KIR İle Başlayan Kelimeler

KIR ile başlayan 166 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


KIR ile başlayan Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


15 Harfli Kelimeler

KIRAATHANECİLİK, KIRKLARELİLİLİK, KIRLANGIÇGİLLER

14 Harfli Kelimeler

KIRIKKALELİLİK, KIRTASİYECİLİK, KIRTIPİLLEŞMEK

13 Harfli Kelimeler

KIRMIZILAHANA, KIRMIZILAŞMAK, KIRMIZIMTIRAK, KIRŞEHİRLİLİK, KIRTIPİLLEŞME

12 Harfli Kelimeler

KIRAATHANECİ, KIRBAÇLANMAK, KIRÇILLANMAK, KIRÇILLAŞMAK, KIRKLARELİLİ, KIRKMERDİVEN, KIRMIZIBİBER, KIRMIZIÇİZGİ, KIRMIZIFENER, KIRMIZILAŞMA, KIRPIŞTIRMAK

11 Harfli Kelimeler

KIRAÇLAŞMAK, KIRBAÇLAMAK, KIRBAÇLANMA, KIRÇILLANMA, KIRÇILLAŞMA, KIRIKKALELİ, KIRILGANLIK, KIRIŞTIRMAK, KIRITKANLIK, KIRMIZITURP, KIRPIŞTIRMA, KIRTASİYECİ

10 Harfli Kelimeler

KIRAATHANE, KIRAÇLAŞMA, KIRBAÇLAMA, KIRDIRTMAK, KIRIKÇILIK, KIRIKLAMAK, KIRIŞIKLIK, KIRIŞIKSIZ, KIRIŞTIRMA, KIRKBEŞLİK, KIRKİKİLİK, KIRKİKİNDİ, KIRKLANMAK, KIRKLARELİ, KIRKTIRMAK, KIRKYILLIK, KIRMACILIK, KIRMIZILIK, KIRMIZIMSI, KIRPTIRMAK, KIRŞEHİRLİ Devamını Gör

9 Harfli Kelimeler

KIRÇILLIK, KIRDIRMAK, KIRDIRTMA, KIRGINLIK, KIRICILIK, KIRIKKALE, KIRIKLAMA, KIRINTILI, KIRIŞIKLI, KIRKAMBAR, KIRKBAYIR, KIRKBUDAK, KIRKGEÇİT, KIRKILMAK, KIRKLAMAK, KIRKLANMA, KIRKMERAK, KIRKTIRMA, KIRLANGIÇ, KIRLAŞMAK, KIRPILMAK, KIRPIŞMAK, KIRPTIRMA, KIRTASİYE Devamını Gör

8 Harfli Kelimeler

KIRAÇLIK, KIRAĞILI, KIRATLIK, KIRBACIK, KIRDIRMA, KIRGIZCA, KIRIKHAN, KIRIKLIK, KIRILGAN, KIRILMAK, KIRINMAK, KIRIŞMAK, KIRITKAN, KIRITMAK, KIRKAĞAÇ, KIRKAYAK, KIRKILMA, KIRKIMCI, KIRKINCI, KIRKINTI, KIRKLAMA, KIRLAŞMA, KIRMALIK, KIRMASIZ, KIRPILMA, KIRPINTI, KIRPIŞMA, KIRŞEHİR, KIRTIPİL, Devamını Gör

7 Harfli Kelimeler

KIRACAK, KIRANTA, KIRIKÇI, KIRILIŞ, KIRILMA, KIRINIM, KIRINMA, KIRINTI, KIRIŞIK, KIRIŞMA, KIRITIM, KIRITIŞ, KIRITMA, KIRKICI, KIRKLAR, KIRKLIK, KIRKMAK, KIRKYIL, KIRLENT, KIRMACI, KIRMALI, KIRMIZI, KIRPMAK Devamını Gör

