İçinde Üks Bulunan Kelimeler



İçinde ÜKS olan 55 kelime bulunuyor. İçerisinde ÜKS geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Üks ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

REKONSTRÜKSİYON23

14 Harfli Kelimeler

ÖZGÜRLÜKSÜZLÜK39, YÜKSEKLİKÖLÇER28

13 Harfli Kelimeler

RÖPRODÜKSİYON32, YÜKSEKÖĞRENİM32, YÜKSEKÖĞRETİM32, REPRODÜKSİYON26, YÜKSELTGENMEK23, KONSTRÜKSİYON21

12 Harfli Kelimeler

OBSTRÜKSİYON22, YÜKSELTGENME22, YÜKSELTGEMEK22, YÜKSELTİLMEK18

11 Harfli Kelimeler

ÖZGÜRLÜKSÜZ34, PRODÜKSİYON24, YÜKSÜNÜLMEK21, YÜKSELTGEME21, YÜKSELTİLME17

10 Harfli Kelimeler

LÜKSEMBURG21, BÜYÜKSEMEK20, DEDÜKSİYON20, YÜKSÜNÜLME20, KÜÇÜKSEMEK19, ENDÜKSİYON18, REDÜKSİYON18, YÜKSEKOKUL17, YÜKSELTMEK16

9 Harfli Kelimeler

GÖZLÜKSÜZ30, PÜRÇÜKSÜZ26, GÜMRÜKSÜZ24, YÜKSEKOVA21, BÜYÜKSEME19, YÜKSÜNMEK17, YÜKSELTEÇ17, YÜKSELTME15, YÜKSELMEK15, YÜKSEKLİK14, LÜKSMETRE13

8 Harfli Kelimeler

KÖPÜKSÜZ26, KÖRÜKSÜZ22, ÇÜRÜKSÜZ21, YÜKSELİŞ16, YÜKSÜNME16, SÜMÜKSEL15, YÜKSELİM14, YÜKSELME14, YÜKSELTİ13

7 Harfli Kelimeler

BÜYÜKSÜ18, SÜMÜKSÜ16, BRÜKSEL12

6 Harfli Kelimeler

YÜKSÜK13, YÜKSEK11

5 Harfli Kelimeler

SÜKSE9

4 Harfli Kelimeler

LÜKS7, NÜKS7


LÜKS (Kelime Kökeni: Fransızca luxe)


[isim]
  • Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat

    Lüksleri, rahatları, eğlenceleri yerindedir. - Necati Cumalı

[sıfat]
  • Gösterişli, şatafatlı olan

    Bu lüks lokantada öğle yemeği yiyor. - Tarık Buğra

[sıfat]
  • Gereksinim dışı olan

    Bildiğim kadarıyla o, lüks tüketime girecek harcamalara karşı idi. - Adalet Ağaoğlu

[sıfat]
  • Aşırı, fazla olan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ... lüksü olmamak

Birleşik Kelimeler: lüks baskı, lüks hayat, lüks koltuk, lüks mevki, lüks tarife

[isim] [fizik]
  • Aydınlatma ölçü birimi

Birleşik Kelimeler: lüks lambası, lüksmetre


NÜKS (Kelime Kökeni: Arapça nuks)


[isim]
  • Bir durumun veya olayın yeniden ortaya çıkması

Ata Sözleri ve Deyimler

  • nüks etmek


SÜKSE (Kelime Kökeni: Fransızca succès)


[isim]
  • Başarı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sükse yapmak


YÜKSEK


[sıfat]
  • Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı

    Mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı. - Ömer Seyfettin

[isim]
  • Yukarıda, üst tarafta olan yer

    Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu. - Memduh Şevket Esendal

[mecaz]
  • Erdemli, faziletli

    Vatana gözyaşı döktünse eğer / Varlığın bu yüksek gururu anlar - Enis Behiç Koryürek

[mecaz]
  • Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan

    Yüksek sosyete.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yükseklerde dolaşmak
  • yüksek oynamak
  • yüksek perdeden konuşmak
  • yüksekten almak
  • yüksekten atmak
  • yüksekten bakmak
  • yüksekten konuşmak
  • yüksekten uçmak

Birleşik Kelimeler: yüksek atlama, yüksek basınç, yüksek fırın, yüksek fiyat, yüksek gerilim, yüksek kan basıncı, yüksek lisans, yüksekokul, yükseköğrenim, yükseköğretim, yüksek ses, yüksek sosyete, yüksek tabaka, yüksek tahsil, yüksek teknoloji, yüksek yaylak, gözü yüksekte


BR


[kimya]
  • Brom elementinin simgesi

LÜKSMETRE (Kelime Kökeni: Fransızca luxmètre)


[isim] [fizik]
  • Aydınlıkölçer

YÜKSELTİ


[isim]
  • Tümsek
[coğrafya]
  • Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği, yükseklik, rakım, irtifa

    Ankara'nın yükseltisi 850 metredir.

Birleşik Kelimeler: eş yükselti


YÜKSÜK


[isim]
  • Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç
[bitki bilimi]
  • Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüksük kadar

Birleşik Kelimeler: yüksük kına, yüksük makarna, yüksük otu


YÜKSEKLİK


[isim]
  • Yüksek olma durumu

    Alçak gönüllü olmak yine yüksekliği artırır. - Necip Fazıl Kısakürek

[coğrafya]
  • Yükselti
[matematik]
  • Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık
[gök bilimi]
  • Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı

Birleşik Kelimeler: yükseklik korkusu, yükseklikölçer, dalga yüksekliği, deniz yüksekliği


YÜKSELİM


[isim] [gök bilimi]
  • Dik açıklık

YÜKSELME


[isim]
  • Yükselmek işi, itila

    Pencereden çıkıp göğe yükselmeye başladı. - İhsan Oktay Anar

[coğrafya]
  • Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması

    Filika hafif hafif sallanıyor, denizin alçalıp yükselmesine ayak uydurmuş. - Zeyyat Selimoğlu

[jeoloji]
  • Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi

YÜKSELTME


[isim]
  • Yükseltmek işi

YÜKSELMEK


[nesnesiz]
  • Yükseğe çıkmak

    Derenin sağ tarafında yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti. - Necati Cumalı

[mecaz]
  • Güçlenmek, şiddetlenmek

    Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

[mecaz]
  • Yüce duruma gelmek, yücelmek

    Benim gözümde bu davranışıyla yükseldi.


SÜMÜKSEL


[sıfat]
  • Sümükle ilgili

YÜKSELTMEK


[-i]
  • Yükseğe çıkarmak, yukarı kaldırmak

    Yastığımızı alçaltsak da yükseltsek de boynumuz ağrır. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

[mecaz]
  • Değerini olduğundan daha çok göstermek
[-e] [matematik]
  • Bir sayıyı kendisiyle birkaç kez çarpmak

    5 sayısını dördüncü kuvvete yükseltmek, 5x5x5x5=625 çarpımını yapmak demektir.