SÖVDÜRMEK Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler



SÖVDÜRMEK harflerini içeren 4 harfli 24 kelime bulunuyor. 4 harfli SÖVDÜRMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÖDEV18, ÖVME17, SÖVE17, DÜVE14, ÖRÜM13, ÖDEM13, ÖMÜR13, ÖRÜK12, REVÜ12, KÖSE11, ÖRME11, ÖKSE11, SÖKE11, SEVK11, KÖRE10, ÖREK10, DÜSE9, DERS7, KÜME7, SÜRE7, ÜREM7, DERK6, KÜRE6, KREM5


KREM (Kelime Kökeni: Fransızca crème)


[isim]
  • Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde
[sıfat]
  • Bu kıvamda hazırlanmış olan

    Krem deterjan.

[sıfat]
  • Bu renkte olan

    Vücutlarının yumuşaklığını gösteren açık renk, krem veya beyaz elbiseler içinde... - Abdülhak Şinasi Hisar

Birleşik Kelimeler: nemlendirici krem, patakrem, toparlayıcı krem, göz altı kremi, güneş kremi, saç kremi, tıraş kremi


DERK (Kelime Kökeni: Arapça derk)


[isim] [eskimiş]
  • Anlama, kavrama

Ata Sözleri ve Deyimler

  • derk etmek


KÜRE (Kelime Kökeni: Arapça kure)


[isim] [matematik]
  • Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim

Birleşik Kelimeler: küre kuşağı, ağır küre, ateş küre, düzlem küre, güney küre, hava küre, ışık küre, kuzey küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre, yerküre, gök küresi

[isim] [madencilik]
  • Madenci ocağı, maden fırını
[isim]
  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri

DERS (Kelime Kökeni: Arapça ders)


[isim]
  • Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi

    Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu. - Sait Faik Abasıyanık

[mecaz]
  • Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret

    En iyisi, kıyının verdiği şu ekoloji dersini uygulamak mı dersiniz? - Haldun Taner

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ders (veya dersi) asmak
  • ders almak
  • ders çalışmak
  • ders görmek
  • ders olmak
  • ders vermek
  • ders yapmak

Birleşik Kelimeler: dersbaşı, ders dışı, dershane, dersiam, ders içi, ders notu, ders programı, ek ders, seçimlik ders, seçmeli ders, yardımcı ders, hayat dersi


KÜME


[isim]
  • Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup

    Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler. - Nabizade Nâzım

[eğitim bilimi]
  • Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek
[spor]
  • Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup
[spor]
  • Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kümeden düşmek
  • kümeye çıkmak

Birleşik Kelimeler: küme bulut, küme çalışması, bir küme, boş küme, çift küme, denk küme, toplumsal küme, üst küme, ayrık kümeler, öncüller kümesi, yıldız kümesi


SÜRE


[isim]
  • Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet

    Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. - Turan Oflazoğlu

Birleşik Kelimeler: süre aşımı, süreölçen, süreölçer, süre ölçümü, süre sonu, süreyazar, bir süre, ek süre, bekleme süresi, bekletme süresi


ÜREM


[isim] [ekonomi]
  • Faiz, getiri

DÜSE (Kelime Kökeni: Farsça dū + se)


[isim]
  • Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de üç benekli olan yanlarının üste gelmesi

KÖRE (Kelime Kökeni: Farsça kūre)


[isim] [halk ağzında]
  • Karınca yuvası

ÖREK


[isim] [halk ağzında]
  • Duvar

KÖSE (Kelime Kökeni: Farsça kūse)


[sıfat]
  • Bıyığı, sakalı çıkmayan (erkek)

    Köse kâtip, gözlerini kırpıştırarak dinlemeye başlamıştı. - Kemal Tahir

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kösenin sakalı gibi
  • köseyle alay edenin top sakalı kara gerek

Birleşik Kelimeler: köse buğday, köse sakal

[isim]
  • Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri

ÖRME


[isim]
  • Örmek işi

    Kale kapısından yalnız birini açık bırakarak bakilerini örmeye başlamışlardı. - Orhan Seyfi Orhon

[sıfat]
  • Örülerek yapılan

    Üstüne açık kahverengi yün örme bir ceket giymişti. - Peyami Safa

Birleşik Kelimeler: örme kepenek


ÖKSE (Kelime Kökeni: Rumca)


[isim]
  • Ökse otu saplarından veya çobanpüskülü kabuklarından çıkarılan yapışkan macun
[mecaz]
  • Erkekleri kendine bağlamasını bilen alımlı kadın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ökseye basmak

Birleşik Kelimeler: ökse çubuğu, ökse kuşu, ökse otu


SÖKE


[isim]
  • Aydın iline bağlı ilçelerden biri

SEVK (Kelime Kökeni: Arapça sevḳ)


[isim]
  • Gönderme, götürme

    Sevk gününü, raporun ismini, uğrayacağı limanları yazdım. - Refik Halit Karay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sevk etmek
  • sevk olmak

Birleşik Kelimeler: sevkitabii, sevk kâğıdı, sevkülceyş