ÇÖZÜNDÜRMEK Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜNDÜRMEK harflerini içeren 4 harfli 42 kelime bulunuyor. 4 harfli ÇÖZÜNDÜRMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÖZÜR15, ÖKÜZ15, ÖDÜN14, ÜÇÜZ14, MÖNÜ13, ÖRÜM13, ÖZEK13, ÖZEN13, ÖZNE13, ÖDEM13, ÖKÇE13, ÖMÜR13, ÖRÜK12, ÜZÜM12, DÜZE11, ÖRME11, ÖNEM11, DÜRÜ10, KÖRE10, MÜZE10, ÖREN10, ÖREK10, ÜZME10, DREÇ9, DERZ9, DERÇ9, ÜMÜK9, ÜÇER9, ÜZRE9, ÜRÜN8, ÜRKÜ8, ÇENK7, KÜME7, MENÜ7, ÜREM7, ZERK7, DREN6, DERK6, DENK6, KÜRE6, KREM5, RENK4

RENK (Kelime Kökeni: Farsça reng)

[isim]

  • Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum

    Birisi sütsüz çikolata renginde, uzun boylu, geniş omuzlu Amerikan boksörlerine benziyordu. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Nitelik

    İşin rengi değişti.

[mecaz]

  • Çeşitlilik

Ata Sözleri ve Deyimler

  • rengi atmak (veya kaçmak veya uçmak)
  • rengini belli etmek
  • rengi solmak
  • renk almak
  • renk gelmek
  • renk katmak
  • renkten renge girmek
  • renk vermek
  • renk vermemek

Birleşik Kelimeler: renk bilimi, renk cümbüşü, renkgideren, renk körü, renkölçer, renk ölçme, renk yuvarı, basit renk, metalik renk, ölü renk, pastel renk, rengârenk, sağır renk, şekerrenk, açık kahverengi, alev rengi, altın rengi, bakır rengi, bal rengi, barut rengi, buğday rengi, çivit rengi, demir rengi, duman rengi, erguvan rengi, fes rengi, fildişi rengi, gurup rengi, fındık rengi, fıstık rengi, filiz rengi, gül rengi, gümüş rengi, hardal rengi, kahverengi, kemik rengi, kestane rengi, kimyon rengi, kiremit rengi, koyu kahverengi, kurşun rengi, kül rengi, leylak rengi, lila rengi, limon rengi, menekşe rengi, nohut rengi, pas rengi, portakal rengi, saman rengi, sincap rengi, saz rengi, şarap rengi, tahin rengi, tarçın rengi, ten rengi, toprak rengi, tütün rengi, zeytin rengi, sıcak renkler, soğuk renkler

KREM (Kelime Kökeni: Fransızca crème)

[isim]

  • Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde

[sıfat]

  • Bu kıvamda hazırlanmış olan

    Krem deterjan.

  • Açık saman rengi, krem rengi

[sıfat]

  • Bu renkte olan

    Vücutlarının yumuşaklığını gösteren açık renk, krem veya beyaz elbiseler içinde... - Abdülhak Şinasi Hisar

Birleşik Kelimeler: nemlendirici krem, patakrem, toparlayıcı krem, göz altı kremi, güneş kremi, saç kremi, tıraş kremi

DREN (Kelime Kökeni: Fransızca drain)

[isim]

  • Ark

[tıp]

  • Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp, akıtaç

DERK (Kelime Kökeni: Arapça derk)

[isim]

[eskimiş]

  • Anlama, kavrama

Ata Sözleri ve Deyimler

  • derk etmek

DENK

[isim]

  • Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri

    Yükün bir dengi fasulye, bir dengi nohut.

  • Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya

    Denklerin üstünde zayıf bir delikanlı hazin bir ayrılık türküsü çağırıyor. - Yusuf Ziya Ortaç

[fizik]

  • Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler

Ata Sözleri ve Deyimler

  • denk yapmak

[sıfat]

  • Ağırlık bakımından eşit olan

[isim]

[eskimiş]

  • 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi

[mecaz]

  • Uygun, nitelik yönünden eşit

    Çok aradım bulamadım dengimi / Elvan çiçeklerden aldım rengimi - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dengi dengine
  • dengine getirmek
  • dengiyle karşılamak
  • denk düşmek
  • denk gelmek
  • denk getirmek

Birleşik Kelimeler: denk küme, kafa dengi

KÜRE (Kelime Kökeni: Arapça kure)

[isim]

[matematik]

  • Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim
  • Yeryüzü, dünya

    Ben de yıldızlar gibi, küre gibi, ben de yalnız ve herkese uzaktım. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: küre kuşağı, ağır küre, ateş küre, düzlem küre, güney küre, hava küre, ışık küre, kuzey küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre, yerküre, gök küresi

[isim]

[madencilik]

  • Madenci ocağı, maden fırını

[isim]

  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri

ÇENK (Kelime Kökeni: Farsça çeng)

[isim]

[müzik]

  • Arpı andıran, telli bir çalgı

KÜME

[isim]

  • Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup

    Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler. - Nabizade Nâzım

  • Tümsek biçimindeki yığın
  • Tomar

[eğitim bilimi]

  • Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek

[spor]

  • Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup

[spor]

  • Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kümeden düşmek
  • kümeye çıkmak

Birleşik Kelimeler: küme bulut, küme çalışması, bir küme, boş küme, çift küme, denk küme, toplumsal küme, üst küme, ayrık kümeler, öncüller kümesi, yıldız kümesi

MENÜ (Kelime Kökeni: Fransızca menu)

[isim]

  • Yemek listesi
  • Sofraya çıkarılacak yemeklerin hepsi

[bilişim]

  • Komut veya seçenek listesi

Birleşik Kelimeler: ana menü, fiks menü

ÜREM

[isim]

[ekonomi]

  • Faiz, getiri

ZERK (Kelime Kökeni: Arapça zerḳ)

[isim]

[eskimiş]

  • İç itim

Ata Sözleri ve Deyimler

  • zerk etmek

ÜRÜN

[isim]

  • Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul
  • Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey

[mecaz]

  • Eser

    Cumhuriyet dönemi ressamlarının ürünleri sergilendi.

[mecaz]

  • Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey

Birleşik Kelimeler: ürün yelpazesi, organik ürün, yan ürün, su ürünleri, tekel ürünleri

ÜRKÜ

[isim]

  • Topluluğu saran ortak korku, panik

DREÇ (Kelime Kökeni: İngilizce dredge)

[isim]

  • Ağlı kepçe, tarama ağı

DERZ (Kelime Kökeni: Arapça derz)

[isim]

[mimarlık]

  • Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı