Ör ile Başlayan 5 Harfli Kelimeler

ÖR harfleri ile başlayan 5 harfli 13 kelime bulunuyor. Başında ÖR olan 5 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "ör ile biten 5 harfli kelimeler. İçinde Ör olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÖRÜCÜ18, ÖRGÜT17, ÖRGÜN17, ÖRTÜŞ16, ÖRÜLÜ15, ÖRGEN15, ÖRCİN14, ÖRTÜK13, ÖRDEK13, ÖRMEK12, ÖRTME12, ÖRNEK11, ÖREKE11

ÖRNEK

[isim]

  • Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model

    Mehmet Akif'in yetişmesi, gençlere bir örnek olarak anlatılmaya layıktır. - İbrahim Alâeddin Gövsa

  • İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune

    Vali, burada yapılmış olan peynirlerden bir örnek görmek istedi. - Memduh Şevket Esendal

  • Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil

    Bu yapının bir örneği daha yoktur.

  • Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış, misal
  • Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma

    Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir. - Nazım Hikmet

[sıfat]

  • En iyi biçimde olan

    İşte örnek bir kadın! Her şeyi biliyor ama horozlanmıyor!.. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • örneğini almak
  • örneğini çıkarmak
  • örnek almak
  • örnek olmak
  • örnek oluşturmak
  • örnek vermek

Birleşik Kelimeler: bir örnek, ilk örnek, kök örnek, tek örnek, şal örneği

ÖREKE (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek

ÖRMEK

[-i]

  • İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak

    Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o! - Sait Faik Abasıyanık

  • Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak

    Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm. - Burhan Felek

  • Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak

    Kız saçlarını örmüş.

  • Duvar yapmak veya onarmak

    Bu duvarı iki günde ördüler.

  • Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak

    Bu yeni zevke göre şiir ve nesir örenler yok. - Yahya Kemal Beyatlı

[mecaz]

  • Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak

    Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz. - Abdülhak Şinasi Hisar

ÖRTME

[isim]

  • Örtmek işi

[halk ağzında]

  • Başörtüsü

    Kızlığında, başlarına soluk örtmelerini alır, yünlerini sırtlar, ırmak boyuna yün boyamaya giderdi. - Nezihe Meriç

[halk ağzında]

  • Üstü kapalı, önü açık yer

    Damın örtmesinin altında hasta koyunlara bakıyordu bir adamla beraber. - Yaşar Kemal

ÖRTÜK

[sıfat]

  • Örtülü, kapalı

    İsyankâr sitemlerle dolu, örtük çığlıklar olarak değerlendirilen şiirler yazdığı söyleniyordu. - Reha Mağden

ÖRDEK

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas)

    Üç ördek onları görünce paytak paytak kaçıştılar. - Haldun Taner

  • Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak

[argo]

  • Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz

    Aybaşında maaşını tirink aldığından başka, gidip gelirken yolda ördek de düşüyordu. - Orhan Kemal

[argo]

  • Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi

Birleşik Kelimeler: ördek balığı, ördekbaşı, ördekgagası, ördek yürüyüşü, bozördek, deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği

ÖRCİN

[isim]

[eskimiş]

  • İp merdiven

ÖRÜLÜ

[sıfat]

  • Örülmüş olan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • örülü olmak

ÖRGEN

[isim]

  • Organ, uzuv

ÖRTÜŞ

[isim]

  • Örtme işi

ÖRGÜT

[isim]

  • Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat

    Örgütteki dosyası da çoktan dürülmüştü. - Tarık Buğra

  • Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • örgüt kurmak

Birleşik Kelimeler: örgüt kültürü, adalet örgütü, sivil toplum örgütü

ÖRGÜN

[sıfat]

  • Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan

Birleşik Kelimeler: örgün eğitim

ÖRÜCÜ

[isim]

  • Örme işi yapan kimse
  • Kumaş ve örgülerdeki yırtıkları, delikleri onaran kimse veya bu işlerin yapıldığı yer
  • Duvar yapan veya onaran kimse, yapı ustası