6 Harfli Kelimeler

KIRAAT, KIRAĞI, KIRBAÇ, KIRCIN, KIRÇIL, KIRGIN, KIRGIZ, KIRICI, KIRKAR, KIRKIM, KIRKLI, KIRKMA, KIRLIK, KIRMAK, KIRMIZ, KIRNAK, KIRNAV, KIRPIK, KIRPMA, KIRSAL

5 Harfli Kelimeler

KIRAÇ, KIRAN, KIRAT, KIRAY, KIRBA, KIRCA, KIRCI, KIRIK, KIRIM, KIRKI, KIRMA

4 Harfli Kelimeler

KIRÇ, KIRK

3 Harfli Kelimeler

KIR


KIR


[isim]
  • Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk

    Gözlerinden, kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü. - Falih Rıfkı Atay

[sıfat]
  • Bu renkte olan

    Kır sakal. Kır at.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan

Birleşik Kelimeler: gök kır, koyu kır, bakla kırı, demir kırı, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı

[isim]
  • Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, dağ bayır

    Araba tenha, düz yolda tıkır tıkır gidiyor, ara sıra kır kokuları getiren hafif bir rüzgâr esiyordu. - Ömer Seyfettin

Birleşik Kelimeler: kır bekçisi, kır çiçeği, kır eğlencesi, kır gerillası, kır gülü, kır kahvesi, kır serdarı


KIRÇ


[isim]
  • Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası

KIRK


[isim]
  • Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı
  • Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı
[sıfat] [matematik]
  • Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kırk basmak
  • kırk bir (buçuk) kere maşallah!
  • kırk dereden su getirmek
  • kırk evin kedisi
  • kırk gün günahkâr, bir gün tövbekâr
  • kırk gün taban eti, bir gün av eti
  • kırkı (veya kırkları) karışmak
  • kırkı çıkmak
  • kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak
  • kırkından sonra azanı teneşir paklar
  • kırkından sonra azmak
  • kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar
  • kırkından sonra saz çalmak
  • kırk kapının ipini çekmek
  • kırk tarakta bezi olmak
  • kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş

Birleşik Kelimeler: kırkambar, kırkayak, kırk basması, kırkbayır, kırkbeşlik, kırkbudak, kırkgeçit, kırk hamamı, kırkikilik, kırkikindi, kırk kere, kırkmerak, kırkmerdiven, kırk para, kırkyama, kırkyıl


KIRAÇ


[sıfat]
  • Verimsiz veya susuz, bitek olmayan (toprak)

KIRAN


[sıfat]
  • Kırma işini yapan (kimse)

    Taş kıran işçiler.

[isim]
  • Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık veya başka neden, ölet, afet

    Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kıran girmek

Birleşik Kelimeler: kıran kırana, bacakkıran, buzkıran, dalgakıran, dalkıran, danakıran otu, evcikkıran, fındıkkıran, filizkıran, kayışkıran, Kervankıran, kılkıran, malkıran, pirekıran, sabankıran, saçkıran, taşkıran, yelkıran, yıldırımkıran

[isim] [halk ağzında]
  • Kıyı, kenar, çevre, uç
  • Dağ sırtı, tepe, bayır
  • Kıraç toprak
[coğrafya]
  • Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı

KIRAT (Kelime Kökeni: Arapça ḳīrāṭ)


[isim]
  • Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan, 0,20043 gramlık ağırlık ölçü birimi

    Bilmem hangi milyarder kocakarının porsuk gerdanında ışıldayan bilmem kaç kırat pırlanta mı diyeceksiniz? - Nazım Hikmet

[mecaz]
  • Nitelik, değer, düzey, seviye

    Karşısındaki oyuncu belki de orta kıratı hiçbir zaman geçmeyen birisi idi. - Tarık Buğra

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kıratını ölçmek


KIRAY


[sıfat]
  • Yol kesen, asi
  • Genç, delikanlı

KIRCA


[sıfat]
  • Hafif kırlaşmış

    Tıknaz, kırca, kısa sakallı, kırmızı yüzlü bir efendi. - Memduh Şevket Esendal


KIRCI


[isim] [halk ağzında]
  • Dolu
  • Ufak ve sert taneli kar

Birleşik Kelimeler: kırcı mantı


KIRIK


[sıfat]
  • Kırılmış olan

    Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı. - İsmail Hakkı Baltacıoğlu

  • Tam nota göre düşük olan (not)

    Üç dersten kırığı var. Kırık not.

