İçinde Cak Bulunan Kelimeler
İçinde CAK olan 106 kelime bulunuyor. İçerisinde CAK geçen kelimeler ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Cak ile başlayan kelimeler. Cak ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
15 Harfli Kelimeler
ALACAKLANDIRICI26,
14 Harfli Kelimeler
SICAKLAŞTIRMAK24, ALACAKLANDIRMA21
13 Harfli Kelimeler
SICAKLIKÖLÇER28, TAPINCAKÇILIK26, SICAKLIKYAYAR23, SICAKLAŞTIRMA23, SICAKKANLILIK20
12 Harfli Kelimeler
OYUNCAKÇILIK24
11 Harfli Kelimeler
SALINCAKSIZ21, SICAKLAŞMAK20, KUCAKLAŞMAK19, BACAKKALEMİ17, KOCAKARILIK17, ALACAKLILIK16, KUCAKLANMAK16
10 Harfli Kelimeler
SAĞLICAKLA22, KUCAKLAYIŞ20, BASTIBACAK19, SICAKLAŞMA19, SALINCAKÇI19, KUCAKLAŞMA18, KUCAKLANIŞ18, ALACAKARGA17, SARICAKAYA17, BACAKKIRAN16, SICAKLAMAK16, SICAKKANLI16, SALINCAKLI16, KUCAKLANMA15, KUCAKLAMAK15, CAKALANMAK14
9 Harfli Kelimeler
OCAKEŞEĞİ23,
8 Harfli Kelimeler
YAVRUCAK20, BUCAKSIZ19, SIPSICAK19, BACAKSIZ18, OCAKBAŞI18, YAPINCAK18, SIMSICAK16, TAPINCAK16, YUMURCAK16, BULANCAK14, BACAKLIK14, BAKINCAK14, SICAKLIK14, YALINCAK14, ALABACAK13, KOCAKARI13, KULUNCAK13, KORUNCAK13, OTURACAK13, SALINCAK13
Tümünü Gör
7 Harfli Kelimeler
DOĞACAK20, KOCAKÖY19, ÇABUCAK16, OCAKSIZ16, SICAKÇA15, CAKASIZ15, BUCAKLI14, ÇIKACAK14,
Tümünü Gör
6 Harfli Kelimeler
OCAKÇI14, CAKACI13, AÇACAK12, ILICAK11, OCAKLI11, ARICAK10, OLACAK10, SANCAK10, CAKALI10, ALACAK9
5 Harfli Kelimeler
BUCAK11, BACAK10, SICAK10, KUCAK9, ANCAK8, NACAK8
4 Harfli Kelimeler
OCAK8, CAKA7
CAKA (Kelime Kökeni: İtalyanca giacca)
-
Gösteriş, çalım, kabadayılık, fiyaka
Onların dördünde de bir kral havası, bir padişah cakası vardır. - Haldun Taner
Ata Sözleri ve Deyimler
- caka satmak
- cakasından geçilmemek
- cakasını bozmak
- caka yapmak
ANCAK
-
`Yalnızca` anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir
Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi. - Osman Cemal Kaygılı
-
`Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle` anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün
Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi. - Hüseyin Bayaz
-
En erken
Sinema ancak saat yarımda bitmişti. - Peyami Safa
-
`Lakin, ama, fakat, yalnız` sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz
Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır. - Nezihe Araz
NACAK
-
Sapı kısa, küçük odun baltası
Silahsız kaldık, köylüler bize dipçik, üvendire, nacak yetiştirdi. - Aka Gündüz
OCAK
-
Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer
Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar. - Halikarnas Balıkçısı
-
Şömine
Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak. - Haldun Taner
-
Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer
Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür. - Salâh Birsel
-
Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
Mermer ocağı. Kömür ocağı.
-
Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru
Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu. - Sait Faik Abasıyanık
-
Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi. - Falih Rıfkı Atay
-
Yılın birinci ayı, kânunusani
Ocak ayını sevmem, oldum olası. - Burhan Felek
- Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri
-
Ev, aile, soy
Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı. - Aka Gündüz
- Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile
Ata Sözleri ve Deyimler
- ocağı batmak
- ocağı kör kalmak
- ocağına düşmek
- ocağına incir (veya darı) dikmek (veya ekmek)
- ocağını yeşertmek
- ocağı sönmek
- ocağı tütmek
Birleşik Kelimeler: ocakbaşı, ocakeşeği, ocak kaşı, ocak katı, ocak taşı, kör ocak, od ocak, acemi ocağı, aile ocağı, asker ocağı, aş ocağı, baba ocağı, bostancı ocağı, çay ocağı, deprem ocağı, elektrik ocağı, gaz ocağı, humbara ocağı, ispirto ocağı, kahve ocağı, kireç ocağı, kum ocağı, maden ocağı, parti ocağı, sağlık ocağı, taş ocağı
ALACAK
-
Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı
Bütün alacaklarımı topladım.
