BOĞDURUVERMEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler



BOĞDURUVERMEK harflerini içeren 5 harfli 45 kelime bulunuyor. 5 harfli BOĞDURUVERMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

BOĞUM17, DOĞUM17, BOĞUK16, BUĞUR16, DOĞRU16, DEĞME15, MEVDU15, DEĞER14, DEVRE13, EĞMEK13, MEĞER13, VURUK13, KUVER12, VERME12, VEREM12, BODUR11, DORUM10, DOMUR10, DUMUR10, DURUM10, MEBDE10, BORUK9, BURUK9, DORUK9, DURUK9, KUBUR9, OBRUK9, DEMEK8, DEKOR8, DERME8, ERDEM8, KURUM8, KUMRU8, MORUK8, OKUME8, ERDEK7, KROME7, KERDE7, KEDER7, ERMEK6, KEREM6, KEMER6, KEMRE6, MEREK6, REKOR6


ERMEK


[-e]
  • Erişmek

    Nereden geldiğini anlamadığı bir ataklığa ermişti. - Necati Cumalı

[nesnesiz]
  • İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek
[nesnesiz]
  • Ürün olgunlaşmak

    Arpalar erdi de gelin, girdik yolmaya - Halk türküsü

[nesnesiz] [din bilgisi]
  • Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • erdiğine erer, ermediğine taş atar

Birleşik Kelimeler: aşermek


KEREM (Kelime Kökeni: Arapça kerem)


[isim] [eskimiş]
  • Soyluluk, ululuk, büyüklük, asalet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kerem buyurun (veya eyleyin)
  • kerem etmek

Birleşik Kelimeler: kerem sahibi


KEMER (Kelime Kökeni: Farsça kemer)


[isim]
  • Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı

    Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı. - Peyami Safa

[sıfat]
  • Tümsekli

    Kemer burun.

[anatomi]
  • Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı

    Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri.

[jeoloji]
  • Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı
[mimarlık]
  • İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı

    Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı. - Oğuz Atay

[eskimiş]
  • Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kemer (veya kemerini) sıkmak
  • kemeri dolu olmak

Birleşik Kelimeler: kemer bağlama, kemer gözü, kemer patlıcanı, bel kemeri, emniyet kemeri, su kemeri

[isim]
  • Antalya iline bağlı ilçelerden biri

KEMRE


[isim] [halk ağzında]
  • Gübre, tezek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kemre bağlamak


MEREK


[isim] [halk ağzında]
  • Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır

REKOR (Kelime Kökeni: Fransızca record)


[isim]
  • Bir spor dalında erişilmiş derecelerin en üstünü
[mecaz]
  • Daha önce elde edilmemiş olan sonucu aşan yeni sonuç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • rekor kırmak


ERDEK


[isim]
  • Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri

KROME (Kelime Kökeni: Fransızca chromé)


[sıfat]
  • Kromdan yapılmış veya kromla kaplanmış

    Kolundaki krome saate göz attı. - Refik Halit Karay


KERDE


[isim] [halk ağzında]
  • Sebze fideliği

    İlerideki kerdelerin birinde, üzerine uçuk sarı bir ışık düşmüş bir domates... - Tarık Buğra


KEDER (Kelime Kökeni: Arapça keder)


[isim]
  • Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa

    Hiçbir kederim yoktu ki onun bir tatlı kelamıyla bertaraf olmasın. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • keder çekmek
  • keder vermek

Birleşik Kelimeler: keyfekeder


DEMEK


[nesnesiz]
  • Söylemek, söz söylemek

    Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar. - Burhan Felek

[-e]
  • Ad vermek

    Muşmulaya döngel de derler.

[-e]
  • Herhangi bir kanıya, yargıya varmak

    Bu işe herkes ne der?

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dediği çıkmak
  • dediğinden (dışarı) çıkmak
  • dediğine gelmek
  • dedi mi
  • deme!
  • demediğini bırakmamak (veya koymamak)
  • deme gitsin
  • demek istemek
  • demek ki (veya demek oluyor ki)
  • demek olmak
  • dememek
  • der oğlu der
  • deyip de geçmemek
  • diyecek yok

Birleşik Kelimeler: dedikodu, dediği dedik, dediğim dedikçi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dediği çıkmak
  • dediğinden (dışarı) çıkmak
  • dediğine gelmek
  • dedi mi
  • deme!
  • demediğini bırakmamak (veya koymamak)
  • deme gitsin
  • demek istemek
  • demek ki (veya demek oluyor ki)
  • demek olmak
  • dememek
  • der oğlu der
  • deyip de geçmemek
  • diyecek yok


DEKOR (Kelime Kökeni: Fransızca décor)


[isim]
  • Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü

    Dekor, hayatın sahneleri kadar değişken olmalıydı. - Adalet Ağaoğlu

[mecaz]
  • Görünüş, manzara

    Münzevi çiftliğin dekorundan hazzetti. - Refik Halit Karay


DERME


[isim]
  • Dermek işi

Birleşik Kelimeler: derme çatma


ERDEM


[isim]
  • Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet

    Spor, alçak gönüllülük gibi bir erdem aşılar sporcuya. - Necati Cumalı

[felsefe]
  • İnsanın ruhsal olgunluğu

KURUM


[isim]
  • Bacalarda biriken kalın is

    Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum. - Halikarnas Balıkçısı

[isim] [hukuk]
  • Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese

    Türk Dil Kurumu.

Birleşik Kelimeler: eğitim kurumu, kamu kurumu

[isim]
  • Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür

    Hikmet Bey'in kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü. - Sermet Muhtar Alus

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kurum (veya kurumunu) satmak
  • kurum kurum kurumlanmak (veya kurulmak)