ÇÖZDÜRÜLMEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÇÖZDÜRÜLMEK harflerini içeren 5 harfli 49 kelime bulunuyor. 5 harfli ÇÖZDÜRÜLMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÇÖZÜM20, ÇÖZÜK19, ÇÖMEZ18, ÇÖZME18, ÇÖKÜM17, ÖLÇÜM17, ÇÖRKÜ16, DÖKÜM16, ÖZDEK16, ÖZLÜK16, ÇÖKME15, DÜZEÇ15, KÖMEÇ15, ÖRÜLÜ15, ÖZLEM15, ÖLÇME15, ÖLMEZ15, ÇÖREK14, ÇÖKEL14, DÖKME14, DÜRZÜ14, KÖMÜR14, ÖZERK14, ÖLÇEK14, ÖLÇER14, DÖLEK13, DÜZME13, DÜZEM13, MEDÜZ13, ÖDLEK13, ÖRDEK13, ÇÜKÜR12, ÇÜRÜK12, DÜRÜM12, MÜDÜR12, ÖRMEK12, ÖLMEK12, ÜZLÜK12, ÜÇLÜK12, MEZÜR11, ÜZMEK11, ZÜMRE11, ÇEKÜL10, DÜRME10, KÜLÇE10, ÜRÜME10, ÜÇLER10, ÜRKME8, ÜLKER7

ÜLKER

[isim]

[gök bilimi]

  • Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi, Yedikızkardeş, Süreyya, Pervin

ÜRKME

[isim]

  • Ürkmek işi, tevahhuş

ÇEKÜL

[isim]

[fizik]

  • Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul

DÜRME

[isim]

  • Dürmek işi
  • Gözleme (II)

[halk ağzında]

  • Lahana

KÜLÇE (Kelime Kökeni: Farsça kulīçe)

[isim]

[madencilik]

  • Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım, külte

    Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir. - Mehmet Kaplan

[sıfat]

  • Eritilerek kalıba dökülmüş olan

    Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez. - Falih Rıfkı Atay

  • Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme

    Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • külçe gibi oturmak
  • külçe kesilmek

ÜRÜME

[isim]

  • Ürümek işi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir

ÜÇLER

[isim]

  • Halkın inançlarına göre üç kişilik ermişler topluluğu

Birleşik Kelimeler: üçler yediler kırklar

MEZÜR (Kelime Kökeni: Fransızca mesure)

[isim]

  • Mezura
  • Ölçü

    Kunduraları galiba ayağını sıktığı için mezürü bozuyor, aktrisi kızdırıyordu. - Reşat Nuri Güntekin

ÜZMEK

[-i]

  • Üzüntü vermek

    Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak

    Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu. - Halikarnas Balıkçısı

ZÜMRE (Kelime Kökeni: Arapça zumre)

[isim]

  • Topluluk, takım, grup, camia

    O, yine de sevenler zümresine olan bağını muhafaza eder. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Tür, cins

Birleşik Kelimeler: zümre edebiyatı, zümre toplantısı

ÇÜKÜR

[isim]

[halk ağzında]

  • Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç

ÇÜRÜK

[sıfat]

  • Çürümüş olan

    Yabancı, kirli, çürük dişlerini göstererek gülümsüyordu. - Ömer Seyfettin

  • Sağlam ve dayanıklı olmayan

    Çürükleri barındırmaz yaylaların yaylası. - Haldun Taner

[isim]

  • Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke

    Hemen her gece sille tokat adamakıllı dayak yiyor, her yanı çürük içinde. - Attila İlhan

[mecaz]

  • İş göremez, hastalıklı

[mecaz]

  • Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan

    Çürük dava. Çürük iddia.

[mecaz]

  • Sakat

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çürüğe çıkarmak
  • çürük (veya çürüğe) çıkmak
  • çürük tahta çivi (veya mıh) tutmaz
  • çürük tahtaya basmak

Birleşik Kelimeler: çürük boya, çürük çarık, çürük elma, çürük gaz, çürük iş, çürük para, çürük raporu, çürük sakız, ipi çürük, kırmızı çürük, vişneçürüğü

DÜRÜM

[isim]

  • Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma

[halk ağzında]

  • İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide

Birleşik Kelimeler: dürüm dürüm, dürüm ekmeği

MÜDÜR (Kelime Kökeni: Arapça mudīr)

[isim]

  • İdare eden, yöneten

    Yazı işleri müdürleri böyle öyküler istiyorlar. - Necati Cumalı

  • Başöğretmen

    Bir süre sonra müdürle iki öğretmenin ayrı ayrı yerlere sürüldüklerini öğrendim. - Erhan Bener

  • Yönetmen

Birleşik Kelimeler: müdür muavini, müdür yardımcısı, başmüdür, genel müdür, umum müdür, eczacı mesul müdürü, gemi müdürü, nahiye müdürü, telaşe müdürü

ÖRMEK

[-i]

  • İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak

    Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o! - Sait Faik Abasıyanık

  • Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak

    Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm. - Burhan Felek

  • Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak

    Kız saçlarını örmüş.

  • Duvar yapmak veya onarmak

    Bu duvarı iki günde ördüler.

  • Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak

    Bu yeni zevke göre şiir ve nesir örenler yok. - Yahya Kemal Beyatlı

[mecaz]

  • Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak

    Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz. - Abdülhak Şinasi Hisar