]

  • Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere

    Bazen sıkışınca da ileride getireceği reklamlara mahsuben avans olarak şarap istiyordu. - Çetin Altan

NİKÂHSIZ

[sıfat]

  • Aralarında nikâh olmadığı hâlde karı koca hayatı süren

    Siz erkekler ekseriya nikâhlı kadınla nikâhsız kadınlarınız arasında bir fark gözetirsiniz. - Hüseyin Cahit Yalçın

[zarf]

  • Nikâhsız olarak

    Ben de onlara karşı, komşulara karşı nikâhsız oturmaktan sıkılıyorum. - Memduh Şevket Esendal