JEODİNAMİK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler



JEODİNAMİK harflerini içeren 5 harfli 39 kelime bulunuyor. 5 harfli JEODİNAMİK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

MANEJ15, DONMA9, DONAM9, DEMİN8, DAİMİ8, DENİM8, DİKME8, DİKİM8, DİNME8, ENDAM8, İDMAN8, İDAME8, İKDAM8, KADEM8, KADİM8, MADİK8, MADEN8, NADİM8, NEDİM8, ANİDE7, AKİDE7, DEKAN7, DİKEN7, DİNEK7, KONMA7, KAİDE7, KENDİ7, NAKDİ7, ONMAK7, ANİME6, ANEMİ6, AKEMİ6, İNMEK6, İMKAN6, İKAME6, KAİME6, KEMAN6, MİNİK6, MEKAN6


ANİME (Kelime Kökeni: Fransızca animé)


[isim]
  • Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi

ANEMİ (Kelime Kökeni: Fransızca anémie)


[isim] [tıp]
  • Kansızlık

AKEMİ


[isim]
  • İki elemanlı mermer yapıştırıcısı

İNMEK


[-den]
  • Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek
[-e]
  • Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak

    Bünyamin, gücünün yettiği kadar hızlı yürüyüp Haliç'e indi. - İhsan Oktay Anar

[-e]
  • Konaklamak

    Samananbarı köyünün en büyük ve gösterişli evine inmişlerdi. - Halide Edip Adıvar

[nesnesiz]
  • Alçalıp eski durumuna dönmek

    Sular indi. Şiş indi.

[nesnesiz]
  • Fiyatı düşürmek

    Bin lira daha indim, gene almadı.

[-e] [argo]
  • Vurmak

    Şimdi kafana inerim!

[nesnesiz]
  • Yıkılmak

    Yağmurdan duvar inmiş.

[-e]
  • İnme gelmek

    Sağ tarafına inmiş.

Birleşik Kelimeler: indibindi, günindi


İMKÂN (Kelime Kökeni: Arapça imkān)


[isim]
  • Yararlanılan uygun şart veya durum, olanak

    Bunu bizden gizlemelerinin imkânı var mıdır? - Hüseyin Cahit Yalçın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • imkânı yok
  • imkân vermek


İKAME (Kelime Kökeni: Arapça iḳāme)


[isim] [eskimiş]
  • Yerine koyma, yerine kullanma
[sıfat]
  • Yerine konulan, yerine geçen

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ikame etmek

Birleşik Kelimeler: ikame mal


KAİME (Kelime Kökeni: Arapça ḳāʾime)


[isim] [eskimiş]
  • Buyruk, resmî kâğıt, ferman

    Mezat kaimesi.


KEMAN (Kelime Kökeni: Farsça kemān)


[isim] [müzik]
  • Dört teli olan, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz

    Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu. - Ömer Seyfettin

[eskimiş]
  • Yay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • keman gibi

Birleşik Kelimeler: keman yayı


MİNİK


[sıfat]
  • Küçük ve sevimli

    Ne minik şey!


MEKÂN (Kelime Kökeni: Arapça mekān)


[isim]
  • Yer, bulunulan yer
[eskimiş] [gök bilimi]
  • Uzay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mekân tutmak

Birleşik Kelimeler: mekân akustiği, mekân grupları, mekân zarfı, başmekân, cennetmekân, tebdilimekân


ANİDE


[zarf] [eskimiş]
  • Ansızın

AKİDE (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳīde)


[isim] [din bilgisi]
  • İnanç

    Ahmet Bey, dedi, kim olduğunuzu, akidenizi, kasabada, köylerde ne gibi faaliyet gösterdiğinizi biliyorum. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • akideyi bozmak (veya akidesi bozulmak)

Birleşik Kelimeler: akidesi bozuk

[isim]
  • Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri

    Ağızları ve elleri yaladıkları akideden kıpkırmızı bir hâlde geçiyorlardı. - Yahya Kemal Beyatlı

Birleşik Kelimeler: akide şekeri


DEKAN (Kelime Kökeni: Almanca Dekan)


[isim]
  • Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör

Birleşik Kelimeler: dekan yardımcısı


DİKEN


[isim]
  • Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri

    Gül dikeni. Kirpinin dikenleri.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • diken battığı yerden çıkar
  • diken üstünde oturmak (veya olmak)

Birleşik Kelimeler: dikence, diken diken, diken dutu, akdiken, çakırdiken, sarıdiken, çalı dikeni, demir dikeni, deve dikeni, domuz dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni, kar dikeni, meryemana dikeni, öz dikeni, peygamber dikeni, sakız dikeni, teke dikeni


DİNEK


[isim] [halk ağzında]
  • Dinlenmek için durulan yer