Sir ile Biten Kelimeler



SİR ile biten 15 kelime bulunuyor. Sonu SİR olan kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Sir ile başlayan kelimeler. İçinde sir olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

9 Harfli Kelimeler

MÜTECASİR16, MÜTEESSİR14, BALIKESİR13

8 Harfli Kelimeler

MÜFESSİR19, MÜNKESİR12

7 Harfli Kelimeler

MÜESSİR12

6 Harfli Kelimeler

TEFSİR13, TAKSİR7, TEKSİR7

5 Harfli Kelimeler

İKSİR6, KESİR6, NESİR6, NASİR6, TESİR6

4 Harfli Kelimeler

ESİR5


ESİR (Kelime Kökeni: Arapça esīr)


[isim]
  • Tutsak

    Meyhaneden çıktığında sarhoş kafayla bir esir gemisine binmiş, güvertede sızıp kalmıştı. - İhsan Oktay Anar

[mecaz]
  • Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse

    Onun güzelliğinin esiri oldular.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • esir almak
  • esir düşmek
  • esir etmek
  • esir olmak
  • esir yatmak

Birleşik Kelimeler: esir almaca, esir kampı, esir pazarı

[isim] [fizik]
  • Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz

İKSİR (Kelime Kökeni: Arapça iksīr)


[isim] [eskimiş]
  • Hayatı ölümsüzleştirme, madenleri altına çevirme vb. olağanüstü etkileri olduğuna inanılan sıvı

    İşte şimdi damarlarımda bu iksirin alevleri dolaşıyor. - Hüseyin Rahmi Gürpınar


KESİR (Kelime Kökeni: Arapça kesr)


[isim] [matematik]
  • Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı

    Yarım, üçte bir, yüzde üç birer kesirdir.

Birleşik Kelimeler: kesir ölçek, adi kesir, basit kesir, bayağı kesir, bileşik kesir, ondalık kesir


NESİR (Kelime Kökeni: Arapça nes̱r)


[isim] [edebiyat]
  • Düzyazı

    Her millette olduğu gibi bizde de kelimeleri şiir canlandırmış, nesir sadece kullanmıştır. - Yahya Kemal Beyatlı


NASİR (Kelime Kökeni: Arapça nās̱ir)


[isim] [eskimiş]
  • Nesir yazan, nesir ustası

    Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm. - Yahya Kemal Beyatlı


TESİR (Kelime Kökeni: Arapça teʾs̱īr)


[isim]
  • Etki

    Bazılarının da kanaati şudur ki iyi ahlakta çalışmanın rolü ve tesiri vardır. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tesir bırakmak
  • tesir etmek
  • tesirini göstermek

Birleşik Kelimeler: yan tesir


TAKSİR (Kelime Kökeni: Arapça taḳṣīr)


[isim] [eskimiş]
  • Kısaltma, kısma
[hukuk]
  • Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu

    Elbette bir taksirimiz varmış ki çekiyoruz. Bugünleri de görmek mukaddermiş. - Memduh Şevket Esendal


TEKSİR (Kelime Kökeni: Arapça teks̱īr)


[isim]
  • Çoğaltma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • teksir etmek

Birleşik Kelimeler: teksir kâğıdı, teksir makinesi


MÜNKESİR (Kelime Kökeni: Arapça munkesir)


[sıfat] [eskimiş]
  • Kırılmış, kırık
[mecaz]
  • Kırgın, gücenmiş

MÜESSİR (Kelime Kökeni: Arapça muʾes̱s̱ir)


[sıfat] [eskimiş]
  • Dokunaklı

    Akşamın hissî saatinde bu türkü ne derin bir surette müessirdi! - Hamdullah Suphi Tanrıöver

[isim] [kimya]
  • Etken

Ata Sözleri ve Deyimler

  • müessir olmak


BALIKESİR


[isim]
  • Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri

TEFSİR (Kelime Kökeni: Arapça tefsīr)


[isim]
  • Yorumlama

    Hiçbirini tefsire ve hiçbirinden mana çıkarmaya kimsenin dili varmaz olmuştu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

[din bilgisi]
  • Kur'an'ın surelerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma, yorumlama
[din bilgisi]
  • Kur'an'ın surelerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma, yorumlama bilimi
[din bilgisi]
  • Kur'an'ın surelerini açıklayan eser

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tefsir etmek


MÜTEESSİR (Kelime Kökeni: Arapça muteʾes̱s̱ir)


[sıfat]
  • Üzülmüş, üzüntülü

    Hatta çirkin yaradılışından bile / O kadar müteessir değildi - Orhan Veli Kanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • müteessir olmak


MÜTECASİR (Kelime Kökeni: Arapça mutecāsir)


[sıfat] [eskimiş]
  • Yeltenen, cüret eden

MÜFESSİR (Kelime Kökeni: Arapça mufessir)


[sıfat] [eskimiş]
  • Kısa ve anlaşılması güç bir metni açıklayan, açıklığa kavuşturan, metnin anlam ve amacı üstünde yorumda bulunan (kimse)