İçinde Okm Bulunan Kelimeler



İçinde OKM olan 16 kelime bulunuyor. İçerisinde OKM geçen kelimeler ve kelime anlamları.

11 Harfli Kelimeler

TOKMAKLAMAK14

10 Harfli Kelimeler

LOKMACILIK17, TOKMAKLAMA13

9 Harfli Kelimeler

KOKMUŞLUK16, TOKMAKBAŞ16

8 Harfli Kelimeler

LOKMACIK14, TOKMAKÇI14

7 Harfli Kelimeler

LOKMACI13

6 Harfli Kelimeler

KOKM12, SOKMAK9, SOKMAN9, KOKMAK8, TOKMAK8

5 Harfli Kelimeler

SOKMA8, KOKMA7, LOKMA7


KOKMA


[isim]
  • Kokmak işi

    Yıkanmamayı ve böylece pis pis kokmayı bile göze alırlarmış. - Salâh Birsel


LOKMA (Kelime Kökeni: Arapça luḳme)


[isim]
  • Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası, sokum

    Öbür yemeklerden bile ağzına bir lokma koyamadı. - Ömer Seyfettin

[teknik]
  • Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet
[mecaz]
  • Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para

    Bu lokma sizin için çok büyüktür, boğazınızdan geçmez; yutamayacaksınız ve boğulacaksınız. - Peyami Safa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lokma (veya lokması) ağzında büyümek
  • lokma çiğnenmeden yutulmaz
  • lokma dökmek
  • lokma etmek
  • lokma karın doyurmaz, şefkat artırır
  • lokmasını dökmek
  • lokmasını saymak

Birleşik Kelimeler: lokma anahtar, lokma başlığı, lokma göz, lokma tatlısı, bir lokma, haram lokma, et lokması, kibar lokması, saray lokması


KOKMAK


[nesnesiz]
  • Koku çıkarmak

    Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[mecaz]
  • Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek

    Ortalık savaş kokuyordu.

[mecaz]
  • Kokusu gelmek

    Kızartma kokmuştur, hemen biraz ye.

[-i] [halk ağzında]
  • Koklamak

Birleşik Kelimeler: kokar ağaç


TOKMAK


[isim]
  • Ağaçtan yapılmış iri çekiç

    Hallaç geniş, kocaman tırnaklı elleriyle hâlâ tokmak sallıyordu. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tokmak gibi

Birleşik Kelimeler: tokmakbaş, tokmak tokmak, kapı tokmağı


SOKMA


[isim]
  • Sokmak işi

    İnsanlar dünyayı ayrı ayrı zaviyelerden gördükleri gibi onu gönüllerinin arzu ettiği bir şekle sokmaya da çalışırlar. - Mehmet Kaplan


SOKMAK


[-i]
  • İçine veya arasına girmesini sağlamak
[-e]
  • Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak

    Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu. - Falih Rıfkı Atay

[-e] [nesnesiz]
  • Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek

    Ülkeye kaçak eşya sokmak.

[mecaz]
  • Belli etmeden kötü bir malı vermek

    Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş.

[-e] [nesnesiz] [mecaz]
  • Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek

    Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya: -Olmaz mı? Ne dersiniz?- gibi sualler soruyor, cevap istiyordu. - Refik Halit Karay

[mecaz]
  • Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek

Birleşik Kelimeler: baldırsokan


SOKMAN


[isim] [halk ağzında]
  • Bir çeşit uzun konçlu çizme

KOKMUŞ


[sıfat]
  • Çürüyüp bozularak kötü kokan, kokuşuk
[mecaz]
  • Yerinden kımıldamaya üşenen, tembel, miskin

    Kokmuş adam.

[mecaz]
  • Çok bilinen, değersiz, önemsiz

    Ve sen o kokmuş tangoyu on sekizinci defa dinleyeceksin. - Peyami Safa


TOKMAKLAMA


[isim]
  • Tokmaklamak işi

LOKMACI


[isim]
  • Lokma yapan veya satan kimse

TOKMAKLAMAK


[-i]
  • Tokmakla vurmak

LOKMACIK


[isim]
  • Küçük lokma

    Doktor her gün tahlil bahanesiyle bir lokmacık olsun pilav yiyordu. - Sait Faik Abasıyanık


TOKMAKÇI


[isim] [halk ağzında]
  • Jigolo

KOKMUŞLUK


[isim]
  • Kokmuş olma durumu

TOKMAKBAŞ


[isim] [halk ağzında]
  • Kaya balığı