BERRAKLAŞABİLME Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler



BERRAKLAŞABİLME harflerini içeren 5 harfli 164 kelime bulunuyor. 5 harfli BERRAKLAŞABİLME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

BEŞME11, ABRAŞ10, AKBAŞ10, BİŞEK10, BELEŞ10, BEŞLİ10, BEŞİK10, BEŞER10, BAŞKA10, BAŞAK10, ERBAŞ10, ŞAİBE10, ŞEBEK10, AŞAMA9, AŞMAK9, ALMAŞ9, AKŞAM9, BİBER9, BARBA9, BABAİ9, BEBEK9, EŞLEM9, EŞMEK9, ERMİŞ9, İŞEME9, İŞLEM9, İŞMAR9, MELEŞ9, MAŞER9, REŞME9, ŞİMAL9, ŞİLEM9, ŞAMİL9, ŞAMAR9, AŞARİ8, AMBAR8, AMBER8, BİLME8, BAREM8, BAKMA8, BAKAM8, EŞKAL8, EŞLEK8, EŞLİK8, İŞLEK8, İŞKAL8, KLİŞE8, KAŞAR8, KELEŞ8, LAMBA8, ŞİKAR8, ŞERİR8, ŞERİK8, ŞELEK8, ŞEKLİ8, ŞEKİL8, ŞALAK8, ŞAİRE8, ŞEKER8, ŞEKEL8, ŞARKİ8, ARABİ7, ARABA7, ABLAK7, AKABE7, BİRER7, BİLEK7, BİLAR7, BARAK7, BARKA7, BALAR7, BAKLA7, BAKİR7, BELLİ7, BELKİ7, BELİK7, BELEK7, BEKRİ7, BERRİ7, BERİL7, BEKAR7, EBELİ7, ERBAA7, İBARE7, İKBAL7, KİBAR7, KABİL7, KABİR7, KALBİ7, KEBİR7, LİBRE7, ARAMİ6, ARAMA6, ALMAK6, ALLEM6, AMELİ6, AMELE6, AKEMİ6, ALARM6, ERMEK6, ERİME6, EKLEM6, ELMEK6, EMARE6, EMLAK6, EMLİK6, İRKME6, İMALE6, İLMEK6, İMLEK6, İKAME6, İKMAL6, İKRAM6, KLİMA6, KREMA6, KAMİL6, KAMER6, KARMA6, KALEM6, KALMA6, KAİME6, KEREM6, KERİM6, KEMAL6, KEMER6, KEMRE6, KELAM6, KELEM6, LAMEL6, MİLEL6, MALİK6, MARKİ6, MARKE6, MARKA6, MARAL6, MALAK6, MAİLE6, MELEK6, MELAL6, MEREK6, MERAK6, MELİK6, RİMEL6, RAMAK6, RAKAM6, REMİL6, REMEL6, ARAKA5, ALKİL5, AKALA5, ALAKA5, ERKLİ5, ERLİK5, ERİKA5, EKLER5, ELLİK5, İLKEL5, İKRAR5, KİLER5, KARAR5, KELLE5, KELLİ5, KELER5, RALLİ5


ARAKA (Kelime Kökeni: Rumca)


[isim] [bitki bilimi]
  • İri taneli bezelye

ALKİL (Kelime Kökeni: Fransızca alkyle)


[isim] [kimya]
  • Alkol kökü

AKALA


[isim]
  • Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk

ALAKA (Kelime Kökeni: Arapça ʿalāḳa)


[isim]
  • İlgi

    Sporla alakası var, dedimse öyle sıkı fıkı bir alaka değil. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • alaka (veya alakasını) çekmek (veya toplamak veya uyandırmak)
  • alaka duymak
  • alakayı (veya alakasını) kesmek

Birleşik Kelimeler: kelalaka


ERKLİ


[sıfat]
  • Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir

ERLİK


[isim]
  • Erkeklik, yiğitlik
[askerlik]
  • Er olma durumu

ERİKA


[isim] [bitki bilimi]
  • Süpürge otu

EKLER (Kelime Kökeni: Fransızca éclair)


[isim]
  • İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü

ELLİK


[isim] [halk ağzında]
  • Eldiven
[denizcilik]
  • Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven

İLKEL


[sıfat]
  • İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif

    Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu. - Metin And

[isim]
  • Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad
[mecaz]
  • Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz
[felsefe]
  • Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ilkel kalmak

Birleşik Kelimeler: ilkel memeliler, ilkel toplum


İKRAR (Kelime Kökeni: Arapça iḳrār)


[isim] [eskimiş]
  • Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ikrar etmek
  • ikrar vermek


KİLER (Kelime Kökeni: Farsça kilār)


[isim]
  • Evlerde yiyecek, içecek ve erzakın saklandığı oda, ambar veya dolap

    Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu. - Ömer Seyfettin


KARAR (Kelime Kökeni: Arapça ḳarār)


[isim]
  • Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı

    Bu kararı söyleyen sesin tesiri gözlerimizi yaşla doldurdu. - Hamdullah Suphi Tanrıöver

[hukuk]
  • Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm

    Yargıç kararı.

[müzik]
  • Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • karara bağlamak
  • karara kalmak
  • karar almak
  • karar altına almak
  • karara varmak
  • karar bulmak
  • kararında bırakmak
  • karar kılmak
  • karar vermek

Birleşik Kelimeler: kararname, bir karar, kavlükarar, nihai karar, orta karar, tashihikarar, ara kararı, arama kararı, gıyap kararı, görevsizlik kararı, göz kararı, hakem kararı, mahkeme kararı, takipsizlik kararı


KELLE (Kelime Kökeni: Farsça kelle)


[isim]
  • Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı
[teklifsiz konuşmada]
  • Baş, kafa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kelle götürmek
  • kelle koltukta gezmek
  • kelle koparmak
  • kelle koşturmak
  • kelle kulak yerinde
  • kelle sağ olsun da külah bulunur
  • kellesinden olmak
  • kellesini koltuğuna almak
  • kellesini uçurmak
  • kellesini vurdurmak
  • kelleyi koltuğun altına almak
  • kelleyi vermek


KELLİ


[edat] [halk ağzında]
  • `Sonra` edatı gibi, çıkma durumundaki sözlerin ardı sıra geldiğinde birbirine bağladığı iki yargıdan birincisini zorlayıcı bir sebep olarak gösteren bir söz

    Sen meram ettikten kelli, tekeden süt çıkarırım, ağam! diyordu. - Halikarnas Balıkçısı