  • Saf renkten hafif uzaklaşmış

    Kırık beyaz.

[isim]
  • Kırılmış bir şeyden ayrılan parça

    Cam kırığı.

[isim]
  • Kemiğin bir etki ile kırılması

    Kolunda kırık yok ama çıkık var.

[isim]
  • Bir şeyin kırılan yeri

    Bunun kırığı neresinde?

[isim]
  • Kırıntı

    Ekmek kırığı.

  • Melez

    Kırık tazı.

[isim]
  • Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
[mecaz]
  • Gücenmiş, üzgün

    Eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış. - Behçet Necatigil

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kırığı olmak
  • kırık plak gibi

Birleşik Kelimeler: kırık çizgi, kırık dökük, kırık hava, ırzı kırık, ipi kırık, kalbi kırık, kıçı kırık

[isim] [halk ağzında]
  • Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kırığı olmak

Birleşik Kelimeler: kırık dölü

[isim] [jeoloji]
  • Fay

KIRIM


[isim] [toplum bilimi]
  • Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi, katliam

    İçtenlik insanları kırımlara, cinayetlere, haksızlıklara sürüklemiş. - Salâh Birsel

  • Hayvanların hastalık, soğuk gibi sebeplerle ölmesi

Birleşik Kelimeler: et kırımı, soykırım


KIRKI


[isim]
  • Kırkma işi
  • Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç

KIRMA


[isim]
  • Kırmak işi
  • Pili
  • Kırılmış veya dövülmüş tahıl

    Buğday kırması.

  • Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi
  • Ot bitmeyen bayır

    Yeşerir bayırlar, çöller, kırmalar / Nakışların bugün dört yanın dağlar. - Âşık Ali İzzet

[sıfat]
  • Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek)

    Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü. - Yaşar Kemal

[sıfat] [biyoloji]
  • Melez

    Arap kırması bir at.

[sıfat] [mecaz]
  • Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan

Birleşik Kelimeler: divani kırması, minare kırması


KIRBA (Kelime Kökeni: Arapça ḳirba)


[isim] [eskimiş]
  • Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar, altı geniş, deriden yapılmış kap, su kabı, matara

    Cesaretini toplamak için küçük kırbasına şarap doldurmayı unutmamıştı. - İhsan Oktay Anar

[mecaz]
  • Çok su içen kimse
[halk ağzında]
  • Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık

KIRMAK


[-i]
  • Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak

    Taşları kırmak. Bardağı kırmak.

  • İri parçalara ayırmak
[nesnesiz]
  • Belirli bir biçimde katlamak

    Forma kırmak.

  • Öldürmek, yok olmasına neden olmak

    Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı.

  • Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek

    Firma verdiği teklif fiyatını son dakikada bir yüzde yirmi daha kırıyordu. - Haldun Taner

  • Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
  • Vücut kemiklerinden birini parçalamak

    Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın! - Osman Cemal Kaygılı

  • Tahılı iri ve kaba öğütmek
[-e]
  • Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek

    Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun. - Burhan Felek

[mecaz]
  • Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek

    Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz. - Mehmet Kaplan

[mecaz]
  • Yok etmek

    Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım - Enis Behiç Koryürek

[mecaz]
  • Gücünü, etkisini azaltmak

    Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış. - Burhan Felek

[argo]
  • Kaçmak, uzaklaşmak
[nesnesiz] [ticaret]
  • Değerinden düşük fiyata almak

    Bono kırmak. Çek kırmak.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kırdığı koz (veya ceviz) kırkı (veya bini) aşmak
  • kırıp dökmek
  • kırıp geçirmek
  • kırıp sarmak

Birleşik Kelimeler: bakterikıran, Kervankıran, sabankıran, saçkıran, sahipkıran, zararlıkıran