ÇÖZÜNDÜRMEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜNDÜRMEK harflerini içeren 5 harfli 51 kelime bulunuyor. 5 harfli ÇÖZÜNDÜRMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÇÖZÜM20, ÇÖZÜK19, ÇÖMEZ18, ÇÖZME18, ÖDÜNÇ18, ÇÖKÜM17, ÖZENÇ17, ÇÖRKÜ16, DÖNÜM16, DÖNEÇ16, DÖKÜM16, ÖZDEK16, ÖZDEN16, ÇÖKME15, DÖNÜK15, DÜZEÇ15, KÖMEÇ15, ÜZÜNÇ15, ÇÖREK14, DÖNME14, DÖNEM14, DÖKME14, DÜRZÜ14, KÖMÜR14, ÖZERK14, DÖNER13, DÖNEK13, DÜZME13, DÜZEM13, MEDÜZ13, ÖNDER13, ÖRDEK13, ÇÜKÜR12, ÇÜNKÜ12, ÇÜRÜK12, DÜRÜM12, DÜZEN12, MÜDÜR12, ÖRMEK12, DÜNÜR11, DÜNKÜ11, MEZÜR11, ÖRNEK11, ÜZMEK11, ZÜMRE11, DÜRME10, DÜMEN10, ÜRÜME10, KÜNDE9, RÜKÜN9, ÜRKME8

ÜRKME

[isim]

  • Ürkmek işi, tevahhuş

KÜNDE (Kelime Kökeni: Farsça kunde)

[isim]

[spor]

  • Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi

[mecaz]

  • Düzen, tuzak, oyun, hile

[eskimiş]

  • Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kündeden atmak
  • kündeye almak (veya getirmek)
  • kündeye gelmek
  • kündeye getirilmek

Birleşik Kelimeler: bel kündesi, oturak kündesi

RÜKÜN (Kelime Kökeni: Arapça rukn)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü
  • Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri

DÜRME

[isim]

  • Dürmek işi
  • Gözleme (II)

[halk ağzında]

  • Lahana

DÜMEN (Kelime Kökeni: İtalyanca timon)

[isim]

  • Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça

[mecaz]

  • Yönetim, idare

[argo]

  • Dalavere, hile

    Hani öldürseler yaşayamazdı bensiz? Yalan mıydı? Dümen miydi? - Orhan Kemal

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dümen çevirmek
  • dümeni elinde tutmak
  • dümeni kırmak
  • dümenine bakmak
  • dümenini bozmak
  • dümenini elinde tutmak
  • dümen kırmak
  • dümen kullanmak
  • dümen tutmak
  • dümen yapmak

Birleşik Kelimeler: dümen bedeni, dümen boğazı, dümenevi, dümen neferi, dümen suyu, dümen yelpazesi, dümeni eğri, serdümen, baş dümeni

ÜRÜME

[isim]

  • Ürümek işi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir

DÜNÜR

[isim]

[halk ağzında]

  • Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dünür düşmek
  • dünür gezmek
  • dünür gitmek

DÜNKÜ

[sıfat]

  • Bugünden bir önceki günle ilgili

    Dünkü gün. Dünkü yağmur.

  • Yakın geçmişteki

    Dünkü kaplan, bir külkedisi yumuşaklığı ile göğsüme yaslandı. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Acemi, yeni, toy

    Daha dünkü damatla böyle çabucak yüz göz olup rezaleti ayyuka çıkarmak olur mu hiç? - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Birleşik Kelimeler: dünkü çocuk

MEZÜR (Kelime Kökeni: Fransızca mesure)

[isim]

  • Mezura
  • Ölçü

    Kunduraları galiba ayağını sıktığı için mezürü bozuyor, aktrisi kızdırıyordu. - Reşat Nuri Güntekin

ÖRNEK

[isim]

  • Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model

    Mehmet Akif'in yetişmesi, gençlere bir örnek olarak anlatılmaya layıktır. - İbrahim Alâeddin Gövsa

  • İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune

    Vali, burada yapılmış olan peynirlerden bir örnek görmek istedi. - Memduh Şevket Esendal

  • Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil

    Bu yapının bir örneği daha yoktur.

  • Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış, misal
  • Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma

    Onların özü sözü birdir. Hayatları bizim için örnektir. - Nazım Hikmet

[sıfat]

  • En iyi biçimde olan

    İşte örnek bir kadın! Her şeyi biliyor ama horozlanmıyor!.. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • örneğini almak
  • örneğini çıkarmak
  • örnek almak
  • örnek olmak
  • örnek oluşturmak
  • örnek vermek

Birleşik Kelimeler: bir örnek, ilk örnek, kök örnek, tek örnek, şal örneği

ÜZMEK

[-i]

  • Üzüntü vermek

    Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak

    Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu. - Halikarnas Balıkçısı

ZÜMRE (Kelime Kökeni: Arapça zumre)

[isim]

  • Topluluk, takım, grup, camia

    O, yine de sevenler zümresine olan bağını muhafaza eder. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Tür, cins

Birleşik Kelimeler: zümre edebiyatı, zümre toplantısı

ÇÜKÜR

[isim]

[halk ağzında]

  • Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç

ÇÜNKÜ (Kelime Kökeni: Farsça çūn + ki)

[bağlaç]

  • Şundan dolayı, şu sebeple, zira

    Ben şimdi sizin fikrinizi tenkit etmeyeceğim çünkü faydasızdır. - Ömer Seyfettin

ÇÜRÜK

[sıfat]

  • Çürümüş olan

    Yabancı, kirli, çürük dişlerini göstererek gülümsüyordu. - Ömer Seyfettin

  • Sağlam ve dayanıklı olmayan

    Çürükleri barındırmaz yaylaların yaylası. - Haldun Taner

[isim]

  • Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke

    Hemen her gece sille tokat adamakıllı dayak yiyor, her yanı çürük içinde. - Attila İlhan

[mecaz]

  • İş göremez, hastalıklı

[mecaz]

  • Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan

    Çürük dava. Çürük iddia.

[mecaz]

  • Sakat

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çürüğe çıkarmak
  • çürük (veya çürüğe) çıkmak
  • çürük tahta çivi (veya mıh) tutmaz
  • çürük tahtaya basmak

Birleşik Kelimeler: çürük boya, çürük çarık, çürük elma, çürük gaz, çürük iş, çürük para, çürük raporu, çürük sakız, ipi çürük, kırmızı çürük, vişneçürüğü