SANAYİLEŞTİRMEK Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler



SANAYİLEŞTİRMEK harflerini içeren 4 harfli 392 kelime bulunuyor. 4 harfli SANAYİLEŞTİRMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

AYAŞ9, EŞEY9, EŞYA9, ŞAYİ9, ŞEMS9, YAŞA9, AŞMA8, EŞME8, EMİŞ8, MAAŞ8, MEŞK8, MEŞE8, MARŞ8, MAŞA8, ŞİST8, ŞAMA8, ŞANS8, ŞASİ8, ŞEMA8, ŞASE8, ARŞE7, ASYA7, AŞAR7, AYMA7, AŞİR7, ATAŞ7, ATEŞ7, ERİŞ7, EŞEK7, EŞİK7, EŞİT7, EŞLİ7, EMAY7, EKŞİ7, İNŞA7, İNİŞ7, İŞTE7, İŞLİ7, İŞAR7, İTİŞ7, İAŞE7, KREŞ7, KİŞİ7, KAŞE7, LAŞE7, MAYİ7, MAYA7, NAAŞ7, NEŞE7, NAŞİ7, RAŞE7, RAŞİ7, SİYA7, SAYA7, SAYE7, ŞİAR7, ŞİİR7, ŞİKE7, ŞİLE7, ŞİLT7, ŞİRK7, ŞİTA7, ŞERİ7, ŞAİR7, ŞAKA7, ŞAKİ7, ŞALE7, ŞALİ7, ŞARK7, ŞART7, ŞENİ7, YEME7, YEİS7, YAMA7, YASA7, ARYA6, ASMA6, AYET6, AYİN6, AYLA6, AYNA6, AYNİ6, AYAR6, AYAN6, AYAK6, AYAL6, ALAY6, ESME6, ESMA6, ESİM6, EYER6, İSİM6, KAYA6, MİSK6, MARS6, MASA6, MASK6, MEST6, NİYE6, RİYA6, REYE6, SİMA6, SAMİ6, SEMA6, SEME6, SEMT6, TAYA6, YENİ6, YETİ6, YİNE6, YELE6, YEKE6, YAKA6, YANİ6, YARA6, ARMA5, ARSA5, ASAL5, ASAR5, ASİL5, ASİT5, ASLA5, ASLİ5, ASRİ5, ANAM5, ANMA5, ATMA5, AMİR5, ALEM5, ALİM5, ALMA5, AMAL5, AMAN5, AMEL5, AMİL5, AMİN5, AMİT5, AKİM5, AKİS5, AKMA5, AKSE5, AKSİ5, ESKİ5, ESİR5, ESİN5, ESİK5, ESER5, ESEN5, ESNA5, ERME5, ERİM5, ESRE5, ETME5, ENSE5, EKİM5, EKME5, EKSİ5, ENAM5, EMİR5, EMİN5, EMİK5, EMET5, EMEN5, EMEL5, EMEK5, EMAN5, ELİM5, ELMA5, ELEM5, İNME5, İNAM5, İMLA5, İMAR5, İRİS5, İSAL5, İTME5, İRSİ5, İSLİ5, İMAN5, İMAL5, İLMİ5, İLME5, İLİM5, İLAM5, KLAS5, KREM5, KİST5, KARS5, KASA5, KASE5, KAST5, KAME5, KAMA5, KAİM5, KİLS5, KİMİ5, KESE5, KEME5, LİME5, LİSE5, LİMA5, LAMA5, LAME5, LENS5, MİRİ5, MİRA5, MİNK5, MİNİ5, MİNE5, MİKA5, MİAT5, META5, MARN5, MARK5, MANİ5, MANA5, MALİ5, MALA5, MAKİ5, MAİN5, MAİL5, MALT5, MART5, MERT5, MERİ5, MERA5, MENİ5, MEKE5, MEAL5, MALE5, NESİ5, NİSA5, NEMA5, NAME5, RİSK5, RAKS5, RAMİ5, RAST5, REİS5, REMİ5, REST5, SAAT5, SİLİ5, SİNE5, SİNİ5, SİRK5, SİTE5, SELA5, SANA5, STAR5, STEN5, STER5, STİL5, SALA5, SALT5, SARİ5, SARA5, SAKİ5, SAKE5, SAKA5, SAİK5, SAİR5, SERT5, SERİ5, SERE5, SERA5, SEKİ5, SELE5, SENA5, SENE5, SENT5, TAAM5, TRAS5, TERS5, TEMA5, TASA5, ARKA4, ANAL4, ANKA4, ARAK4, ATAK4, ATEL4, ATİK4, ALET4, ALAN4, AİLE4, AKAR4, AKİL4, AKİT4, AKLİ4, AKNE4, ERTE4, ERİN4, ERİL4, ERİK4, EREN4, EREK4, ERAT4, ERKE4, ETEN4, ETER4, ETİK4, ETİL4, ETKİ4, ETLİ4, ETEK4, ENLİ4, ENİK4, EKİN4, EKLİ4, ENEK4, ELTİ4, EKTİ4, ELAN4, ENİR4, ELEK4, ELİK4, ELİT4, İRAT4, İNTİ4, İNİK4, İRİN4, İNEK4, İNAT4, İNAL4, İNAK4, İTKİ4, İARE4, İANE4, İLKE4, İLİK4, İLAN4, İKNA4, İKEN4, İKTA4, KLAN4, KRAL4, KİRA4, KANİ4, KANT4, KARA4, KANA4, KARE4, KARİ4, KART4, KAİL4, KAİN4, KALA4, KALE4, KATİ4, KETE4, KİLE4, KERE4, KELE4, KENE4, KENT4, LAİK4, LİKA4, LİNK4, LİRA4, LAİN4, LAKA4, LAKE4, LATA4, LEKE4, LİET4, NERE4, NİTE4, NAAT4, NAİL4, NALE4, NARA4, RİNA4, RİNT4, RİKA4, RANT4, RATE4, REEL4, RENK4, TİRE4, TİKE4, TREN4, TERK4, TANK4, TANE4, TALK4, TALİ4, TAKA4, TELA4, TEKE4, TEİN4, TERE4


