ÖLÇTÜRMEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÖLÇTÜRMEK harflerini içeren 5 harfli 31 kelime bulunuyor. 5 harfli ÖLÇTÜRMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÇÖKÜM17, ÖLÇÜM17, ÇÖRKÜ16, ÇÖRTÜ16, ÖLÇÜT16, ÇÖKME15, KÖMEÇ15, ÖLÇME15, ÇÖREK14, ÇÖKEL14, KÖMÜR14, ÖLÇEK14, ÖLÇER14, TÜMÖR14, KÜTÖR13, ÖRTÜK13, ÖRMEK12, ÖRTME12, ÖTMEK12, ÖLMEK12, TÖREL11, ÇEKÜL10, KÜLÇE10, ÜÇLER10, TÜMEL8, ÜTMEK8, ÜRKME8, KÜTLE7, KÜLTE7, TÜREL7, ÜLKER7

KÜTLE (Kelime Kökeni: Arapça kutle)

[isim]

  • Katı maddelerin büyük parçası
  • Kitle

[fizik]

  • Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği

Birleşik Kelimeler: organik kütle

KÜLTE

[isim]

  • Külçe

[jeoloji]

  • Kayaç

[halk ağzında]

  • Demet, bağlam

Birleşik Kelimeler: kırıntı külte, püskürük külte

TÜREL

[sıfat]

  • Adalet ile ilgili olan

ÜLKER

[isim]

[gök bilimi]

  • Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi, Yedikızkardeş, Süreyya, Pervin

TÜMEL

[sıfat]

[felsefe]

[mantık]

  • Belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan, külli
  • Bütün kapsamıyla alınmış olan (önerme), külli, tikel karşıtı

Birleşik Kelimeler: tümel kavram, tümel önerme

ÜTMEK

[-i]

[halk ağzında]

  • Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek
  • Taze buğday veya mısırı ateşe tutup pişirmek

[-i]

[halk ağzında]

  • Oyunda yenerek bir şey kazanmak, utmak

ÜRKME

[isim]

  • Ürkmek işi, tevahhuş

ÇEKÜL

[isim]

[fizik]

  • Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul

KÜLÇE (Kelime Kökeni: Farsça kulīçe)

[isim]

[madencilik]

  • Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım, külte

    Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir. - Mehmet Kaplan

[sıfat]

  • Eritilerek kalıba dökülmüş olan

    Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez. - Falih Rıfkı Atay

  • Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme

    Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • külçe gibi oturmak
  • külçe kesilmek

ÜÇLER

[isim]

  • Halkın inançlarına göre üç kişilik ermişler topluluğu

Birleşik Kelimeler: üçler yediler kırklar

TÖREL

[sıfat]

  • Töreye uygun olan

    Eski Boğaziçi'nde törel bir yaşama belirmiş, sürmüş, artık sona ermiş. - Selim İleri

  • Töre ile ilgili

ÖRMEK

[-i]

  • İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak

    Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o! - Sait Faik Abasıyanık

  • Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak

    Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm. - Burhan Felek

  • Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak

    Kız saçlarını örmüş.

  • Duvar yapmak veya onarmak

    Bu duvarı iki günde ördüler.

  • Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak

    Bu yeni zevke göre şiir ve nesir örenler yok. - Yahya Kemal Beyatlı

[mecaz]

  • Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak

    Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz. - Abdülhak Şinasi Hisar

ÖRTME

[isim]

  • Örtmek işi

[halk ağzında]

  • Başörtüsü

    Kızlığında, başlarına soluk örtmelerini alır, yünlerini sırtlar, ırmak boyuna yün boyamaya giderdi. - Nezihe Meriç

[halk ağzında]

  • Üstü kapalı, önü açık yer

    Damın örtmesinin altında hasta koyunlara bakıyordu bir adamla beraber. - Yaşar Kemal

ÖTMEK

[nesnesiz]

  • Kuş veya böcekler, değişik tonda ses çıkarmak

    Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı - Âşık Veysel

  • Herhangi bir nesne, sürekli ses çıkarmak
  • Üflemeli çalgıların sesi çıkmak

    Bu flüt ötmüyor.

[argo]

  • Anlamsız, boş konuşmak

    Onlar saçma sapan ötüp dururken ben içimden şöyle düşünüyordum. - Refik Halit Karay

[argo]

  • (Sarhoş) kusmak

[argo]

  • Gizli bir şeyi söylemek

ÖLMEK

[nesnesiz]

  • Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek

    Şerefli insanlar olarak yaşayacak, şerefli insanlar olarak öleceğiz. - Esat Mahmut Karakurt

  • Bitki, solmak

    Bu çiçekler dayanmaz, çabuk ölür.

[mecaz]

  • Bazı sebeplerle çok sıkıntı veya acı çekmek

[mecaz]

  • Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak

    Bu usul öldü artık.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kalmak
  • ölenle ölünmez
  • ölme eşeğim ölme (yaza yonca bitecek)
  • ölmek var, dönmek yok!
  • ölmüş de ağlayanı yok
  • ölüp ölüp dirilmek
  • ölür müsün, öldürür müsün?

Birleşik Kelimeler: öle dirile