GÖBEKSİZ Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler



GÖBEKSİZ harflerini içeren 4 harfli 21 kelime bulunuyor. 4 harfli GÖBEKSİZ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

GÖZE17, ÖZGE17, ÖZEK13, SÖBE13, BÖKE12, ÖBEK12, EZGİ11, GEZİ11, KÖSE11, ÖKSE11, SÖKE11, İZBE9, SEZİ8, BESİ7, BEİS7, EZİK7, ZEKİ7, ESKİ5, ESİK5, EKSİ5, SEKİ5


ESKİ


[sıfat]
  • Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı

    Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? - Nurullah Ataç

[isim]
  • Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey

    Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. - Halit Ziya Uşaklıgil

[isim] [alay yollu]
  • Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz

    Mebus eskisi. Müdür eskisi.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • eski ağza yeni taam
  • eski çamlar bardak oldu
  • eski defterleri kapatmak
  • eski defterleri yoklamak (veya karıştırmak)
  • eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez
  • eski düşman dost olmaz
  • eski hamam eski tas
  • eski hayratı da berbat etmek
  • eski kimliğine bürünmek
  • eski köye yeni âdet getirmek
  • eski kulağı kesiklerden olmak
  • eskisi kadar (veya gibi)
  • eskisini aratmamak
  • eskisi olmayanın yenisi (veya acarı) olmaz
  • eskiye rağbet (veya itibar) olsaydı bitpazarına nur yağardı

Birleşik Kelimeler: Eski Çağ, Eski Dünya, eski eserler, eski göz ağrısı, eski kafalı, eski kurt, eski püskü, eski toprak, eski tüfek, eski yazı, başeski


ESİK


[isim] [halk ağzında]
  • Çukur yer

EKSİ


[isim] [matematik]
  • Çıkarma işleminde - işaretinin adı, nakıs
[sıfat] [matematik]
  • Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan (sayı), menfi, nakıs, negatif, artı karşıtı
[mecaz]
  • Eksiklik

    Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza. - Nezihe Meriç

Birleşik Kelimeler: eksi sayı, eksi uç


SEKİ


[isim] [halk ağzında]
  • Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set
[coğrafya]
  • Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras

Birleşik Kelimeler: çökerti sekisi

[isim]
  • Sekil

BESİ


[isim]
  • Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • besiye çekmek

Birleşik Kelimeler: besi doku, besihane, besi hayvanı, besi örü, besi suyu, besi yeri, aşırı besi, ham besi suyu, ongun besi suyu


BEİS (Kelime Kökeni: Arapça beʾs)


[isim] [eskimiş]
  • Engel, uymazlık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • beis görmemek
  • beis yok


EZİK


[isim]
  • Çarpma, dövülme vb. sebeplerle vücutta oluşan bere

    Vücudu eziklerle dolu idi.

[sıfat]
  • Ezilmiş veya yassılmış
[sıfat] [mecaz]
  • Olaylar ve hayat şartları karşısında güçsüz ve sıkıntılı duruma düşmüş olan, üzüntülü
[sıfat] [mecaz]
  • Pısırık
[zarf] [mecaz]
  • Üzüntülü bir biçimde

    Hiç de ezik bulmaz kızını, hep güvenmiştir ona. - Tarık Buğra

Birleşik Kelimeler: ezik büzük


ZEKİ (Kelime Kökeni: Arapça ẕekī)


[sıfat]
  • Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek

    En zeki hayvan maymundur.


SEZİ


[isim]
  • Sezgi

Birleşik Kelimeler: ilk sezi, önsezi


İZBE (Kelime Kökeni: Rusça)


[sıfat]
  • Basık, loş, nemli, kuytu (yer)

    Bir sırrı sürüklüyor terlikler pıtır pıtır / İzbe sofalarında izbe sofalarında - Necip Fazıl Kısakürek


EZGİ


[isim] [müzik]
  • Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi, haz, nağme, melodi

    Pir Sultan ağzından bir ezgi okuyup tüm yürekleri kendine bağladı. - Kemal Bilbaşar

[müzik]
  • Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi
[mecaz]
  • Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi
[mecaz]
  • Gidiş, yol, tarz, tempo

    Bundan böyle aynı ezgide sürüp gidemez.

[halk ağzında]
  • Üzüntü, sıkıntı

Birleşik Kelimeler: ağır ezgi


GEZİ


[isim]
  • Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk, seyahat

Ata Sözleri ve Deyimler

  • geziye çıkmak

Birleşik Kelimeler: gezi yazısı, dış gezi, çalışma gezisi, iş gezisi

[isim] [eskimiş]
  • Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş

    Yalnız omuz başlarını örten, kısa kollu, gezi gibi yarı sert kumaştan, yakasız bir yaz ceketiydi. - Refik Halit Karay

[sıfat]
  • Bu kumaştan yapılan

KÖSE (Kelime Kökeni: Farsça kūse)


[sıfat]
  • Bıyığı, sakalı çıkmayan (erkek)

    Köse kâtip, gözlerini kırpıştırarak dinlemeye başlamıştı. - Kemal Tahir

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kösenin sakalı gibi
  • köseyle alay edenin top sakalı kara gerek

Birleşik Kelimeler: köse buğday, köse sakal

[isim]
  • Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri

ÖKSE (Kelime Kökeni: Rumca)


[isim]
  • Ökse otu saplarından veya çobanpüskülü kabuklarından çıkarılan yapışkan macun
[mecaz]
  • Erkekleri kendine bağlamasını bilen alımlı kadın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ökseye basmak

Birleşik Kelimeler: ökse çubuğu, ökse kuşu, ökse otu


SÖKE


[isim]
  • Aydın iline bağlı ilçelerden biri