İçerisinde Ö Bulunan Kelimeler

içerisinde Ö geçen 2769 türkçe kelime bulundu.Kelimelen.com kelime bulucu yu kelimelik kelime hilesi olarakta kullanabilirsiniz.


içerisinde Ö geçen Harf Sayısına Göre Kelime Listesi


15 Harfli Kelimeler

BONKÖRLEŞEBİLME, BÖBÜRLENEBİLMEK, BÖCEKLENEBİLMEK, BÖLÜMLENDİRİLİŞ, BÖLÜMLENDİRİLME, BÖLÜŞTÜREBİLMEK, BÖLÜŞTÜRÜVERMEK, CÖMERTLEŞEBİLME, ÇÖKELTİLEBİLMEK, ÇÖKERTİLEBİLMEK, ÇÖREKLENEBİLMEK, ÇÖZDÜRÜLEBİLMEK, ÇÖZÜMLENEBİLMEK, ÇÖZÜMLENİVERMEK, ÇÖZÜMLEYEBİLMEK, ÇÖZÜMLEYİVERMEK, ÇÖZÜNDÜREBİLMEK, GÖÇMENLEŞTİRMEK, GÖKKUZGUNGİLLER, GÖREVLENDİRİLME, KÖKBOYASIGİLLER, KÖMÜRLEŞTİRİLME, ÖDEVLENDİRİLMEK, ÖDÜLLENDİRİLMEK, ÖKSÜZSEVİNDİREN, ÖLÜMSÜZLEŞTİRME, ÖRGÜTLENDİRİLME, ÖZELLEŞTİRİLMEK, ÖZLEŞTİRMECİLİK, Devamını Gör

14 Harfli Kelimeler

BAŞÖĞRETMENLİK, BAŞYÖNETMENLİK, BÖBÜRLENEBİLME, BÖCEKLENEBİLME, BÖLGESELLEŞMEK, BÖLÜMLENDİRMEK, BÖLÜŞTÜREBİLME, BÖLÜŞTÜRÜVERME, BÖLÜŞÜLEBİLMEK, ÇÖKELTİLEBİLME, ÇÖKERTİLEBİLME, ÇÖLLEŞTİRİLMEK, ÇÖREKLENEBİLME, ÇÖZDÜRÜLEBİLME, ÇÖZÜMLENEBİLME, ÇÖZÜMLENİVERME, ÇÖZÜMLEYEBİLME, ÇÖZÜMLEYİCİLİK, ÇÖZÜMLEYİVERME, ÇÖZÜMSÜZLEŞMEK, ÇÖZÜNDÜREBİLME, DİSTRİBÜTÖRLÜK, GÖÇMENLEŞTİRME, GÖLGELENDİRMEK, GÖNÜLLENDİRMEK, GÖREVLENDİRMEK, GÖSTERİŞSİZLİK, GÖZETLEYİCİLİK, KOORDİNATÖRLÜK, Devamını Gör

13 Harfli Kelimeler

AÇGÖZLÜLEŞMEK, AÇIKGÖZLEŞMEK, AYDINLIKÖLÇER, BAŞREJİSÖRLÜK, BİYOKATALİZÖR, BÖLDÜREBİLMEK, BÖLGESELLEŞME, BÖLÜMLENDİRME, BÖLÜŞTÜRÜLMEK, BÖLÜŞÜLEBİLME, ÇÖKELTEBİLMEK, ÇÖKERTEBİLMEK, ÇÖKERTİVERMEK, ÇÖLLEŞEBİLMEK, ÇÖLLEŞTİRİLME, ÇÖPLENEBİLMEK, ÇÖZDÜREBİLMEK, ÇÖZÜMSÜZLEŞME, ÇÖZÜNDÜRÜLMEK, DERİNLİKÖLÇER, DİKDÖRTGENSEL, DÖNÜŞTÜRÜLMEK, FABRİKATÖRLÜK, GENLEŞMEÖLÇER, GÖKTIRMALAYAN, GÖLGELENDİRME, GÖNENDİRİLMEK, GÖNÜLLENDİRME, GÖRENEKSİZLİK, Devamını Gör

