Ça ile Başlayan 5 Harfli Kelimeler



ÇA harfleri ile başlayan 5 harfli 61 kelime bulunuyor. Başında ÇA olan 5 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "ça ile biten 5 harfli kelimeler. İçinde Ça olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÇAVUŞ18, ÇAĞMA16, ÇAĞRI16, ÇAĞLA15, ÇAVLI15, ÇAVMA15, ÇAVUN15, ÇAYCI14, ÇAPLI13, ÇAPMA13, ÇAPUL13, ÇAPUT13, ÇARPI13, ÇALGI13, ÇANCI12, ÇAPAK12, ÇAPAR12, ÇAPLA12, ÇARŞI12, ÇAŞIT12, ÇATIŞ12, ÇAMÇA12, ÇAKIŞ12, ÇALAP12, ÇALIŞ12, ÇAMAŞ12, ÇABUK11, ÇANDI11, ÇADIR11, ÇAYIR11, ÇAYLI11, ÇAMUR10, ÇAKIM10, ÇALIM10, ÇAYAN10, ÇANLI9, ÇARIK9, ÇASAR9, ÇATIK9, ÇATKI9, ÇAMAT9, ÇALTI9, ÇAKIL9, ÇAKIN9, ÇAKIR9, ÇAKMA9, ÇALIK9, ÇALKI9, ÇALMA9, ÇATMA9, ÇANAK8, ÇANTA8, ÇARKA8, ÇATAK8, ÇATAL8, ÇAKAL8, ÇAKAR8, ÇAKER8, ÇAKRA8, ÇALAK8, ÇALAR8


ÇANAK


[isim]
  • Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap

    Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı. - Burhan Felek

[bitki bilimi]
  • Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü
[coğrafya]
  • Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi
[sıfat] [mecaz]
  • Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik

    O sayfaları hazırlayanlar karşımızdaki cephenin dolduruşuyla bir çanak anket düzenlediler. - Refik Erduran

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çanağa ne doğrarsan kaşığında o çıkar
  • çanak tutmak (veya açmak)
  • çanak yalamak

Birleşik Kelimeler: çanak ağızlı, çanak anten, çanak çömlek, çanak üzengi, çanak yalayıcı, çanak yaprak, Çanakkale, ayrı çanak yapraklılar, bitişik çanak yapraklılar, bülbül çanağı, çadır çanağı, çirişçi çanağı, dilenci çanağı, ışık çanağı, şarap çanağı


ÇANTA


[isim]
  • Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap

    Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz. - Yusuf Ziya Ortaç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çantadan yetişmek

Birleşik Kelimeler: çanta çiçeği, çantada keklik, şifreli çanta, avcı çantası, beslenme çantası, çobançantası, ecza çantası, el çantası, evrak çantası, ilk yardım çantası, para çantası, plaj çantası


ÇARKA


[isim] [tarih]
  • Osmanlı ordusunda öncü görevi

ÇATAK


[isim]
  • İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı

    Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi. - Memduh Şevket Esendal

[sıfat]
  • Yapışık, ikiz (meyve)
[sıfat]
  • Kavgacı

Birleşik Kelimeler: çatak bayrak

[isim]
  • Van iline bağlı ilçelerden biri

ÇATAL


[isim]
  • İki veya daha çok kola ayrılan değnek
[sıfat]
  • Ucu kollara ayrılmış

    Çatal yol.

[sıfat]
  • İki taraflı

    Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar - Halk türküsü

[sıfat]
  • İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir

    Çatal söz.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çatal görmek
  • çatal matal kaç çatal

Birleşik Kelimeler: çatal ağız, çatal aşı, çatal ayak, çatal bel, çatal bıçak takımı, çatal çivi, çatal don, çatal flama, çatal iğne, çatal kaldıraç, çatalkara, çatal kargı, çatal kazık, çatal kundak, çatalkuyruk, çatal sakal, çatal ses, çatal yürek, çatal zıpkın, üççatal


ÇAKAL (Kelime Kökeni: Farsça şaġāl)


[isim] [hayvan bilimi]
  • Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus)

    Korkunç geceler, çakalların ulumaları, köpeklerin haykırışları bu ruhu da karartan gecelerde sinirleri büsbütün gevşetiyor. - Etem İzzet Benice

[argo]
  • Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse
[sıfat] [halk ağzında]
  • Titiz, huysuz
[sıfat] [halk ağzında]
  • Görgüsüz

Birleşik Kelimeler: çakal armudu, çakalboğan, çakal eriği, çakal yağmuru


ÇAKAR


[isim] [denizcilik]
  • Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener

ÇAKER (Kelime Kökeni: Farsça çāker)


[isim] [eskimiş]
  • Kul, köle, cariye, yanaşma

    Ayağınızın türabıyım, çakeriniz, efendimizi dünyada bırakmam. - Memduh Şevket Esendal


ÇAKRA (Kelime Kökeni: Sanskrit)


[isim]
  • İnsan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları

ÇALAK (Kelime Kökeni: Farsça çālāk)


[sıfat] [eskimiş]
  • Eline ayağına çabuk, atik, çevik
[zarf]
  • Eline ayağına çabuk, atik, çevik bir biçimde

    Norveçli bir seyyah gibi çalak, köprüye indim ve vapura bindim. - Yahya Kemal Beyatlı


ÇALAR


[isim]
  • Ayırtı

ÇANLI


[sıfat]
  • Çanı olan

Birleşik Kelimeler: çanlı şamandıra


ÇARIK


[isim]
  • İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı

    Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor. - Ömer Seyfettin

[denizcilik]
  • Çene
[argo]
  • Para cüzdanı

    Kızı bu çarık sözünün para cüzdanı manasına geldiğini bilmeden dinler. - Refik Halit Karay

Birleşik Kelimeler: çürük çarık, venüsçarığı


ÇASAR (Kelime Kökeni: Macarca császár)


[isim] [eskimiş]
  • Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen unvan

ÇATIK


[sıfat]
  • Çatılmış olan

    O çatık, kara kaşlı, al yanaklı hanımın kucağına oturmak lazım gelmişti. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: çatık çehre, çatık kaş, çatık surat, çatık yüz