ÖRGÜTLEYİŞ Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÖRGÜTLEYİŞ harflerini içeren 5 harfli 27 kelime bulunuyor. 5 harfli ÖRGÜTLEYİŞ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

GÖRÜŞ20, ÖRGÜT17, ÖRTÜŞ16, ŞÖYLE16, GÖLET15, GÜREŞ14, GELİŞ12, GERİŞ12, TÖREL11, ÜLGER11, YERGİ11, TEŞYİ10, YEŞİL10, GELİR9, RÜYET9, İŞRET8, REŞİT8, ŞİLTE8, ŞERİT8, TİRŞE8, TEŞRİ8, TÜREL7, YERLİ7, LİRET5, LİTRE5, TİRLE5, TERLİ5

LİRET (Kelime Kökeni: Fransızca lirette)

[isim]

[eskimiş]

  • İtalya'nın para birimi

LİTRE (Kelime Kökeni: Yunanca)

[isim]

[matematik]

  • Sıvıları ölçmede kullanılan, bir desimetreküp hacminde ölçü birimi

[sıfat]

  • Bu birimde bir kabın alabileceği miktarda olan

    Şimdi yedek iki litre kan var elimizde. - Necati Cumalı

Birleşik Kelimeler: dekalitre, desilitre, hektolitre, mililitre, santilitre

TİRLE (Kelime Kökeni: Fransızca tire-lait)

[isim]

  • Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç

TERLİ

[sıfat]

  • Terlemiş olan

    O günkü gibi terli değil, ateşli değil. - Tarık Buğra

TÜREL

[sıfat]

  • Adalet ile ilgili olan

YERLİ

[sıfat]

  • Taşınamayan, başka yere götürülemeyen

    Yerli dolap. Yerli sedir.

  • Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan

    Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

  • Belli bir bölgede yetişen, otokton

    Yerli muz. Yerli meyve.

  • Bir yerin ilk sakini olan, otokton
  • Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan

    Daha önceki gidişinde kendini yerli halka sevdirmişti. - Eflâtun Cem Güney

  • Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad

Birleşik Kelimeler: yerli dolap, yerli malı, yerli yerinde, yerli yerine, yerli yersiz, baba yerli

İŞRET (Kelime Kökeni: Arapça ʿişret)

[isim]

[eskimiş]

  • İçki içme

    İşret meclisi.

REŞİT (Kelime Kökeni: Arapça reşīd)

[sıfat]

[eskimiş]

[hukuk]

  • Ergin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • reşit olmak

ŞİLTE

[isim]

  • Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek

    Üçümüz birden sürükleyerek şilteyi de dışarı çıkardık. - Ayla Kutlu

ŞERİT (Kelime Kökeni: Arapça şerīṭ)

[isim]

  • Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası

    Güzel bir şeritle künyemi göğsüme bağladım ve gittim. - Falih Rıfkı Atay

  • Dar, uzun kıyı parçası

    Deniz şeridi. Kara şeridi.

  • Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası
  • Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri

    Sol şerit geçişe ayrılmıştır.

[hayvan bilimi]

  • Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • şerit değiştirmek

Birleşik Kelimeler: şerit balığı, şerit ihlali, şerit makarna, şerit metre, şerit perde, manyetik şerit, sağ şerit, sol şerit, daktilo şeridi, emniyet şeridi, güvenlik şeridi, sahil şeridi, sığır şeridi, suşeridi, tırmanma şeridi, trafik şeridi

TİRŞE (Kelime Kökeni: Farsça terāşe)

[isim]

  • Yeşil ile mavi arası renk

[sıfat]

  • Bu renkte olan

    Rıhtım kenarlarında en taze yosunların tirşe çizgisi var. - Ruşen Eşref Ünaydın

  • Parşömen

Birleşik Kelimeler: tirşe gözlü

TEŞRİ (Kelime Kökeni: Arapça teşrīʿ)

[isim]

[eskimiş]

  • Yasama

Birleşik Kelimeler: teşri kuvveti

GELİR

[isim]

  • Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat

    Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı. - Mahmut Yesari

  • Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat

Birleşik Kelimeler: gelir dağılımı, gelir düzeyi, gelir kaynağı, gelir ortaklığı, gelir vergisi, millî gelir, ulusal gelir, dar gelirli

RÜYET (Kelime Kökeni: Arapça ruʾyet)

[isim]

[eskimiş]

  • Görme

TEŞYİ (Kelime Kökeni: Arapça teşyīʿ)

[isim]

[eskimiş]

  • Uğurlama

Ata Sözleri ve Deyimler

  • teşyi etmek