12 Harfli Kelimeler

AÇGÖZLÜLEŞME, AÇIKGÖZLEŞME, AÇIKGÖZLÜLÜK, AÇIKLIKÖLÇER, AKOMPANYATÖR, AMPLİFİKATÖR, ASANSÖRCÜLÜK, BONKÖRLEŞMEK, BÖĞÜREBİLMEK, BÖĞÜRTLENLİK, BÖĞÜRÜVERMEK, BÖLDÜREBİLME, BÖLÜŞEBİLMEK, BÖLÜŞTÜRÜLME, BÖLÜŞÜVERMEK, CANIGÖNÜLDEN, CÖMERTLEŞMEK, ÇÖKELTEBİLME, ÇÖKERTEBİLME, ÇÖKERTİCİLİK, ÇÖKERTİVERME, ÇÖKKÜNLEŞMEK, ÇÖLLEŞEBİLME, ÇÖLLEŞTİRMEK, ÇÖMELEBİLMEK, ÇÖMELİVERMEK, ÇÖPLENEBİLME, ÇÖZDÜREBİLME, ÇÖZÜLEBİLMEK, Devamını Gör

11 Harfli Kelimeler

AKINTIÖLÇER, AKTÖRECİLİK, ANİMATÖRLÜK, ANTRENÖRLÜK, ANTRENÖRSÜZ, BASINÇÖLÇER, BAŞAKTÖRLÜK, BAŞÖĞRETMEN, BAŞYÖNETMEN, BEŞİKÖRTÜSÜ, BİNGÖLLÜLÜK, BONKÖRLEŞME, BÖBÜRLENMEK, BÖCEKÇİLLER, BÖCEKKABUĞU, BÖCEKLENMEK, BÖĞÜREBİLME, BÖĞÜRÜVERME, BÖLDÜRÜLMEK, BÖLGESELLİK, BÖLÜMLENMEK, BÖLÜNEBİLME, BÖLÜNMEZLİK, BÖLÜŞEBİLME, BÖLÜŞTÜRMEK, BÖLÜŞTÜRÜCÜ, BÖLÜŞÜVERME, BÖYLEMESİNE, CÖMERTLEŞME, Devamını Gör

10 Harfli Kelimeler

AÇGÖZLÜLÜK, AÇIKGÖZLÜK, AGRANDİSÖR, AKÜMÜLATÖR, ALKALÖLÇER, ALKOLÖLÇER, ALTERNATÖR, AMPERÖLÇER, ANKETÖRLÜK, ANTRENÖRLÜ, ARMATÖRLÜK, BAŞREJİSÖR, BAYRAMÖREN, BİÇERDÖVER, BÖBÜRLENİŞ, BÖBÜRLENME, BÖCEKÇİLİK, BÖCEKKAPAN, BÖCEKLENME, BÖCEKSAVAR, BÖCELENMEK, BÖLDÜRTMEK, BÖLDÜRÜLME, BÖLEBİLMEK, BÖLGECİLİK, BÖLGELEMEK, BÖLÜMLEMEK, BÖLÜMLENİŞ, BÖLÜMLENME, Devamını Gör

9 Harfli Kelimeler

AÇGÖZLÜCE, AKÇÖPLEME, AKIMÖLÇER, AKTÖRESEL, AMATÖRLÜK, AMORTİSÖR, ASANSÖRCÜ, ASİTÖLÇER, ASPİRATÖR, ATGÖZLÜĞÜ, AZOTÖLÇER, BALIKGÖZÜ, BALKÖPÜĞÜ, BASIÖLÇER, BAŞÖRTÜLÜ, BLÖFÇÜLÜK, BOKSÖRLÜK, BONKÖRLÜK, BÖCEKBAŞI, BÖCEKHANE, BÖCELENME, BÖĞÜRTLEN, BÖĞÜRTMEK, BÖLDÜRMEK, BÖLDÜRTME, BÖLEBİLME, BÖLGELEME, BÖLÜCÜLÜK, BÖLÜKBAŞI, Devamını Gör

