LÜKSEMBURG Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler



LÜKSEMBURG harflerini içeren 4 harfli 26 kelime bulunuyor. 4 harfli LÜKSEMBURG kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

GÜME11, MÜGE11, GÜRE10, GRES9, GURK9, BLUM8, BUSE8, BURS8, GREK8, BUKE7, EBRU7, KÜME7, LÜKS7, MÜLK7, RÜKU7, SÜRE7, ÜREM7, BERK6, KÜRE6, KURS6, SURE6, SEUL6, UMRE6, ÜLKE6, KREM5, KULE5


KREM (Kelime Kökeni: Fransızca crème)


[isim]
  • Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde
[sıfat]
  • Bu kıvamda hazırlanmış olan

    Krem deterjan.

[sıfat]
  • Bu renkte olan

    Vücutlarının yumuşaklığını gösteren açık renk, krem veya beyaz elbiseler içinde... - Abdülhak Şinasi Hisar

Birleşik Kelimeler: nemlendirici krem, patakrem, toparlayıcı krem, göz altı kremi, güneş kremi, saç kremi, tıraş kremi


KULE (Kelime Kökeni: Arapça ḳulle)


[isim]
  • Çoğunlukla kare veya silindir biçimindeki yüksek yapı

    Şu muazzam kule bir mühendisin hayaliydi. - Orhan Seyfi Orhon

[eskimiş]
  • Cihannüma

Birleşik Kelimeler: döner kule, fil dişi kule, kapıkule, çan kulesi, kontrol kulesi, paraşüt kulesi, saat kulesi, yangın kulesi


BERK


[sıfat]
  • Sert, katı

KÜRE (Kelime Kökeni: Arapça kure)


[isim] [matematik]
  • Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim

Birleşik Kelimeler: küre kuşağı, ağır küre, ateş küre, düzlem küre, güney küre, hava küre, ışık küre, kuzey küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre, yerküre, gök küresi

[isim] [madencilik]
  • Madenci ocağı, maden fırını
[isim]
  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri

KURS (Kelime Kökeni: Arapça ḳurṣ)


[isim]
  • Ağırşak
[gök bilimi]
  • Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü, çörek
[isim]
  • Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen derslere dayanan ve belli bir süresi olan eğitim etkinliği

    Lisan kursunu filan pek alıp sattığı yokmuş. - Haldun Taner

Birleşik Kelimeler: biçki dikiş kursu, sürücü kursu


SURE (Kelime Kökeni: Arapça sūre)


[isim] [din bilgisi]
  • Kur'an'ın yüz on dört bölümünden her biri

    İmam Efendi, bir serviye belini dayayıp çömelerek Mülk suresini okumaya başladı. - Memduh Şevket Esendal


UMRE (Kelime Kökeni: Arapça ʿumre)


[isim]
  • Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme

ÜLKE


[isim]
  • Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket

    Artık vatan toprağı, Rumeli'deki hudutlarından Anadolu'daki hudutlarına kadar yekpare bir ülke olmuştur. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ülke açmak

Birleşik Kelimeler: ülkeler arası, ülkeler coğrafyası, başülke, eksen ülke, merkezî ülke, sanayi ülkesi, bağlantısız ülkeler, bloksuz ülkeler, üçüncü dünya ülkeleri


BUKE (Kelime Kökeni: Fransızca bouquet)


[isim]
  • Koku, rayiha

    Berrak değildir ama kokuludur, bukesi enfestir. - Refik Halit Karay


EBRU (Kelime Kökeni: Farsça ebrī)


[isim]
  • Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kâğıda geçirilen süs

KÜME


[isim]
  • Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup

    Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler. - Nabizade Nâzım

[eğitim bilimi]
  • Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek
[spor]
  • Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup
[spor]
  • Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kümeden düşmek
  • kümeye çıkmak

Birleşik Kelimeler: küme bulut, küme çalışması, bir küme, boş küme, çift küme, denk küme, toplumsal küme, üst küme, ayrık kümeler, öncüller kümesi, yıldız kümesi


LÜKS (Kelime Kökeni: Fransızca luxe)


[isim]
  • Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat

    Lüksleri, rahatları, eğlenceleri yerindedir. - Necati Cumalı

[sıfat]
  • Gösterişli, şatafatlı olan

    Bu lüks lokantada öğle yemeği yiyor. - Tarık Buğra

[sıfat]
  • Gereksinim dışı olan

    Bildiğim kadarıyla o, lüks tüketime girecek harcamalara karşı idi. - Adalet Ağaoğlu

[sıfat]
  • Aşırı, fazla olan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ... lüksü olmamak

Birleşik Kelimeler: lüks baskı, lüks hayat, lüks koltuk, lüks mevki, lüks tarife

[isim] [fizik]
  • Aydınlatma ölçü birimi

Birleşik Kelimeler: lüks lambası, lüksmetre


MÜLK (Kelime Kökeni: Arapça mulk)


[isim]
  • Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal
[eskimiş]
  • Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke

    Adalet mülkün temelidir.

Birleşik Kelimeler: devre mülk, mal mülk


RÜKÛ (Kelime Kökeni: Arapça rukūʿ)


[isim]
  • Öne doğru eğilme
[din bilgisi]
  • Namazda elleri dizlere dayayıp öne doğru eğilme

SÜRE


[isim]
  • Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet

    Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. - Turan Oflazoğlu

Birleşik Kelimeler: süre aşımı, süreölçen, süreölçer, süre ölçümü, süre sonu, süreyazar, bir süre, ek süre, bekleme süresi, bekletme süresi