ÇIRPINIVERMEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÇIRPINIVERMEK harflerini içeren 5 harfli 30 kelime bulunuyor. 5 harfli ÇIRPINIVERMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÇIPIR14, ÇIRPI14, ÇEVRE14, ÇEPER12, KEPÇE12, PEKÇE12, PENÇE12, VERME12, VEREM12, EVREN11, KEVEN11, ÇIKIN10, IRKÇI10, KEPME10, ÇEMEN9, ÇEKEM9, ÇEKME9, NEMÇE9, PEREN9, ÇENEK8, ÇEKER8, ERKEÇ8, KIRIM8, ERMEK6, KEREM6, KEMER6, KEMRE6, MEREK6, ERKEN5, NEKRE5

ERKEN

[zarf]

  • Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı

    Sakın geç kalma, erken gel. - Ahmet Rasim

  • Sabahın ilk saatlerinde

    Ertesi gün iki kardeş erken çıkmışlardı yola. - Ayşe Kulin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır
  • erken kalktım işime, şeker kattım aşıma

Birleşik Kelimeler: erken bahar, erken boşalma, erken bunama, erkendoğan, erken tanı, erken uyarı

NEKRE (Kelime Kökeni: Arapça nekre)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen, güldürücü hikâye anlatan (kimse), nükteci

    Nekre ve zarif, iyi bir hatipti. - Falih Rıfkı Atay

ERMEK

[-e]

  • Erişmek

    Nereden geldiğini anlamadığı bir ataklığa ermişti. - Necati Cumalı

  • Kavuşmak
  • Yetişip dokunmak

    Eli tavana ermek.

[nesnesiz]

  • İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek

[nesnesiz]

  • Ürün olgunlaşmak

    Arpalar erdi de gelin, girdik yolmaya - Halk türküsü

[nesnesiz]

[din bilgisi]

  • Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • erdiğine erer, ermediğine taş atar

Birleşik Kelimeler: aşermek

KEREM (Kelime Kökeni: Arapça kerem)

[isim]

[eskimiş]

  • Soyluluk, ululuk, büyüklük, asalet
  • Bağış olarak verme, iyilik, cömertlik, eli açıklık, lütuf

    Bir başka kerem beklemez artık gelecekten. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kerem buyurun (veya eyleyin)
  • kerem etmek

Birleşik Kelimeler: kerem sahibi

KEMER (Kelime Kökeni: Farsça kemer)

[isim]

  • Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı

    Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı. - Peyami Safa

  • Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü
  • Emniyet kemeri

[sıfat]

  • Tümsekli

    Kemer burun.

[anatomi]

  • Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı

    Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri.

[jeoloji]

  • Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı

[mimarlık]

  • İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı

    Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı. - Oğuz Atay

[eskimiş]

  • Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kemer (veya kemerini) sıkmak
  • kemeri dolu olmak

Birleşik Kelimeler: kemer bağlama, kemer gözü, kemer patlıcanı, bel kemeri, emniyet kemeri, su kemeri

[isim]

  • Antalya iline bağlı ilçelerden biri
  • Burdur iline bağlı ilçelerden biri

KEMRE

[isim]

[halk ağzında]

  • Gübre, tezek
  • Deride kalınlaşmış kir tabakası
  • Başta olan kepek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kemre bağlamak

MEREK

[isim]

[halk ağzında]

  • Samanlık, odunluk, hayvan yemi deposu veya ahır

ÇENEK

[isim]

[bitki bilimi]

  • Tohumda embriyoyu kaplayan etli bölüm

    Bakla, fasulye gibi bitkilerin tohumlarında ikişer çenek bulunur.

[hayvan bilimi]

  • Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri

[hayvan bilimi]

  • Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ

ÇEKER

[isim]

  • Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı

ERKEÇ

[isim]

  • İğdiş edilmiş, üç yaşından büyük erkek keçi

Birleşik Kelimeler: erkeçsakalı

KIRIM

[isim]

[toplum bilimi]

  • Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi, katliam

    İçtenlik insanları kırımlara, cinayetlere, haksızlıklara sürüklemiş. - Salâh Birsel

  • Hayvanların hastalık, soğuk gibi sebeplerle ölmesi

Birleşik Kelimeler: et kırımı, soykırım

ÇEMEN

[isim]

[bitki bilimi]

  • Maydanozgillerden, kimyon türü bir bitki (Cuminum cyminum)

[bitki bilimi]

  • Bu bitkinin kokulu tohumu
  • Bu tohumu un durumuna getirip sarımsak, kırmızıbiberle karıştırarak yapılan, genellikle pastırma üzerine sürülen macun

ÇEKEM

[isim]

[halk ağzında]

  • Yeşil yapraklı, dikensi, ateşe atıldığında çatırdayarak yanan bir bitki

ÇEKME

[isim]

  • Çekmek işi

    Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı. - Cahit Uçuk

  • Çekmece

    Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü. - Haldun Taner

  • Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak
  • Parmak veya mızrapla çalınan çalgı
  • Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi
  • İş yaparken giyilen bir şalvar türü

[sıfat]

  • Çekilerek giyilen veya kullanılan

    Erkekleri, yandan lastikli çekme potinden başkasını bilmiyorlardı. - Refik Halit Karay

[sıfat]

  • Düzgün biçimli

    Çekme burun.

[spor]

  • Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması

Birleşik Kelimeler: çekme demir, çekme halatı, çekme kapı, çekme kat, ad çekme, halat çekme, kemane çekme, sıcak çekme

NEMÇE (Kelime Kökeni: Sırpça)

[isim]

[tarih]

  • Avusturya'ya ve halkına verilen ad, Nemse