İçinde Vün Bulunan Kelimeler



İçinde VÜN olan 17 kelime bulunuyor. İçerisinde VÜN geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Vün ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

ÖVÜNDÜRÜCÜLÜK40

10 Harfli Kelimeler

ÖVÜNDÜRÜCÜ35, ÖVÜNGENLİK28

9 Harfli Kelimeler

NEŞVÜNEMA21

8 Harfli Kelimeler

VÜNMEK25, TEKEVVÜN22

7 Harfli Kelimeler

VÜNÜŞ28, ÖVÜNGEN25, DÖVÜNME24, SÖVÜN24, ÖVÜNMEK22

6 Harfli Kelimeler

ÖVÜNCE23, ÖVÜN22, ÖVÜNME21, ÖVÜNEK20, TEAVÜN14

5 Harfli Kelimeler

ÖVÜNÇ22


TEAVÜN (Kelime Kökeni: Arapça teʿāvun)


[isim] [eskimiş]
  • Yardımlaşma

ÖVÜNEK


[isim]
  • Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi

    İnsanoğlu işte şimdi yine başlıca dayanağı ve övüneği olan sağduyusu ve bilinci ile eli şakağında düşünüyor. - Haldun Taner


NEŞVÜNEMA (Kelime Kökeni: Arapça neşv + nemā)


[isim] [eskimiş]
  • Gelişme, yetişme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • neşvünema bulmak


ÖVÜNME


[isim]
  • Övünmek işi, kıvanç, kıvanma, övünç, iftihar,

    Ağabeyimiz övünmeyi çok seviyordu. - Ayla Kutlu


TEKEVVÜN (Kelime Kökeni: Arapça tekevvun)


[isim] [eskimiş]
  • Oluş, var olma, doğuş

ÖVÜNMEK


[-le]
  • Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek, iftihar etmek

    Sonra oyuncakları ile övünen bir çocuk gibi gülümseyerek ilave ederdi. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

[nesnesiz]
  • Kendi kendini övmek

    Yaptığı fedakârlıktan övünüyor diye kadına kızardık. - Aka Gündüz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • övünmek gibi olmasın


ÖVÜNTÜ


[isim]
  • Övünülecek tutum veya davranış

    İstikbalini sağlamış olmanın o sinire batan, manasız güveni, budalaca övüntüsü... - Haldun Taner


ÖVÜNÇ


[isim]
  • Övünme

    Bütün oba sevdalıları korumanın sevinci, övüncü içindeydi. - Yaşar Kemal

Ata Sözleri ve Deyimler

  • övünç duymak

Birleşik Kelimeler: övünç çizelgesi


ÖVÜNCE


[isim]
  • Övünmeye yol açan veya hak kazandıran şey, mefharet

DÖVÜNME


[isim]
  • Dövünmek işi

SÖVÜNTÜ


[isim]
  • Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz

DÖVÜNMEK


[nesnesiz]
  • Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek

    Bir kadın dokuz çocukla bir viranenin içinde çırılçıplak kaldım diye dövünüyordu. - Aka Gündüz

[mecaz]
  • Çok üzülmek

    Farsçayı öğrenmediğime dövünür dururum. - Nurullah Ataç


ÖVÜNGEN


[sıfat]
  • Çok övünen

ÖVÜNGENLİK


[isim]
  • Çok övünme durumu

DÖVÜNÜŞ


[isim]
  • Dövünme işi