ARKA


[isim]
  • Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı

    Evin arkasında dekorlar boyarlardı. - Adalet Ağaoğlu

[sıfat]
  • Arkada olan, arkada bulunan
[sıfat] [mecaz]
  • Kayıran, destekleyen

    Memur olmak için büyük bir arka gerek. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[mecaz]
  • Geçmiş, geride kalmış zaman

    Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • arka arkaya vermek
  • arka bulmak
  • arka çevirmek
  • arka çıkmak
  • arkada bırakmak
  • arkada bırakmak
  • arkada kalanlar (veya arkadakiler)
  • arkada kalmak
  • arkadan söylemek
  • arkadan vurmak
  • arka kapıdan çıkmak
  • arka olmak
  • arkası alınmak
  • arkası gelmek
  • arkası kesilmek
  • arkasına (bile) bakmadan gitmek (veya kaçmak)
  • arkasına almak
  • arkasına düşmek (veya takılmak)
  • arkasında dolaşmak (veya gezmek)
  • arkasından atlı kovalamak
  • arkasından atmak (veya konuşmak)
  • arkasından koşmak
  • arkasından sürüklemek
  • arkasından teneke çalmak
  • arkasından zil takıp oynamak
  • arkasında yumurta küfesi yok ya! (veya olmamak)
  • arkasını (birine) vermek
  • arkasını (bir şeye) vermek
  • arkasını almak
  • arkasını bırakmak
  • arkasını dayamak
  • arkasını getirememek
  • arkasını sağlama almak
  • arkasını sıvamak
  • arkası olmamak
  • arkası yere gelmemek
  • arka vermek
  • arkaya bırakmak (veya koymak)
  • arkaya kalmak

Birleşik Kelimeler: arka arka, arka arkaya, arka ayak, arkabahçe, arka müziği, arka plan, arka sokak, arka teker, arkaüstü, arka yüz, arkadan arkaya, arkası pek, arkası sıra, arkası yarın, arkası yufka, perde arkası


ANAL (Kelime Kökeni: Fransızca anal)


[sıfat] [tıp]
  • Anüsle ilgili
[zarf]
  • Anüs yoluyla

ANKA (Kelime Kökeni: Arapça ʿanḳā)


[isim]
  • Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka

Birleşik Kelimeler: Zümrüdüanka


ARAK (Kelime Kökeni: Arapça ʿaraḳ)


[isim] [eskimiş]
  • Ter
[isim] [argo]
  • Çalma

ATAK


[sıfat]
  • Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr

    Bütün çocuklar gibi onlar da haşarı, atak ve güreşçi idiler. - Reşat Nuri Güntekin

[halk ağzında]
  • Geveze
[isim] [tıp]
  • Aniden başlayan hastalık nöbeti
[isim]
  • Atılım
[spor]
  • Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, ofans

Ata Sözleri ve Deyimler

  • atak yapmak

Birleşik Kelimeler: kontratak, panikatak


ATEL (Kelime Kökeni: Fransızca attelle)


[isim]
  • Kırılmış kemiklerin düzgün bir biçimde sarılabilmesi için kullanılan türlü malzemelerden yapılmış destek

ATİK


[sıfat]
  • Çabuk davranan, çevik

Birleşik Kelimeler: atik tetik

[sıfat] [eskimiş]
  • Eski, eski zamanla ilgili

Birleşik Kelimeler: Ahd-i Atik


ALET (Kelime Kökeni: Arapça ālet)


[isim]
  • Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne
[teknik]
  • Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri
[mecaz]
  • Maşa

    Birtakım teşebbüslerini gerçekleştirmesi yolunda onu bir alet gibi kullanıyor. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • alet etmek
  • alet işler, el övünür
  • alet olmak

Birleşik Kelimeler: alet edevat, tansiyon aleti, çalgı aleti, kondisyon aleti, ses aleti, suç aleti, tesviye aleti


ALAN


[isim]
  • Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha
[mecaz]
  • Bir çalışma çevresi

    Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır. - Nurullah Ataç

[fizik]
  • İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası

    Yer çekimi alanı. Mıknatıs alanı. Elektrik alanı.

[sinema] [televizyon]
  • Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü
[spor]
  • Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha

Birleşik Kelimeler: alan araştırması, alan denetimi, alan hızı, alan korkusu, alan koruması, alan savunması, alan talan, alan topu, açık alan, art alan, gideren alan, kamusal alan, kırsal alan, kör alan, manyetik alan, mücavir alan, sulak alan, üretici alan, üretici olmayan alan, yarı alan, yeşil alan, ceza alanı, eğitim alanı, havaalanı, ilgi alanı, iş alanı, kapsama alanı, oyun alanı, penaltı alanı, piknik alanı, rekreasyon alanı, savaş alanı, sit alanı, yargı alanı, yayın alanı, yerleşim alanı


AİLE (Kelime Kökeni: Arapça ʿaʾile)


[isim] [toplum bilimi]
  • Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik

    Birbirlerine nasıl tutkun, yangın bir aile olduklarını sayıp döktü. - Lâtife Tekin

[halk ağzında]
  • Eş, karı

Birleşik Kelimeler: aile adı, aile bahçesi, aile bütçesi, aile doktoru, aile dostu, aile fotoğrafı, aile gazinosu, aile hayatı, aile hekimi, aile hukuku, aile ismi, aile mahkemesi, aile matinesi, aile meclisi, aile ocağı, aile planlaması, aile reisi, aile saadeti, büyük aile, çekirdek aile, koruyucu aile, köklü aile


AKAR (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳār)


[isim] [eskimiş]
  • Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret

Ata Sözleri ve Deyimler

  • akar edinmek

[isim]
  • Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı
[isim]
  • Sıvı, mai, likit

AKİL (Kelime Kökeni: Arapça ʿāḳil)


[sıfat] [eskimiş]
  • Akıllı

    Ne akilem ne divane / Gel gör beni aşk n'eyledi - Yunus Emre

Birleşik Kelimeler: akil baliğ


ÂKİT (Kelime Kökeni: Arapça ʿāḳid)


[sıfat]
  • Bağıtçı
[isim] [eskimiş] [hukuk]
  • Sözleşme

Birleşik Kelimeler: akit vaadi, akdetmek, evlilik akdi, hizmet akdi, iş akdi


AKLİ (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳlī)


[sıfat] [eskimiş]
  • Akılla ilgili, akla dayanan, akılsal

    Akli muvazenesi pek sağlam bulunmadığı için serbest bırakıldı. - Sait Faik Abasıyanık


AKNE (Kelime Kökeni: Fransızca acné)


[isim] [tıp]
  • Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce