Üz ile Biten Kelimeler

ÜZ ile biten 129 kelime bulunuyor. Sonu ÜZ olan kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Üz ile başlayan kelimeler. İçinde üz olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

KOLESTEROLSÜZ22

11 Harfli Kelimeler

ÖZGÜRLÜKSÜZ34, HOPARLÖRSÜZ32, GÜMBÜRTÜSÜZ30, TAHAMMÜLSÜZ25, TEBESSÜMSÜZ24, ANTRENÖRSÜZ23, GARNİTÜRSÜZ23, TEREDDÜTSÜZ23

10 Harfli Kelimeler

HOŞGÖRÜSÜZ36, SAĞGÖRÜSÜZ36, GÜPEGÜNDÜZ33, GÖTÜRÜMSÜZ31, BÖLÜNTÜSÜZ28, DÖKÜNTÜSÜZ28, GÜRÜLTÜSÜZ26, TENASÜPSÜZ23, ÜRKÜNTÜSÜZ22, BANDROLSÜZ21, MANİKÜRSÜZ19

9 Harfli Kelimeler

ŞARJÖRSÜZ33, GÖZLÜKSÜZ30, PÜRÇÜKSÜZ26, FORMÜLSÜZ25, DALGÜNDÜZ24, GÜMRÜKSÜZ24, PÜSKÜLSÜZ24, ÜZÜNTÜSÜZ24, KOSTÜMSÜZ20, KÜLTÜRSÜZ19, KÜKÜRTSÜZ19, SANSÜRSÜZ19

8 Harfli Kelimeler

GÖRGÜSÜZ30, ÇÖZÜMSÜZ29, GÖRÜŞSÜZ29, DÜĞÜMSÜZ28, BÜZGÜSÜZ27, DÜĞÜNSÜZ27, DÜZGÜSÜZ27, DÖNÜŞSÜZ27, FİGÜRSÜZ26, GÖNÜLSÜZ26, GÜMÜŞSÜZ26, KÖPÜKSÜZ26, ÖRGÜTSÜZ26, TÖRPÜSÜZ26, GÜDÜMSÜZ25, HÜZÜNSÜZ25, ÖLÇÜTSÜZ25, PÜRÜZSÜZ25, BÜRGÜSÜZ24, BÖLÜTSÜZ24
Tümünü Gör

7 Harfli Kelimeler

ÖRGÜSÜZ25, ÖZÜRSÜZ24, ÖLÇÜSÜZ24, ÜZGÜSÜZ24, ÖDÜNSÜZ23, DÜPEDÜZ22, ÖTÜMSÜZ22, ÖMÜRSÜZ22, ÖLÜMSÜZ22, BÜYÜSÜZ21, ÖRTÜSÜZ21, TECAVÜZ21, ÜZÜMSÜZ21, FAULSÜZ20, ÜRÜNSÜZ17, ÜRKÜSÜZ17, KABADÜZ16, USULSÜZ16, TEMAYÜZ15, ARKEBÜZ14
Tümünü Gör

6 Harfli Kelimeler

ÇÖPSÜZ25, GÖZSÜZ25, DÖŞSÜZ23, SÖZSÜZ22, BÜGDÜZ21, DÖRDÜZ21, GÜÇSÜZ21, YÖNSÜZ20, DÜŞSÜZ19, GÜNDÜZ19, GÜRBÜZ19, YÜZSÜZ19, DÜMDÜZ18, KÜPSÜZ18, KÖKSÜZ18, PÜRMÜZ18, GOLSÜZ17, SÜSSÜZ16, TÜYSÜZ16, ÜTÜSÜZ16
Tümünü Gör

5 Harfli Kelimeler

ÖKSÜZ17, PÜRÜZ16, İÇYÜZ15, HENÜZ14, MEDÜZ13, ÜNSÜZ13

4 Harfli Kelimeler

ÖKÜZ15, ÜÇÜZ14, KLÜZ9

3 Harfli Kelimeler

GÜZ12, CÜZ11, BÜZ10, DÜZ10, YÜZ10

KLÜZ (Kelime Kökeni: Fransızca cluse)

[isim]

[coğrafya]

  • Kanyon

BÜZ (Kelime Kökeni: Fransızca buse)

[isim]

  • Künk

DÜZ

[sıfat]

  • Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan

    Düz tahta.

  • Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil

    Düz çizgi.

  • Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi
  • Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı)
  • Yayvan, altı derin olmayan

    Düz kayık. Düz tabak.

  • Kıvırcık veya dalgalı olmayan (saç)
  • Yalın, sade, süssüz

    Düz bir anlatım.

  • Çizgisiz, desensiz ve tek renkli

    Düz bir kumaş.

