ÇÖZÜNDÜRME Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜNDÜRME harflerini içeren 5 harfli 27 kelime bulunuyor. 5 harfli ÇÖZÜNDÜRME kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Çözündürme ile başlayan 5 harfli kelimeler. İçinde Çözündürme olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÇÖZÜM20, ÇÖMEZ18, ÇÖZME18, ÖDÜNÇ18, ÖZENÇ17, DÖNÜM16, DÖNEÇ16, ÖZDEN16, DÜZEÇ15, ÜZÜNÇ15, DÖNME14, DÖNEM14, DÜRZÜ14, DÖNER13, DÜZME13, DÜZEM13, MEDÜZ13, ÖNDER13, DÜRÜM12, DÜZEN12, MÜDÜR12, DÜNÜR11, MEZÜR11, ZÜMRE11, DÜRME10, DÜMEN10, ÜRÜME10

DÜRME

[isim]

  • Dürmek işi
  • Gözleme (II)

[halk ağzında]

  • Lahana

DÜMEN (Kelime Kökeni: İtalyanca timon)

[isim]

  • Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça

[mecaz]

  • Yönetim, idare

[argo]

  • Dalavere, hile

    Hani öldürseler yaşayamazdı bensiz? Yalan mıydı? Dümen miydi? - Orhan Kemal

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dümen çevirmek
  • dümeni elinde tutmak
  • dümeni kırmak
  • dümenine bakmak
  • dümenini bozmak
  • dümenini elinde tutmak
  • dümen kırmak
  • dümen kullanmak
  • dümen tutmak
  • dümen yapmak

Birleşik Kelimeler: dümen bedeni, dümen boğazı, dümenevi, dümen neferi, dümen suyu, dümen yelpazesi, dümeni eğri, serdümen, baş dümeni

ÜRÜME

[isim]

  • Ürümek işi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir

DÜNÜR

[isim]

[halk ağzında]

  • Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dünür düşmek
  • dünür gezmek
  • dünür gitmek

MEZÜR (Kelime Kökeni: Fransızca mesure)

[isim]

  • Mezura
  • Ölçü

    Kunduraları galiba ayağını sıktığı için mezürü bozuyor, aktrisi kızdırıyordu. - Reşat Nuri Güntekin

ZÜMRE (Kelime Kökeni: Arapça zumre)

[isim]

  • Topluluk, takım, grup, camia

    O, yine de sevenler zümresine olan bağını muhafaza eder. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Tür, cins

Birleşik Kelimeler: zümre edebiyatı, zümre toplantısı

DÜRÜM

[isim]

  • Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma

[halk ağzında]

  • İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide

Birleşik Kelimeler: dürüm dürüm, dürüm ekmeği

DÜZEN

[isim]

  • Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem

    Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler. - Fikret Otyam

  • Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept
  • Yerleştirme, tertip

    Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır. - Reşat Nuri Güntekin

  • Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim

[mecaz]

  • Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo

[mecaz]

  • Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo

[mecaz]

  • Dolap, hile

    Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak. - Ercüment Ekrem Talu

[müzik]

  • Müzik aletlerinde ses ayarı, akort

[toplum bilimi]

  • Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri

    Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var. - Nezihe Meriç

[halk ağzında]

  • Alet edevat takımı

[halk ağzında]

  • Bez dokuma tezgâhı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • düzen kurmak
  • düzen vermek (veya düzene koymak veya düzene sokmak)

Birleşik Kelimeler: düzen açıklaması, düzen bağı, düzen teker, bozuk düzen, çekidüzen, kaba düzen, kara düzen, kurulu düzen, öncel düzen, sıkı düzen, sosyal düzen, yanaşık düzen, kamu düzeni, kölelik düzeni, savaş düzeni, toplumsal düzen, tören düzeni, yağış düzeni

MÜDÜR (Kelime Kökeni: Arapça mudīr)

[isim]

  • İdare eden, yöneten

    Yazı işleri müdürleri böyle öyküler istiyorlar. - Necati Cumalı

  • Başöğretmen

    Bir süre sonra müdürle iki öğretmenin ayrı ayrı yerlere sürüldüklerini öğrendim. - Erhan Bener

  • Yönetmen

Birleşik Kelimeler: müdür muavini, müdür yardımcısı, başmüdür, genel müdür, umum müdür, eczacı mesul müdürü, gemi müdürü, nahiye müdürü, telaşe müdürü

DÖNER

[sıfat]

  • Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen

    Döner dolap

[isim]

  • Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap, döner kebap

    Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu. - Çetin Altan

Birleşik Kelimeler: döner ayna, döner kapı, döner kavşak, döner kebap, döner kule, döner sahne, döner sermaye, yaprak döner

DÜZME

[isim]

  • Düzmek işi

    Kâğıt düzmesini, istediği zarı atmasını ona kim öğretti? - Tarık Dursun K.

[sıfat]

  • Uydurma

    Düzme senet. Düzme belge.

DÜZEM

[isim]

[kimya]

  • Dozaj
  • Düzey

    Bu filmleri, Türk sinemasına insancıl ve belli bir düzemde yeraltı gerçekliği getiren yapıtlardır. - Selim İleri

MEDÜZ (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Denizanası

ÖNDER

[isim]

  • Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar

DÖNME

[isim]

  • Dönmek işi

    Dönmeyi kararlaştırmış da olsa bir aksilik, mutlaka bir aksilik, benim saadetime engel olacaktı. - Tarık Buğra

  • Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse

[matematik]

  • Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi

[sıfat]

[din bilgisi]

  • Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi

Birleşik Kelimeler: dönme dolap, dönme ekseni, köşe dönmeci, baş dönmesi, kıl dönmesi