8 Harfli Kelimeler

AÇIÖLÇER, ADAMKÖKÜ, AĞAÇÖREN, AJİTATÖR, AKTÖRLÜK, ALTINÖZÜ, AMATÖRCE, ANALİZÖR, ANGSTRÖM, ANİMATÖR, ANTRENÖR, BAKIRKÖY, BAŞAKTÖR, BİNGÖLLÜ, BONKÖRCE, BOZÖRDEK, BÖBREKSİ, BÖCEKÇİL, BÖCEKLER, BÖCEKLİK, BÖCEKSİZ, BÖĞRÜLCE, BÖĞÜRMEK, BÖĞÜRTME, BÖLDÜRME, BÖLGESEL, BÖLMESİZ, BÖLÜMSEL, BÖLÜNMEK, Devamını Gör

7 Harfli Kelimeler

AÇGÖZLÜ, AÇIKGÖZ, ADAPTÖR, AKSÖĞÜT, ANKETÖR, ANONSÖR, ARANJÖR, ARMATÖR, ASANSÖR, ATASÖZÜ, BABAKÖŞ, BANLİYÖ, BAŞKÖŞE, BAŞÖRTÜ, BÖBÜRTÜ, BÖCEKLİ, BÖĞÜRME, BÖĞÜRTÜ, BÖĞÜRÜŞ, BÖKELİK, BÖLGECİ, BÖLMELİ, BÖLÜNEN, BÖLÜNGÜ, BÖLÜNME, BÖLÜNTÜ, BÖLÜNÜŞ, BÖLÜŞME, BÖLÜŞÜM, Devamını Gör

6 Harfli Kelimeler

ACIGÖL, AKÖREN, AKTÖRE, AMATÖR, ARAZÖZ, ATÖLYE, BİNGÖL, BLÖFÇÜ, BOKSÖR, BONKÖR, BÖBREK, BÖLMEÇ, BÖLMEK, BÖLÜCÜ, BÖNLÜK, BÖRTME, BÖRTÜK, BRÜLÖR, CAMGÖZ, CİNGÖZ, CÖMERT, ÇÖĞMEK, ÇÖKKÜN, ÇÖKMEK, ÇÖLLÜK, ÇÖMLEK, ÇÖMMEK, ÇÖPLÜK, ÇÖPSÜZ, Devamını Gör

5 Harfli Kelimeler

AÇGÖZ, AKKÖY, AKTÖR, ASYÖN, BATÖZ, BÖBÜR, BÖCEK, BÖĞÜR, BÖLEN, BÖLGE, BÖLME, BÖLÜK, BÖLÜM, BÖLÜŞ, BÖLÜT, BÖNCE, BÖREK, BÖYLE, BRÖVE, ÇÖĞME, ÇÖĞÜR, ÇÖKEK, ÇÖKEL, ÇÖKME, ÇÖKÜK, ÇÖKÜM, ÇÖKÜŞ, ÇÖMÇE, ÇÖMEZ, Devamını Gör

4 Harfli Kelimeler

BLÖF, BÖCE, BÖCÜ, BÖKE, BÖLE, BÖLÜ, BÖRK, CÖNK, DÖRT, FÖTR, GÖCE, GÖÇÜ, GÖLE, GÖMÜ, GÖNÇ, GÖRE, GÖRK, GÖRÜ, GÖZE, HÖST, JÖLE, KÖLE, KÖRE, KÖRİ, KÖSE, KÖŞE, KÖŞK, KÖTÜ, MÖNÜ, Devamını Gör

3 Harfli Kelimeler

BÖĞ, BÖN, ÇÖL, ÇÖP, ÇÖZ, DÖL, DÖŞ, FÖN, FÖY, GÖÇ, GÖK, GÖL, GÖN, GÖT, GÖZ, HÖT, JÖN, KÖK, KÖR, KÖS, KÖY, KÖZ, LÖK, LÖP, LÖS, ÖCÜ, ÖGE, ÖHÖ, ÖKE, Devamını Gör

2 Harfli Kelimeler

ÖÇ, ÖD, ÖF, ÖN, ÖZ


ÖÇ


[isim]
  • Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi, intikam

    Bunda da biraz öç, biraz nispet, biraz kurum arzusu vardır. - Aka Gündüz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • öç (veya öcünü) almak (veya çıkarmak)


ÖD


[isim]
  • Safra (II)

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ödü bokuna karışmak
  • ödü kopmak (veya patlamak)
  • ödünü koparmak (veya patlatmak)

Birleşik Kelimeler: öd kanalı, öd kesesi, sığırödü

[bitki bilimi]
  • Öd ağacı
  • Bu ağacın kıyılmış parçalarından yapılan tütsü

    Derinlerden gelen öd ve günlük kokuları etrafı ve havayı sardı. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Birleşik Kelimeler: öd ağacı


ÖF


[ünlem]
  • Usanç, bezginlik, tiksinti vb. duygular anlatan bir söz

    Öf, ne kaba adam! Öf, ne pis koku!