[isim]

  • Engebesiz olan yer, düzlük, ova

    Kardaş gitmem Diyarbakır düzüne / Kızlar peri olsa bakmam yüzüne - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • düz duvara tırmanmak
  • düze inmek

Birleşik Kelimeler: düzayak, düz baskı, düz flüt, düz hekim, düz kanatlılar, düz paça, düztaban, düz tümleç, düz ünlü, düzyazı, ters düz, yontuk düz

[isim]

  • Düz rakı

Birleşik Kelimeler: düz rakı

YÜZ

[isim]

  • Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı
  • Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı

[sıfat]

  • On kere on, doksan dokuzdan bir artık
  • Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz

    Hikmet Bey'in kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü. - Sermet Muhtar Alus

Birleşik Kelimeler: yüzbaşı, yüzbeşlik, yüz binlerce, yüz binlik, yüz kere, yüznumara, yüz para, yüzyıl, yüzde yüz

[isim]

  • Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat

    Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yüzey

    Suyun yüzünde.

  • Kesici araçlarda ağız

    Bıçağın keskin yüzü.

  • Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü
  • Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf
  • Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş

    Yorgan yüzü. Kanepenin yüzü.

  • Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret

    Ne yüzle? Yüzü olmamak.

  • Nedeniyle, sebebiyle

    Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Yan, taraf
  • Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri

    Ön yüz. Yan yüz. Arka yüz.

[mecaz]

  • Utanma

    Adamda yüz yok ki!

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüz bulmak
  • yüz bulunca astar istemek
  • yüz çevirmek
  • yüze çıkmak
  • yüze duramamak
  • yüze gelmek
  • yüze gülmek
  • yüz etmek
  • yüze vurmak
  • yüz geri etmek
  • yüz göstermek
  • yüz kızartmak
  • yüz kızdırmak
  • yüz surat davul derisi (veya mahkeme duvarı)
  • yüz sürmek
  • yüz takınmak
  • yüz tutmak
  • yüz tutmak
  • yüzü açılmak
  • yüzü asılmak
  • yüzü düşmek
  • yüzü görmemek
  • yüzü gözü açılmak
  • yüzü gülmek
  • yüzü kâğıt gibi olmak
  • yüzü kalmamak
  • yüzü karışmak (veya allak bullak olmak veya alabora olmak)
  • yüzü kasap süngeriyle silinmiş
  • yüzü kızarmak
  • yüzü kireç gibi olmak (veya ağarmak)
  • yüzü kireç kesilmek
  • yüzünden akmak
  • yüzünden düşen bin parça olmak
  • yüzünden kan damlamak
  • yüzünden okumak
  • yüzüne bağırmak
  • yüzüne bakamaz olmak
  • yüzüne bakılacak gibi olmak
  • yüzüne bakılır olmak
  • yüzüne bakılmaz olmak
  • yüzüne bakmamak
  • yüzüne bakmaya kıyamamak
  • yüzüne bir daha bakmamak
  • yüzüne duramamak
  • yüzüne gözüne bulaştırmak
  • yüzüne gülmek
  • yüzüne hasret kalmak
  • yüzüne kan gelmek
  • yüzüne karşı
  • yüzüne su çarpmak
  • yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır
  • yüzüne vurmak (veya çarpmak)
  • yüzüne yazmak
  • yüzünü ağartmak
  • yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek)
  • yüzünü duvara yapıştırmak
  • yüzünü gören cennetlik
  • yüzünü görmemek
  • yüzünü gözünü açmak
  • yüzünü güldürmek
  • yüzünü kara çıkarmak
  • yüzünü karartmak
  • yüzünü kızartmak
  • yüzünü kızartmak (veya kızdırmak)
  • yüzünün derisi kalın
  • yüzünün derisi yere geçmek
  • yüzünü şeytan görsün
  • yüzünü unutmak
  • yüzünü yere getirmek (veya geçirmek)
  • yüzünüze güller
  • yüzü olmamak
  • yüzü sararmak
  • yüzü seçilmemek
  • yüzü sıcak olmak
  • yüzü soğuk olmak
  • yüzü suyu hürmetine
  • yüzü suyuna
  • yüzü tutmamak
  • yüzü yazılı kalmak
  • yüzü yere gelmek (veya geçmek)
  • yüz verince astar istemek
  • yüz vermemek
  • yüz yapmak
  • yüz yazmak
  • yüz yüzden utanır

