İçinde Uva Bulunan Kelimeler



İçinde UVA olan 121 kelime bulunuyor. İçerisinde UVA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Uva ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

MUVAFFAKİYETSİZ41, ÇUVALLAYIVERMEK35, ÇUVALLAYABİLMEK30, ÇUVALLATABİLMEK28

14 Harfli Kelimeler

MUVAFFAKİYETLİ36, ÇUVALLAYIVERME34, ÇUVALLAYABİLME29, MUVAZENESİZLİK29, ÇUVALLATABİLME27, YUVARLAKLAŞMAK27

13 Harfli Kelimeler

MUVACEHESİNDE31, ERGUVANGİLLER28, KONSERVATUVAR28, MUVAFAKATNAME28, KUVAYIMİLLİYE26, YUVARLAKLAŞMA26

12 Harfli Kelimeler

MUVAFFAKİYET34, BÜLBÜLYUVASI31, OBSERVATUVAR29, MUVAKKİTHANE24, TUVALETÇİLİK22

11 Harfli Kelimeler

MUVAZZAFLIK32, MUVAZENESİZ26, YUSYUVARLAK24, ÇUVALLANMAK22, ÇUVALLATMAK22, DUVAKLANMAK21, LABORATUVAR21, YUVARLAKLIK21, YUVARLANMAK21, YUVARLATMAK21

10 Harfli Kelimeler

BURJUVALIK30, YUVARÖLÇER28, ÇUVALLAYIŞ26, ÇUVALCILIK25, DUVARCILIK24, DUVAKÇILIK24, YUVARLACIK23, YUVARLANIŞ23, KRUVAZİYER22, ÇUVALLATMA21, ÇUVALLANMA21, ÇUVALLAMAK21, MUVAZENELİ21, REPERTUVAR21, DUVAKLANMA20, DUVAKLAMAK20, YUVALANMAK20, YUVARLAMAK20, YUVARLANMA20, YUVARLATMA20
Tümünü Gör

9 Harfli Kelimeler

BURJUVA31, BURJUVACA31, MUVAFAKAT23, MUVAZAALI21, ÇUVALLAMA20, DUVAKLAMA19, TUVALETÇİ19, YUVARLAMA19, YUVALANMA19, YUVALAMAK19, MUVASALAT18

8 Harfli Kelimeler

MUVAZZAF28, MUVAFFAK28, MUVAŞŞAH26, ÇUVALDIZ24, KRUVAZÖR24, MUVAHHİT24, ÇUVALSIZ23, MUVACEHE23, DUVAKSIZ22, ERGUVA19, MUVAZENE19, YUVALAMA18, MUVASALA17, SUVARMAK17, YUVARLAK17, KONTUVAR16, KUVARSİT16, KRUVASAN16, MUVAKKİT16, MUVAKKAT16
Tümünü Gör

7 Harfli Kelimeler

BURJUVA26, ÇUVAŞÇA23, MUVAFIK22, ÇUVALCI21, DUVARCI20, DUVAKÇI20, ARDUVAZ19, PİSUVAR19, ARGUVAN18, ÇUVALLI18, ERGUVAN18, MUVAZAA18, PENUVAR18, DUVAKLI17, KRUVAZE17, SUVARIM17, ALYUVAR16, AKYUVAR16, SUVARMA16, TURNUVA15
Tümünü Gör

6 Harfli Kelimeler

AHUVAH21, MUVA17, TUVACA16, YUVALI16, KUVARS14

5 Harfli Kelimeler

ÇUVAŞ18, PRUVA16, ÇUVAL15, DUVAR14, DUVAK14, YUVAK14, YUVAR14, SUVAT13, TUVAL12

4 Harfli Kelimeler

YUVA13, SUVA12


TUVAL (Kelime Kökeni: Fransızca toile)


[isim]
  • Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir veya pamuklu kaba kumaş

SUVAT


[isim]
  • Hayvan suvaracak yer

YUVA


[isim]
  • Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak

    Kuşlar yuva, dünyaevi yatak, dünya kapılarında yavrular kundak bekliyordu. - Arif Nihat Asya

[mecaz]
  • Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer

    Hırsız yuvası.

[mecaz]
  • Bir şeyin öğretildiği yer

    İrfan yuvası.

[mecaz]
  • Bir şeyin çok bulunduğu yer

    Bu oda böcek yuvası.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yuva kurmak
  • yuvasını bozmak
  • yuvasını dağıtmak
  • yuvasını yapmak
  • yuvasını yıkmak
  • yuva yapmak
  • yuvayı yapan dişi kuştur
  • yuvayı yürütmek

Birleşik Kelimeler: yuvaya dönüş, bülbülyuvası, cam yuvası, çocuk yuvası, fındık yuvası, göz yuvası, karınca yuvası, kastanyola yuvası, kuş yuvası


KUVARS (Kelime Kökeni: Almanca Quarz)


[isim] [jeoloji]
  • Billurlaşmış silisin doğada çok yaygın bir türü

DUVAR (Kelime Kökeni: Farsça dīvār)


[isim]
  • Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem, örek

    Bir duvar onarılır öteki çöker, ardından dam akardı. - Lâtife Tekin

[mecaz]
  • Sonuç alınamayan yer
[mecaz]
  • Engel

    İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı.

[spor]
  • Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • duvar çekmek
  • duvar gibi
  • duvar yapmak

Birleşik Kelimeler: duvar ayağı, duvar dayağı, duvar dişi, duvar gazetesi, duvar halısı, duvar ilanı, duvar kâğıdı, duvar pası, duvar resmi, duvar saati, duvar sarmaşığı, duvarsedefi, duvar takvimi, duvar topu, duvar yazısı, duvar yüzlü, ana duvar, kapı duvar, kuru duvar, moloz duvar, perde duvar, sağır duvar, Ağlama Duvarı, ağlama duvarı, buz duvarı, hücre çeperi, hücre duvarı, istinat duvarı, oturma duvarı, ses duvarı, temel duvarı


DUVAK


[isim]
  • Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü
[halk ağzında]
  • Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı
[halk ağzında]
  • Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • duvağına doymamak

Birleşik Kelimeler: duvak düşkünü


YUVAK


[isim] [halk ağzında]
  • Loğ

YUVAR


[isim] [anatomi]
  • Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim
[gök bilimi]
  • Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim

Birleşik Kelimeler: yuvarölçer, yuvar yuvar, akyuvar, alyuvar, orta yuvar, gaz yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, iyon yuvarı, kat yuvarı, ozon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı


TURNUVA (Kelime Kökeni: Fransızca tournoi)


[isim]
  • Oyuncu veya takımlar arasında sırayla yapılan yarışma dizisi

    Şu son turnuvada dört futbolcu hastanelik olmuş. - Haldun Taner


ÇUVAL (Kelime Kökeni: Farsça cuvāl)


[isim]
  • Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba

    Sonra getirdikleri çuvalı açtılar, peksimetleri, tütünü ve öteberiyi çıkartıp raflara koydular. - Halikarnas Balıkçısı

[sıfat]
  • Bu torbanın alabileceği miktarda olan

    Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı. - Halide Edip Adıvar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çuval gibi
  • çuvalla para kazanmak

Birleşik Kelimeler: bir çuval dolusu


KONTUVAR (Kelime Kökeni: Fransızca comptoir)


[isim] [ticaret]
  • Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm

KUVARSİT (Kelime Kökeni: Fransızca quartzite)


[isim] [mineraloji]
  • Kum taşı

KRUVASAN (Kelime Kökeni: Fransızca croissant)


[isim]
  • Ay çöreği

MUVAKKİT (Kelime Kökeni: Arapça muvaḳḳit)


[isim] [eskimiş]
  • Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse

Birleşik Kelimeler: muvakkithane


MUVAKKAT (Kelime Kökeni: Arapça muvaḳḳat)


[sıfat]
  • Geçici

    Her muvakkat memuriyet odası gibi sade ve dağınık döşemeli bir yere girdiler. - Peyami Safa