ÖN


[isim]
  • Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı

    Arabam bir gece kulübünün önünde duruyor. - Ahmet Ümit

  • Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı

    Altmış yaşında anamın önünde sigara içmek istemezdim. - Burhan Felek

  • Bir kimsenin ilerisi

    Bir aralık önümüzden şarkı sesleri geldi. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yakın gelecek zaman

    Önümüz kış.

  • Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü

    Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık. - Peyami Safa

  • Önce olan, ilk

    Ön söz. Ön görüşme.

  • Civar, yöre

    Kanlıca önlerine geldiler.

[sıfat]
  • Benzerler arasında bakılan veya gidilen yönde olan

    Ben, Anafartalar'da Mustafa Kemal'in bulunduğu en ön siperlerde de kurşun attım. - Aka Gündüz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • önde gelmek
  • öne almak
  • öne çıkmak
  • öne düşmek
  • öne sermek
  • öne sürmek
  • önü alınmak
  • önünde ardında gidilmez
  • önüne arkasına bakmadan
  • önüne bakmak
  • önüne bir kemik atmak
  • önüne çıkmak
  • önüne dikilmek
  • önüne düşmek
  • önüne geçmek
  • önüne gelen
  • önüne geleni kapar, ardına geleni teper
  • önüne katmak
  • önünü almak
  • önünü ardını düşünmemek
  • önünü kesmek

Birleşik Kelimeler: ön ad, ön buharlaşma, ön büro, ön alım, ön avurt, önayak, ön ayak, ön belirti, ön bilgi, ön çalışma, ön damak, ön denetim, ön deyi, ön deyiş, ön doğru, ön ek, ön eleme, ön göğüs, öngörmek, öngörü, öngörülmek, ön gösterim, ön gün, ön hekim, ön içki, ön izleme, ön kabul, ön kayıt, ön kesinti, ön kol, ön koşul, ön lisans, ön oda, ön oluş, ön ödeme, ön proje, ön rapor, ön seçici, ön seçim, ön ses, ön sevişme, önsezi, ön soruşturma, ön söz, ön sözleşme, ön şart, ön tasar, ön tasım, ön teker, ön uyum, ön vurgu, ön yargı, ön yaylak, ön yüzbaşı, önden çekişli, önü sıra, önünde sonunda, göz önü, başı önünde, göz önünde


ÖZ


[isim] [felsefe]
  • Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı

    Özünü bir yerde bırakıp sadece kalıbını gezdirmişti. - Haldun Taner

  • `Kendine, kendi kendini` anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz

    Öz eleştiri, öz yönetim.

  • Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre

    Karaciğer özü. Meyve özü. Mısır özü.

  • Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça
[zamir]
  • Kendi, zat

    Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme - Karacaoğlan

[mecaz]
  • Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde

    Ortalıktaki krizi sebep gösteriyorlar ama asıl kriz şirketin kendi özünde. - Aka Gündüz

[bitki bilimi]
  • Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm

    Ağacın çürüğü özünden olur / Yiğidin iyisi sözünden olur - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • özü sözü bir (olmak)

Birleşik Kelimeler: öz bağışıklık, öz belirtim, özbeöz, öz beslenme, öz denetim, öz devim, öz devinim, özdeyiş, öz dışı, öz dikeni, öz direnç, öz eleştiri, özezer, öz geçmiş, öz güven, öz ısı, öz ışın, öz indükleme, özişler, öz itme, öz kaynak, öz kedi balığıgiller, öz kesit, öz odun, öz öğrenim, öz saygı, özsever, öz su, öz tahta, özveren, özveri, öz yapı, öz yaşam, öz yönetim, kaçık öz, bal özü, budak özü, diş özü, mantar özü, mısır özü, odun özü

[sıfat]
  • Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan

    Size öz evladım gibi davranacağım. - Ayşe Kulin

  • İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı(I)

Birleşik Kelimeler: öz kardeş

[isim] [halk ağzında]
  • Dere, çay
  • Sulak, verimli yer

BÖĞ


[isim] [hayvan bilimi]
  • Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir tür örümcek

BÖN


[sıfat]
  • Budala, saf, avanak, ahmak

    Sandığınız kadar bön bir insan değilim ben. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bön bön bakmak


ÇÖZ


[isim] [halk ağzında]
  • Bumbar, bağırsak
  • Bumbarın yağı

Birleşik Kelimeler: çöz yağı


ÇÖP (Kelime Kökeni: Farsça çūb)


[isim]
  • Saman inceliğinde herhangi bir sap, dal veya tahta parçası

    Köşk o kadar sessizdi ki yere bir kibrit çöpü düşse çıkardığı ses işitilebilirdi. - Peyami Safa

  • Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi, gübür

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çöpe dönmek
  • çöpe gitmek
  • çöp gibi

Birleşik Kelimeler: çöp arabası, çöpçatan, çöp kebabı, çöp kovası, çöp sepeti, çöp şiş, çöp tenekesi, çöp torbası, çöp vergisi, çöpten çelebi, çer çöp, çerden çöpten


ÇÖL


[isim]
  • Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi, sahra, badiye

    Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık. - Falih Rıfkı Atay

[mecaz]
  • Hiçbir şey yetişmeyen, olmayan yer

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çöle dönmek

Birleşik Kelimeler: çöl iklimi, çöl tavuğu, kum çölü


DÖŞ


[isim] [halk ağzında]
  • Göğüs, bağır

    Bana yastık olsun döşlerin güzel. - Âşık Veysel

  • Kaburga altı

Birleşik Kelimeler: döşgömü, döl döş


DÖL


[isim]
  • Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, zürriyet, nesil

    Macarların çoğunun bize benzeyişinin bir nedeni de bu döl karışmasıdır. - Haldun Taner

  • Yavru, çocuk

    Yârenlik mi ediyordun, Kara Osman'ın dölüyle? - Turan Oflazoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • döl almak
  • döl vermek

Birleşik Kelimeler: döl ayı, döl döş, döl eşi, döl kesesi, döl yatağı, döl yolu, döllü döşlü, kırık dölü


FÖY (Kelime Kökeni: Fransızca feuille)


[isim]
  • Kısa bilgileri içeren belge

FÖN (Kelime Kökeni: Almanca Föhn)


[isim]
  • Sıcak veya soğuk hava üfleyen bir aletle saçı kurutup biçim vererek tarama
  • Sıcak, kuru ve sert esen bir rüzgâr türü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • fön çekmek


GÖZ


[isim] [anatomi]
  • Görme organı, basar
  • Bazı deyimlerde, görme ve bakma

    Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin.

  • Oda

    Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu - Ziya Osman Saba

  • Bakış, görüş

    Bu sefer alacaklı gözüyle baktım.

  • Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak

    Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? - Tarık Buğra

  • Delik, boşluk

    İğnenin gözü.

    Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. - Sait Faik Abasıyanık

  • Çekmece

    Masanın gözleri.

  • Terazi kefesi
  • Nazar

    İnsanı gözle yiyip bitirirler. - Ömer Seyfettin

  • Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı

    Gözden düşmek. Göze girmek.

  • Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri

    Göz aşısı.

  • Bölüm, hane

    Dama tahtasında altmış dört göz vardır.

  • Bazı yaraların uç bölümü

    Çıbanın gözü.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ... gözüyle bakmak
  • göz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmak
  • göz (veya gözünün) ucuyla bakmak
  • göz açamamak
  • göz açıp kapayıncaya kadar
  • göz açtırmamak
  • göz alabildiğine
  • göz ardı etmek
  • göz atmak
  • gözaydına gelmek
  • gözaydına gitmek
  • gözaydın etmek
  • göz boyamak
  • göz değmek
  • gözden (veya gözünden) düşmek
  • gözden (veya gözünden) kaçırmak
  • gözden (veya gözünden) kaçmak
  • gözden (veya gözünden) sürmeyi çalmak (veya çekmek)
  • gözden çıkarmak
  • gözden geçirmek
  • gözden gönülden çıkarmak
  • gözden ırak olan gönülden de ırak olur
  • gözden ırak tutmak
  • gözden ırak tutulmak
  • gözden kaybetmek
  • gözden kaybolmak
  • gözden nihan olmak
  • gözden uzaklaşmak
  • gözden uzak tutmak
  • göz dikmek
  • göz doldurmak
  • göz doyurmak
  • göze almak
  • göze batmak
  • göze çarpmak
  • göze diken olmak
  • göze gelmek
  • göze girmek
  • göze görünmek
  • göze görünmemek
  • göz etmek
  • göze yasak olmaz
  • göz gezdirmek
  • göz gördüğünü ister
  • göz göre göre
  • göz görmeyince gönül katlanır
  • göz görür, gönül katlanır
  • göz gözü görmemek
  • göz kamaştırmak (veya almak)
  • göz kaş süzmek
  • göz kesilmek
  • göz kırpmadan
  • göz kırpmak
  • göz kırpmamak
  • göz koymak
  • göz kulak olmak
  • gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek
  • gözleri bayılmak
  • gözleri berraklaşmak
  • gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)
  • gözleri çakmak çakmak (olmak)
  • gözleri çivilenmek
  • gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)
  • gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)
  • gözleri dönmek
  • gözleri fıldır fıldır etmek
  • gözleri fıldır fıldır olmak
  • gözleri ışıklı (olmak)
  • gözleri kan çanağına dönmek (veya kanlanmak)
  • gözleri kapanmak
  • gözlerinden okumak
  • gözlerinde şimşek çakmak
  • gözlerine inanamamak
  • gözlerine mil çekmek
  • gözlerini bayıltmak
  • gözlerini belertmek
  • gözlerini bitirmek
  • gözlerini devirmek
  • gözlerini fal taşı gibi açmak
  • gözlerini kaçırmak
  • gözlerinin içi gülmek
  • gözlerinin içine kadar kızarmak
  • gözleri parlamak (veya parıldamak)
  • gözleri sulanmak
  • gözleri süzülmek
  • gözleri şıldır şıldır dönmek
  • gözleri takılıp kalmak
  • gözleri velfecri okumak
  • gözleri yaşarmak
  • gözleri yuvalarından (veya evinden) fırlamak (veya uğramak)
  • gözle yemek
  • göz süzmek
  • göz ucuyla görmek
  • göz ucuyla süzmek
  • gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak
  • gözü (veya gözleri) açılmak
  • gözü (veya gözleri) dönmek
  • gözü (veya gözleri) kamaşmak
  • gözü (veya gözleri) kararmak
  • gözü (veya gözleri) kaymak (veya kaçmak)
  • gözü (veya gözleri) okşamak
  • gözü (veya gözleri) takılmak
  • gözü (veya gözleri) üstünde kalmak
  • gözü akmak
  • gözü alışmak
  • gözü almamak
  • gözü arkada kalmak
  • gözü bulanmak
  • gözü büyükte olmak
  • gözü çıkasıca
  • gözü dalmak
  • gözü değmek
  • gözü doymak
  • gözü dönesi
  • gözü dumanlanmak
  • gözü dünyayı görmemek
  • gözü gibi sakınmak (veya saklamak veya esirgemek)
  • gözü gibi sevmek
  • gözü gitmek
  • gözü gönlü açılmak
  • gözü görmemek
  • gözü görmez olmak
  • gözü göz değil
  • gözü hiçbir şey görmemek
  • gözü ısırmak
  • gözü ilişmek
  • gözü kalmak
  • gözü kesmek
  • gözü kesmemek
  • gözü kızmak
  • gözü korkmak
  • gözü kör olsun
  • gözüm!
  • gözüm çıksın (veya kör olsun)
  • gözüm görmesin
  • gözün ... görsün
  • gözün aydın!
  • gözünde
  • gözünde (veya gözlerinde) şimşek (veya şimşekler) çakmak
  • gözünde büyümek
  • gözünde büyütmek
  • gözünden (veya gözlerinden) uyku akmak
  • gözünden (veya gözlerinden) yaş (veya yaşlar) boşanmak
  • gözünden kıskanmak
  • gözünde olmamak
  • gözünde tütmek
  • gözüne (veya gözlerine) bakmak
  • gözüne batmak
  • gözüne çarpmak
  • gözüne diken olmak
  • gözüne dizine dursun
  • gözüne girmek
  • gözüne hiçbir şey görünmemek
  • gözüne ilişmek
  • gözüne karasu inmek
  • gözüne kestirmek
  • gözüne sokmak
  • gözüne uyku girmemek
  • gözünü ... hırsı bürümek
  • gözünü (veya gözlerini) açmak
  • gözünü (veya gözlerini) dikmek
  • gözünü (veya gözlerini) duman bürümek
  • gözünü (veya gözlerini) kan bürümek
  • gözünü (veya gözlerini) kapamak
  • gözünü (veya gözlerini) kırpmadan
  • gözünü (veya gözlerini) oymak
  • gözünü açmak
  • gözünü açmak
  • gözünü açmak
  • gözünü ağartmak
  • gözünü alamamak
  • gözünü almak
  • gözünü ayırmamak
  • gözünü bağlamak
  • gözünü çıkarmak
  • gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)
  • gözünü doyurmak
  • gözünü dört açmak
  • gözünü gözüne dikmek
  • gözünü hırs bürümek
  • gözünü karartmak
  • gözünü kin bürümek
  • gözünü korkutmak
  • gözünün (veya gözlerinin) içine bakmak
  • gözünün bebeği gibi sevmek
  • gözünün çapağını silmeden
  • gözünün içine baka baka
  • gözünün önüne gelmek
  • gözünün önünü görmemek
  • gözünün üstünde kaşın var dememek
  • gözünün yaşına bakmamak
  • gözünü sevda (veya aşk) bürümek
  • gözünü sevdiğim
  • gözünü seveyim
  • gözünü toprak doyursun
  • gözünü üstünden ayırmamak
  • gözünü yıldırmak
  • gözünü yummak
  • gözünü yummak
  • gözü olmak
  • gözü olmamak
  • gözü sönmek
  • gözü su içmemek
  • gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz
  • gözü toprağa bakmak
  • gözü tutmak
  • gözü uyku tutmamak
  • gözü yememek
  • gözü yılmak
  • gözüyle (veya gözleriyle) tartmak
  • gözüyle görmek
  • göz var, izan var
  • göz yıldırmak
  • göz yummak
  • göz yummamak

Birleşik Kelimeler: göz açıklığı, göz akı, göz alıcı, gözaltı, göz altı, göz aşısı, göz aşinalığı, göz bağcı, göz bağı, göz bankası, göz banyosu, göz bebeği, göz bilimi, göz boncuğu, gözdağı, gözdemiri, göz dikeği, göz dişi, göz doktoru, göz emeği, göz erimi, göz etçiği, gözevi, göz göz, göz göze, göz hakkı, göz hapsi, göz kadehi, göz kamaştırıcı, göz kapağı, göz kararı, göz kesesi, göz memesi, göz merceği, göz nuru, göz önü, göz pencere, göz pınarı, göz sevdası, göz taşı, gözyaşı, göz yoklaması, göz yuvarı, göz yuvası, göz zarı yangısı, göze göz, gözü aç, gözü açık, gözü bağlı, gözü dışarıda, gözü doymaz, gözü gönlü tok, gözü kapalı, gözü kara, gözü keskin, gözü pek, gözü sulu, gözü tok, gözü yolda, gözü yüksekte, açgöz, açıkgöz, aynagöz, camgöz, cam göz, cingöz, çekik göz, dört göz, eski göz ağrısı, gümüş göz, ilk göz ağrısı, karagöz, Karagöz, kem göz, kene göz, kötü göz, lokma göz, paragöz, patlak göz, petek göz, sarıgöz, sulu göz, süzgün göz, tepegöz, uyur göz, yalıngöz, yüz göz, balıkgözü, devegözü, horozgözü, kartalgözü, kedigözü, kemer gözü, koltuk gözü, koyungözü, kuşgözü, malın gözü, mandagözü, öküzgözü, palamar gözü, sığırgözü, torpido gözü, turnagözü, tütsü gözü, gündüz gözüyle, çıplak gözle, bu gözle, halkalı gözler, tepegözler