İçinde Hta Bulunan Kelimeler



İçinde HTA olan 38 kelime bulunuyor. İçerisinde HTA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Hta ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

TAHTAKURULARI20

12 Harfli Kelimeler

TEZGAHTARLIK24, ANAHTARCILIK21

11 Harfli Kelimeler

FAİLİMUHTAR23, TAHTALAŞMAK19, TAHTAKURUSU19, ALEYHTARLIK18

10 Harfli Kelimeler

TAHTALIKÖY23, TAHTACILIK19, MUHTARİYET18, TAHTALAŞMA18, MUHTASARAN17, ANAHTARLIK15

9 Harfli Kelimeler

TEZGAHTAR20, MUHTAÇLIK19, ANAHTARCI17, MUHTARLIK16, İHTARNAME14

8 Harfli Kelimeler

PEŞTAHTA19, MEHTAPLI18, TAHTABOŞ18, MUHTASAR15, SABAHTAN15, ALEYHTAR14, SİLAHTAR13, ALLAHTAN12

7 Harfli Kelimeler

AHTAPOT16, TAHTACI15, TAHTALI12, ANAHTAR11

6 Harfli Kelimeler

MUHTAÇ15, MEHTAP15, BÜHTAN14, MUHTAR12, LEHTAR10

5 Harfli Kelimeler

İHTAR9, KAHTA9, TAHTA9


İHTAR (Kelime Kökeni: Arapça iḫṭār)


[isim]
  • Uyarma, dikkat çekme, uyarı

    Karısının bu ikinci ihtarı ile biraz bozulan adam salıncaktan atladı. - Osman Cemal Kaygılı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ihtarda bulunmak
  • ihtar etmek

Birleşik Kelimeler: ihtarname


KÂHTA


[isim]
  • Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri

TAHTA (Kelime Kökeni: Farsça taḫte)


[isim]
  • Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası

    Tahtaları oynattığında üzerine topraklar dökülmeye başladı. - İhsan Oktay Anar

[sıfat]
  • Bu ağaçtan yapılmış

    Bir aralık elinde tahta çantalı birisi, kahvenin önündeki halka karşı bir söylev çekmeye başladı. - Fikret Otyam

[halk ağzında]
  • Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh

    Köylüler bu tarhlara tahta tabir eder, ekilecek her dönüm için bir tahta yapmakla övünürlerdi. - Emine Işınsu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tahtaya kaldırmak
  • tahtaya kalkmak

Birleşik Kelimeler: tahta biti, tahtaboş, tahta göğüs, tahta kaşık, tahta kurdu, tahtakurusu, tahta pamuk, tahta perde, tahtası eksik, kara tahta, öz tahta, peştahta, suni tahta, taş tahta, bir tahtada, ahenk tahtası, atlama tahtası, aynalık tahtası, borsa tahtası, can tahtası, dama tahtası, deneme tahtası, duyuru tahtası, ekmek tahtası, göğüs tahtası, hamur tahtası, ilan tahtası, iman tahtası, kapak tahtası, satranç tahtası, sıçrama tahtası, silme tahtası, sofra tahtası, teneşir tahtası, ütü tahtası, yazboz tahtası, yazı tahtası


LEHTAR (Kelime Kökeni: Arapça leh + Farsça -dār)


[isim] [eskimiş]
  • Yandaş, taraftar
[ekonomi]
  • Senet metninde, senet bedelinin kendisine ödenmesi yazılı olan kişi

ANAHTAR (Kelime Kökeni: Rumca)


[isim]
  • Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil

    Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı. - Falih Rıfkı Atay

[mecaz]
  • Vesile, araç, vasıta

    Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır. - Peyami Safa

[sıfat] [mecaz]
  • Herhangi bir olayda belirleyici olan

    Anahtar parti.

[fizik]
  • İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör
[müzik]
  • Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret

    Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • anahtarı beline takmak
  • anahtar uydurmak
  • anahtar vermek

Birleşik Kelimeler: anahtar ağızlığı, anahtar bitkiler, anahtar kelime, anahtar sözcük, anahtar taşı, erkek anahtar, kovan anahtar, lokma anahtar, alyan anahtarı, basınç anahtarı, bijon anahtarı, cevap anahtarı, do anahtarı, elektrik anahtarı, fa anahtarı, hırsız anahtarı, İngiliz anahtarı, kontak anahtarı, papağan anahtarı, sol anahtarı, şifre anahtarı, tavşan anahtarı


TAHTALI


[sıfat]
  • Tahtası olan

Birleşik Kelimeler: tahtalı güvercin, tahtalıköy


MUHTAR (Kelime Kökeni: Arapça muḫtār)


[isim]
  • Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı

    Bir sabah kalktım, sofaya muhtar önde bütün köylü yığılmış. - Halide Edip Adıvar

[sıfat] [eskimiş]
  • Özerk

    Milletin ağzı torba değil ki, iki gözüm, dikesin. Herkes dilediği hikmeti savurmakta muhtardır. - Nazım Hikmet

[sıfat] [mecaz]
  • Her işe burnunu sokan

Birleşik Kelimeler: failimuhtar, köy muhtarı, mahalle muhtarı


SİLAHTAR (Kelime Kökeni: Arapça silāḥ + Farsça -dār)


[isim] [tarih]
  • Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse

Birleşik Kelimeler: silahtar ağa


İHTARNAME (Kelime Kökeni: Arapça iḫṭār + Farsça nāme)


[isim]
  • Resmî ihtar yazısı, protesto

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ihtarname çekmek


ALEYHTAR (Kelime Kökeni: Arapça ʿaleyh + Farsça -dār)


[sıfat]
  • Karşı olan, karşıtçı

BÜHTAN (Kelime Kökeni: Arapça buhtān)


[isim] [eskimiş]
  • Kara çalma, iftira

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bühtan etmek


ANAHTARLIK


[isim]
  • Anahtarların kaybolmasını önlemek ve kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri vb.nden yapılan halka veya kılıf

MUHTASAR (Kelime Kökeni: Arapça muḫtaṣar)


[sıfat] [eskimiş]
  • Kısaltılmış olan

SABAHTAN


[zarf]
  • Sabahleyin

    Sabahtan keçiyi o tarafa, yeni biçilmiş buğday tarlasına bağlamıştı. - Necati Cumalı


TAHTACI


[isim]
  • Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi
[isim]
  • Özellikle Toroslarda yaşayan Alevilere verilen ad