KÜLHANBEYCE Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler



KÜLHANBEYCE harflerini içeren 5 harfli 35 kelime bulunuyor. 5 harfli KÜLHANBEYCE kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

CÜNHA14, BEHEY13, HEYBE13, HÜLYA13, HAYBE13, CENAH12, ALEYH11, BÜNYE11, EBLEH11, KÜLAH11, ABECE10, BENCE10, BELCE10, CEBEL10, CELBE10, AHENK9, BÜKEN9, BEYAN9, ELHAK9, HELAK9, HELEN9, HELKE9, HALEN9, HANEK9, KÜNYE9, KEHLE9, ACELE8, BENEK7, BELEN7, BELEK7, KENYA7, KEBAN7, YELEK7, ANELE5, AKLEN5


ANELE (Kelime Kökeni: İtalyanca anello)


[isim] [denizcilik]
  • Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka

AKLEN (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳlen)


[zarf] [eskimiş]
  • Akıl gereğince, akıl yönünden

BENEK


[isim]
  • Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan

    Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır. - Salâh Birsel

[gök bilimi]
  • Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül

Birleşik Kelimeler: ağbenek, ak benek, sarı benek


BELEN


[isim] [halk ağzında]
  • Bel
[isim]
  • Hatay iline bağlı ilçelerden biri

BELEK


[isim] [halk ağzında]
  • Kundak, çocuk bezi

    Çocuk olsam beleklere belensem. - Âşık Veysel


KEBAN


[isim]
  • Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri

YELEK


[isim]
  • Ceket altına giyilen kolsuz ve kısa giysi

    Sağ elini yelek cebine attı. - Ömer Seyfettin

[halk ağzında]
  • Kuş kanadının büyük tüyü, telek

Birleşik Kelimeler: çelik yelek, bağır yeleği, can yeleği, cankurtaran yeleği, ikaz yeleği


ACELE (Kelime Kökeni: Arapça ʿacele)


[sıfat]
  • Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi

    Adam, acele adımlarla tekrar geri dönüyor, süratle merdivenlerden iniyor. - Esat Mahmut Karakurt

[zarf]
  • Vakit geçirmeden, tez olarak

    Acele, bir karar vermek ihtiyacındayım. - Peyami Safa

[isim]
  • Tez davranma gerekliliği

Ata Sözleri ve Deyimler

  • acele etmek
  • acele ile menzil alınmaz
  • acele işe şeytan karışır
  • acelesi olmak
  • aceleye gelmek
  • aceleye getirmek
  • acele yürüyen yolda kalır

Birleşik Kelimeler: acele posta


AHENK (Kelime Kökeni: Farsça āheng)


[isim]
  • Uyum

    Sesi alaylı bir ahenkle kadının kulaklarına çarptı. - Mithat Cemal Kuntay

[mecaz]
  • Uzlaşma

    Biz bu işin içine girmeyelim. Ahengi bozarız. - Haldun Taner

[eskimiş]
  • Ezgi

    Tamtamların yeni ahengiyle raks başladı. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ahengi bozulmak
  • ahenk almak
  • ahenk kurmak
  • ahenk sağlamak
  • ahenk vermek
  • ahenk yapmak

Birleşik Kelimeler: ahenk kaidesi, ahenk tahtası


BÜKEN


[isim] [anatomi]
  • Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı

BEYAN (Kelime Kökeni: Arapça beyān)


[isim]
  • Bildirme
[edebiyat]
  • Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • beyan etmek

Birleşik Kelimeler: beyan değeri, beyanname, ayan beyan, irade beyanı, mal beyanı


ELHAK (Kelime Kökeni: Arapça elḥaḳḳ)


[zarf]
  • Gerçekten, hiç şüphesiz, doğrusu

    Eh bizim manikürler elhak iyi işlemiş ve intikamım centilmence alınmıştı. - Nazım Hikmet


HELAK (Kelime Kökeni: Arapça helāk)


[isim]
  • Ölme, öldürme, yok etme, yok olma
[mecaz]
  • Bitkin bir duruma gelme veya getirme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • helak etmek
  • helak olmak


HELEN (Kelime Kökeni: Fransızca hellène)


[isim]
  • Grek

HELKE (Kelime Kökeni: Rumca)


[isim] [halk ağzında]
  • Bakırdan yapılan bakraç, kova

    Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor. - Orhan Kemal