MEKTUPLAŞMA Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler



MEKTUPLAŞMA harflerini içeren 6 harfli 28 kelime bulunuyor. 6 harfli MEKTUPLAŞMA kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Mektuplaşma ile başlayan 6 harfli kelimeler. İçinde Mektuplaşma olan 6 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ŞALUPA14, ŞAPLAK13, MEKTUP12, MATLUP12, KAPLAM11, MATKAP11, MAŞUKA11, TAPMAK11, TEKAPU11, TEAKUP11, ULAŞMA11, KAPELA10, PLAKET10, PATLAK10, PEKALA10, TAŞMAK10, TEMAŞA10, AŞKALE9, MEMLUK9, MUTLAK8, MAKULE8, MAKTUL8, ULAMAK8, AKAMET7, AMETAL7, ALAMET7, MAKTEL7, MAKALE7


AKAMET (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳāmet)


[isim] [eskimiş]
  • Kısırlık, verimsizlik
[mecaz]
  • Başarısızlık, sonuçsuzluk

    Bu mücadeleden ruhumun yorgun düştüğünü, akamete mahkûm kaldığını görüyorum. - Hüseyin Cahit Yalçın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • akamete uğramak


AMETAL (Kelime Kökeni: Fransızca amétale)


[isim] [kimya]
  • Metal olmayan element

    Klor, fosfor, oksijen ametaldir.


ALAMET (Kelime Kökeni: Arapça ʿalāmet)


[isim]
  • Belirti, işaret, iz, nişan

    İnsanlığın belli bir sonuca yöneldiğini gösterir hiçbir alamet yok. - Cemil Meriç

[mecaz]
  • Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne

Birleşik Kelimeler: alametifarika, kıyamet alameti


MAKTEL (Kelime Kökeni: Arapça maḳtel)


[isim] [eskimiş]
  • Cinayet işlenen yer

MAKALE (Kelime Kökeni: Arapça maḳāle)


[isim]
  • Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı

Birleşik Kelimeler: başmakale


MUTLAK (Kelime Kökeni: Arapça muṭlaḳ)


[sıfat]
  • Salt

    Eskilerden üstün olmasa da onlar kadar mutlak bir roman yazmak istiyorum. - Halide Edip Adıvar

[felsefe]
  • Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık
[zarf]
  • Kesinlikle

    Hele hükümdar liyakatsizse böyle bir murakabeye mutlak ihtiyaç vardır. - Cemil Meriç

Birleşik Kelimeler: mutlak değer, mutlak mera, mutlak nem, mutlak sıcaklık, mutlak sıfır


MAKULE (Kelime Kökeni: Arapça maḳūle)


[isim] [eskimiş]
  • Çeşit
[felsefe] [mantık]
  • Ulam

MAKTUL (Kelime Kökeni: Arapça maḳtūl)


[sıfat]
  • Öldürülmüş, öldürülen

Ata Sözleri ve Deyimler

  • maktul düşmek (veya olmak)


ULAMAK


[-e] [-i]
  • Eklemek, katmak, ilave etmek

AŞKALE


[isim]
  • Erzurum iline bağlı ilçelerden biri

MEMLUK (Kelime Kökeni: Arapça memlūk)


[isim] [eskimiş]
  • Köle

KAPELA (Kelime Kökeni: İtalyanca cappello)


[isim]
  • Şapka

    Serseri güruhunun başlarından düşmeyen siperli sipersiz kapelalarla... - Ahmet Rasim


PLAKET (Kelime Kökeni: Fransızca plaquette)


[isim]
  • Onurluk

PATLAK


[sıfat]
  • Patlayarak açılmış, yırtık, yarık

    Patlak davul.

[isim]
  • Patlamış yer

    Karşısındakini, kalpağından ta patlakları gözüken kunduralarına kadar bir süzdü. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • patlak vermek

Birleşik Kelimeler: patlak göz


PEKÂLÂ (Kelime Kökeni: Türkçe pek + Arapça aʿlā)


[sıfat]
  • Benzerlerinden aşağı olmayan

    Pekâlâ bir ev, niçin beğenmediniz?

[edat]
  • `Dediğin gibi olsun, öyle kabul edelim` anlamlarında bir söz, peki

    Pekâlâ madem biliyordun, ne diye söylemedin?

[zarf]
  • Kesinlikle

    Pekâlâ gideceğim, siz ne karışıyorsunuz?

[zarf]
  • Elbette

    Gece yarısını geçmiş olmasına rağmen, hiç olmazsa, arkadaşım pekâlâ beni bekleyebilirdi. - Kemal Bilbaşar

[zarf]
  • Çok iyi

    Hâlbuki yalının rehinde olduğunu pekâlâ işitmiştim. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu