FOSURDATMAK harflerini içeren 6 harfli 50 kelime bulunuyor. 6 harfli FOSURDATMAK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
MASRUF15,
AMFORA14,
FORMAT14,
MUTFAK14,
MASRAF14,
FUKARA13,
FATURA13,
UFARAK13,
DOKUMA11,
DURMAK10,
KROMSU10,
OSURMA10,
SORUMA10,
SORMUK10,
KOMUTA9,
KORUMA9,
KURADA9,
MOSTRA9,
MAKSUT9,
MASURA9,
MASTUR9,
MASTOR9,
MASKOT9,
MUSKAT9, ORTADA9,
OTURMA9,
OKUTMA9,
SORMAK9,
SOMATA9,
SARKOM9,
TOMRUK9,
AKARSU8,
KURAMA8,
KARASU8,
KADRAT8,
KASTOR8,
MUKAAR8,
MAKSAT8,
MASTAR8,
OTARMA8,
OTAMAK8,
OTURAK8,
OKTRUA8,
OKRAMA8,
SARKMA8,
SATMAK8,
SARMAK8,
ARTMAK7,
KASTAR7,
MATRAK7
ARTMAK
[isim] [halk ağzında]
[nesnesiz]
KASTAR
[isim] [halk ağzında]
-
Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi
MATRAK
(Kelime Kökeni: Arapça miṭrāḳ)
[isim] [eskimiş] [tarih]
-
Savaşmayı öğretmek için kullanılan, ucu giderek yuvarlaklaşan kalın sopa, değnek
[sıfat] [argo]
Ata Sözleri ve Deyimler
- matrağa almak
- matrak geçmek
AKARSU
[isim]
-
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su
Ata Sözleri ve Deyimler
- akarsu çukurunu kendi kazır
- akarsu gibi
- akarsu pislik tutmaz
- akarsuya inanma, eloğluna dayanma
Birleşik Kelimeler: akarsu santrali
KURAMA
[isim]
-
Türkistan'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse
KARASU
[isim] [tıp]
-
Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom
[isim]
-
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
KADRAT
(Kelime Kökeni: Fransızca cadrat)
[isim]
-
Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası
KASTOR
(Kelime Kökeni: Fransızca castor)
[isim] [hayvan bilimi]
[sıfat]
MUKAAR
(Kelime Kökeni: Arapça muḳaʿʿar)
[sıfat] [eskimiş] [matematik] [fizik]
MAKSAT
(Kelime Kökeni: Arapça maḳṣad)
[isim]
Ata Sözleri ve Deyimler
- maksat gütmek
- maksat hasıl olmak
- maksat muhabbet olsun
MASTAR
(Kelime Kökeni: Arapça maṣdar)
[isim] [dil bilgisi]
-
Fiilin -mak / -mek veya -ma / -me ekleri alan ve ad gibi kullanılan biçimi, eylemlik: al-mak, üşü-mek, bul-ma, gör-me, vb
[isim]
-
Sıvacı ve duvarcıların cetvel gibi kullandıkları uzun, ensiz ve düz tahta
OTARMA
[isim]
OTAMAK
[-i] [halk ağzında]
-
Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek
OTURAK
[isim]
[sıfat]
-
Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm
[denizcilik]
-
Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
Birleşik Kelimeler: oturak âlemi, oturak kündesi
OKTRUA
(Kelime Kökeni: Fransızca octroi)
[isim] [eskimiş]
-
Şehre giren şeylerden alınan vergi