İçinde Afa Bulunan Kelimeler

İçinde AFA olan 87 kelime bulunuyor. İçerisinde AFA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Afa ile başlayan kelimeler. Afa ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

MÜKAFATLANDIRMA28

14 Harfli Kelimeler

MUHAFAZAKARLIK30

13 Harfli Kelimeler

MUVAFAKATNAME28, AFALLAŞTIRMAK24, KALAFATLANMAK20

12 Harfli Kelimeler

HAFAZANALLAH29, ZÜRAFAGİLLER27, AFACANLAŞMAK25, KAFATASÇILIK24, AFALLAŞTIRMA23, KALAFATÇILIK23, DİKKAFALILIK22, KALAFATÇILAR22, KALAFATLAMAK19, KALAFATLANMA19, NAFAKALANMAK19

11 Harfli Kelimeler

MUHAFAZASIZ31, MUHAFAZAKAR26, AFACANLAŞMA24, MÜDAFAANAME23, KALAFATLAMA18, NAFAKALANMA18

10 Harfli Kelimeler

MUHAFAZALI26, ŞATAFATSIZ24, KAFADAŞLIK22, KAFASIZLIK22, KALAFATSIZ21, AFALLAŞMAK20, LAFAZANLIK20, MÜSAKKAFAT20, KAFADARLIK19, MANKAFALIK18, AFALLATMAK17

9 Harfli Kelimeler

MUVAFAKAT23, KAFATASÇI20, AFALLAŞMA19, AFACANLIK19, KALAFATÇI19, ŞATAFATLI19, DİKKAFALI18, MÜKAFATEN18, KAFALILIK17, AFALLATMA16, AFALLAMAK16, KARAFATMA16

8 Harfli Kelimeler

MUHAFAZA23, PARAFA21, KURUKAFA16, KAFATASI16, AFALLAMA15, AFAKİLİK14, KATAFALK14

7 Harfli Kelimeler

KAFADAŞ18, KAFASIZ18, MÜDAFAA18, SAFAHAT18, HAFAKAN17, LAFAZAN16, MÜKAFAT16, ŞATAFAT16, KAFADAN15, KAFADAR15, MURAFAA15, RAFADAN15, KAFAKOL14, MANKAFA14, KALAFAT13

6 Harfli Kelimeler

ZÜRAFA17, AFACAN15, KAFACA15, KAFALI13, MALAFA13, SAFA13, ARAFAT12, AFAKAN12, KARAFA12, NAFAKA12

5 Harfli Kelimeler

PRAFA15, AFA14, ŞAFAK14, AFA11

4 Harfli Kelimeler

YAFA12, SAFA11, AFAK10, AFAL10, AFAT10, KAFA10

AFAK (Kelime Kökeni: Arapça āfāḳ)

[isim]

[eskimiş]

  • Ufuklar

    Garp'ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar / Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var - Mehmet Akif Ersoy

AFAL

[sıfat]

  • Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez

    Bir top ağzından henüz fırlamış gibi afal ve dağınıktı. - Falih Rıfkı Atay

Birleşik Kelimeler: afal afal

AFAT (Kelime Kökeni: Arapça āfāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Afetler

KAFA (Kelime Kökeni: Arapça ḳafā)

[isim]

  • İnsan başı, ser
  • Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü
  • Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu
  • Mekanik bir bütünün parçası

    Distribütör kafası.

[mecaz]

  • Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek

    Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş. - Yahya Kemal Beyatlı

[mecaz]

  • Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet

    Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı. - Yusuf Ziya Ortaç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kafa (veya kafasını) dinlendirmek
  • kafa (veya kafasını) karıştırmak
  • kafa (veya kafasını) şişirmek
  • kafa (veya kafasını) ütülemek
  • kafa (veya kafayı) çekmek
  • kafa (veya kafayı veya kafasını) dinlemek
  • kafa atmak
  • kafa bulmak
  • kafa cilalamak
  • kafa eskitmek
  • kafa göz yarmak
  • kafa kafaya vermek
  • kafa kalmamak
  • kafa patlatmak
  • kafa sallamak
  • kafası (veya kafasına) takılmak
  • kafası almamak (veya sarmamak)
  • kafası bir dünya
  • kafası bozulmak
  • kafası bulanmak
  • kafası dolmak
  • kafası dönmek
  • kafası dumanlanmak
  • kafası durmak
  • kafası düzelmek
  • kafası ile oynamak
  • kafası işlemek (veya çalışmak)
  • kafası karışmak (veya allak bullak olmak)
  • kafası kazan (gibi) olmak
  • kafası kızmak
  • kafasına dank etmek
  • kafasına estiği gibi
  • kafasına geçirmek
  • kafasına girmek
  • kafasına girmemek
  • kafasına göre
  • kafasına koymak
  • kafasına sığmamak
  • kafasına söz girmemek
  • kafasına uymak
  • kafasına vura vura
  • kafasına vur, ekmeğini elinden al
  • kafasına vurmak
  • kafasından çıkarmak (veya atmak)
  • kafasından geçirmek
  • kafasında şimşek çakmak
  • kafasında tutmak
  • kafasını ezmek
  • kafasını işletmek
  • kafasını kaldırmak
  • kafasını kaldırmamak
  • kafasını kaşıyacak vakti olmamak
  • kafasını kırmak
  • kafasını kullanmak
  • kafasını kurcalamak
  • kafasının bir tahtası eksik (veya noksan) (olmak)
  • kafasının dikine gitmek
  • kafasının etini yemek
  • kafasının kontağı atmak
  • kafasını sarmak (veya açmak)
  • kafasını sokmak
  • kafasını taştan taşa çarpmak (veya vurmak)
  • kafasını toplamak
  • kafasını tütsülemek
  • kafasını uçurmak
  • kafasını vurmak
  • kafası sarmamak
  • kafası sersem sepet (olmak)
  • kafası şişmek
  • kafası yerinde olmamak
  • kafası yerine gelmek
  • kafa tutmak
  • kafaya almak
  • kafaya çıkmak
  • kafa yapmak
  • kafaya takmak
  • kafayı (bir yere) vurmak
  • kafayı bulandırmak
  • kafayı bulmak
  • kafayı çalıştırmak (veya işletmek)
  • kafayı değiştirmek
  • kafayı tütsülemek (veya dumanlamak)
  • kafayı üşütmek
  • kafayı yemek
  • kafa yok!
  • kafa yormak

Birleşik Kelimeler: kafa çıkışı, kafa dengi, kafa sesi, kafa işçisi, kafa kâğıdı, kafa koçanı, kafakol, kafatası, kafası boş, kafası bulutlu, kafası çatlak, kafası dumanlı, kafası iyi, kafası kıyak, kafası kontak, kafası küflü, kafası örümcekli, kafası tembel, kalın kafa, kurukafa, kuru kafa, taş kafa

AFAKİ (Kelime Kökeni: Arapça āfāḳī)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Gereksiz, önemsiz (söz)

    Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık. - Ahmet Rasim

  • Bir kaynağa dayanmayan, hayalî

SAFA (Kelime Kökeni: Arapça ṣafāʾ)

[isim]

  • 343 sefa

ARAFAT (Kelime Kökeni: Arapça ʿarafāt)

[isim]

  • Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe

Ata Sözleri ve Deyimler

  • Arafat'ta soyulmuş hacıya dönmek

AFAKAN (Kelime Kökeni: Arapça ḫafaḳān)

[isim]

  • Hafakan

KARAFA (Kelime Kökeni: Fransızca carafe)

[isim]

  • Uzun boyunlu, kulpsuz küçük rakı sürahisi

    Garson gel şu karafayı doldur. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

NAFAKA (Kelime Kökeni: Arapça nafaḳa)

[isim]

  • Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik

    Çoluk çocuğunun nafakası için geceli gündüzlü örs başından ayrılmayan demirciyi göreyim, dedim, bir gün. - Necip Fazıl Kısakürek

[hukuk]

  • Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • nafaka bağlanmak
  • nafaka sağlamak

KALAFAT (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[denizcilik]

  • Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi

    Kalafatın tokmak gürültüsü ve denize uzayan zift kokusu arasından yol aldım ve tenha yollara saptım. - Halikarnas Balıkçısı

[tarih]

  • Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı

[tarih]

  • Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık

[mecaz]

  • Onarma, tamir etme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kalafata çekmek

Birleşik Kelimeler: kalafat kalemi, kalafat yeri

KAFALI

[sıfat]

  • Kafası olan
  • Kafası herhangi bir biçimde olan

    Çıkık kafalı.

[mecaz]

  • Bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı

    Kafalı adam.

Birleşik Kelimeler: boş kafalı, dar kafalı, dibek kafalı, dikkafalı, eski kafalı, eşek kafalı, et kafalı, geri kafalı, horoz kafalı, kabak kafalı, kalın kafalı, kaz kafalı, kısa kafalı, örümcek kafalı, sepet kafalı, uzun kafalı

MALAFA

[isim]

[teknik]

  • Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti

SAFARİ (Kelime Kökeni: Fransızca safari)

[isim]

  • Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı
  • Toplu olarak ava çıkma
  • Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi
  • Genellikle ketenden yapılan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti

AFAKİLİK

[isim]

  • Nesnellik