Birleşik Kelimeler: yüz akı, yüzbeyüz, yüz görümlüğü, yüz göz, yüz havlusu, yüz kalıbı, yüz kaplama, yüz karası, yüz kızartıcı suç, yüz kiri, yüz ölçümü, yüz sabunu, yüzsuyu, yüzüstü, yüz yazısı, yüz yüze, yüze gülücü, yüze soğurma, yüzü ak, yüzü asık, yüzü kara, yüzükoyun, yüzü pek, yüzü yerde, yüzü yumuşak, arayüz, arka yüz, çatık yüz, dış yüz, eğri yüz, ekşi yüz, güler yüz, içyüz, iç yüz, kara yüz, paralel yüz, ters yüz, o yüzden, şu yüzden, gökyüzü, ters yüzü, yeryüzü, yorgan yüzü, eli yüzü düzgün, eli yüzü temiz

C

[kimya]

  • Karbon elementinin simgesi
  • Romen rakamları dizisinde 100 sayısını gösterir

GÜZ

[isim]

  • Sonbahar

    Mevsim güzdü, bol üzüm ve incir vakti idi. - Osman Cemal Kaygılı

[gök bilimi]

  • 22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim

Birleşik Kelimeler: güz çiğdemi, güz dönemi, güz noktası, ilkgüz

MEDÜZ (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Denizanası

ÜNSÜZ

[sıfat]

  • Ünü olmayan, şöhretsiz

[isim]

[dil bilgisi]

  • Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz, sessiz harf, konson, konsonant

Birleşik Kelimeler: ünsüz benzeşmesi, ünsüz düşmesi, ünsüz göçüşmesi, ünsüz ikizleşmesi, ünsüz tekleşmesi, ünsüz türemesi, ünsüz uyumu, akıcı ünsüz, bağlayıcı ünsüz, ıslıklı ünsüz, ikiz ünsüz, koruyucu ünsüz, ötümlü ünsüz, ötümsüz ünsüz, patlayıcı ünsüz, sedalı ünsüz, sedasız ünsüz, sert ünsüz, sızıcı ünsüz, sürekli ünsüz, süreksiz ünsüz, titreşimli ünsüz, titreşimsiz ünsüz, tonlu ünsüz, tonsuz ünsüz, türeme ünsüz, ağız ünsüzü, art avurt ünsüzü, art damak ünsüzü, avurt ünsüzü, bağlantı ünsüzü, damak ünsüzü, diş eti-damak ünsüzü, diş eti-dudak ünsüzü, diş eti ünsüzü, diş-damak ünsüzü, diş-dudak ünsüzü, diş ünsüzü, dudak ünsüzü, geniz ünsüzü, gırtlak ünsüzü, koruma ünsüzü, küçük dil ünsüzü, ön avurt ünsüzü, ön damak ünsüzü, peltek diş ünsüzü, değişimli ünsüzler

ARKEBÜZ (Kelime Kökeni: Fransızca arquebuse)

[isim]

[eskimiş]

  • XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah

    Fakat bu insanların çoğu, metrislerden açılan bir arkebüz yaylımıyla oracıkta yığılıverdiler. - İhsan Oktay Anar

HENÜZ (Kelime Kökeni: Farsça henūz)

[zarf]

  • Az önce, daha şimdi, yeni

    Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Daha, hâlâ

    Henüz, yüreğimin bir yanı da söylenememiş, dışa atılamamış acılıklarla dolu. - Adalet Ağaoğlu

ÜÇÜZ

[sıfat]

  • Üçü bir arada doğan (çocuk)
  • Üçlü, üç yanlı, üç kollu, üç parçalı

Birleşik Kelimeler: üçüz ünlü

TEMAYÜZ (Kelime Kökeni: Arapça temāyuz)

[isim]

[eskimiş]

  • Başkalarına göre üstün duruma gelme, sivrilme, seçkinleşme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • temayüz etmek

İÇYÜZ

[isim]

[mecaz]

  • Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyet, zamir (II), künh

    Bu işin içyüzünü dostlarımızın bize gösterdikleri telgraf haberlerinden yeter bir vuzuh ile öğrenmekte gecikmemiştik. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

ÖKÜZ

[isim]

  • Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır

    Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • Bön, görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kimse

[argo]

  • Cıvalı zar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • öküze boynuzu yük olmaz (veya ağır gelmez)
  • öküz gibi
  • öküz gibi bakmak
  • öküz öldü, ortaklık bozuldu (veya bitti)
  • öküzün altında buzağı aramak
  • öküzün trene baktığı gibi bakmak

Birleşik Kelimeler: öküz arabası, öküz balığı, öküzburnu, öküz damı, öküzdili, öküzgözü, öküz soğuğu, cennet öküzü, haymana öküzü, Tibet öküzü

KABADÜZ

[isim]

  • Ordu iline bağlı ilçelerden biri