-
Alınması gerekli şey
Çarşıdan alacaklarım için bir liste yaptım.
Ata Sözleri ve Deyimler
- alacağım olsun da alakargada olsun
- alacağına saymak (veya tutmak)
- alacağına şahin, vereceğine karga (veya kuzgun)
- alacağı olmak
- alacağı olsun!
- alacak verecekle ödenmez
Birleşik Kelimeler: alacak verecek
KUCAK
-
Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş
Kucağımdaki yavrumla yapayalnız kalmıştık. - Sermet Muhtar Alus
- Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan
-
Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç
Oralar her saldırganlıktan korunmuş Türk kucağı idi. - Ruşen Eşref Ünaydın
-
Ortam, ocak
On yıl var ayrıyım Kına Dağı'ndan / Baba ocağından, yâr kucağından - Faruk Nafiz Çamlıbel
Ata Sözleri ve Deyimler
- kucağına düşmek
- kucağına kurulmak
- kucağına oturmak
- kucağında bulmak
- kucak (veya kucağını) açmak
Birleşik Kelimeler: kucak çocuğu, kucak dolusu, kucak kucağa, kucak kucak, kucaktan kucağa, karakucak, ana kucağı
ARICAK
- Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
OLACAK
-
Olması, yapılması uygun olan
Bu olacak iş mi?
-
Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey
Olmuşa değil, olacağa bak!
-
Olmasının önüne geçilemeyen durum
İş olacağına varır.
Ata Sözleri ve Deyimler
- olacak gibi değil
- olacakla öleceğe çare bulunmaz
- olacak o kadar
SANCAK
- Bayrak, liva
- Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak
- Gemilerin sağ yanı
- Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık
Ata Sözleri ve Deyimler
- sancak göstermek
Birleşik Kelimeler: sancak alabanda, sancak bağı, sancak beyi, sancak gemisi, sancak sahibi, al sancak
CAKALI
-
Cakası olan, caka ile yapılan, gösterişli
Formalarımız cakalı değil, sonra ne de olsa baklava börekle büyümediğimiz için ilk bakışta biraz sıskaca duruyoruz ama. - Nazım Hikmet
BACAK
-
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü
Yorgun vücudunu zahmetle taşıyan ince bacakları üstünde doğruldu. - Peyami Safa
- Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ
-
Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak
İpleri sedirlerin bacaklarına doladılar. - Lâtife Tekin
- İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale
Ata Sözleri ve Deyimler
- bacağına geçirmek
- bacak bacak üstüne atmak
- bacak kadar
- bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
- bacakları kopmak
- bacaklarını uzatmak
- bacakları tutmaz olmak
Birleşik Kelimeler: bacakkalemi, bacakkıran, alabacak, baldır bacak, bastıbacak, karabacak, kılıç bacak, takma bacak, ayıbacağı
SICAK
-
Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı
Yorganın altında sıcak gözyaşları dökerek gecelerce beklemişti. - Orhan Kemal
-
Isısı yüksek olan, çok ısınmış
Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi. - Aka Gündüz
-
Havadaki yüksek ısı
Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor. - Necati Cumalı
-
Sıcak yer
Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- Hamam
-
Dostça olan, sevgi dolu
Sıcak bir karşılama. Sıcak bir yuva.
Ata Sözleri ve Deyimler
- sıcak bakmak
- sıcak basmak (veya bastırmak)
- sıcak olmak
- sıcak yüz göstermek
Birleşik Kelimeler: sıcak çekme, sıcak dalgası, sıcak harp, sıcakkanlı, sıcak kuşak, sıcak para, sıcak renkler, sıcak savaş, sıcak sıcak, sıcak yastık, sıcağı sıcağına, ara sıcak, eş sıcak, kanı sıcak, sarı sıcak, cehennem sıcağı
KIRACAK
- Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet
KUCAKTA
- Henüz yürüyemeyen, küçük (çocuk)
SALACAK
- Üstünde ölü yıkanılan kerevet, teneşir