ÇİKOLATASIZ Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler
ÇİKOLATASIZ harflerini içeren 6 harfli 28 kelime bulunuyor. 6 harfli ÇİKOLATASIZ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
TAÇSIZ14,
TALİKA (Kelime Kökeni: Rusça)
- Dört tekerlekli, üstü kapalı, yaylı bir tür at arabası
ATALIK
- Ataya yakışır davranış, babalık
KALSİT (Kelime Kökeni: Fransızca calcite)
-
Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı
Tebeşir bir tür kalsittir.
LASTİK (Kelime Kökeni: Fransızca élastique)
-
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç
Lastikleri ayağında, bastonu koluna asılı, erkenciydi yine. - Necati Cumalı
- Kauçuktan yapılmış ayakkabı
- Kauçuktan yazı silgisi
-
Taşıtların jantlarına yerleştirilen elastiki tekerlek bandajı
Şoförle bahçıvan arabanın ön sol lastiğini pompalıyorlar. - Haldun Taner
- Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit
- Bir tür esnek örgü
- Korse
- Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit
-
Kauçuktan yapılmış
Rıza, lastik yakalığı fırlamış, gözleri dönmüş, kan ter içinde içeriye düşer. - Reşat Nuri Güntekin
Ata Sözleri ve Deyimler
- lastik gibi
Birleşik Kelimeler: lastik ağacı, lastik tutkalı, kuş lastiği, balon lastik, dış lastik, iç lastik, yedek lastik
SAATLİ
-
Saati olan, saati bulunan
Sınıfın bir tek saatlisi olduğu için onu her derste birkaç defa çıkarıyor. - Sait Faik Abasıyanık
Birleşik Kelimeler: saatli bomba
TASLAK
-
Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma
Evet, diye devam ettim, hikâyen henüz taslak hâlinde. - Refik Halit Karay
- Eskiz
- Usta olmadığı hâlde kendini ustaymış gibi göstermeye çalışan kimse
Birleşik Kelimeler: kabataslak
İSKOTA (Kelime Kökeni: İtalyanca scotta)
-
Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım
Suların kaburgalarındaki serinliği / iskotada uğuldayan rüzgâr - Orhan Veli Kanık
KASALI
- Kasası olan
SALTIK
- Mutlak
- Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği)
SAKALI
-
Saka hastalığına tutulmuş
İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu. - Refik Halit Karay
TOKALI
-
Tokası olan, toka takılmış olan
Başına, altın kaplama tokalı, yana sarkan çuha püsküllü bir şapka giymiş. - Memduh Şevket Esendal
TASALI
-
Tasası olan, kaygılı, endişeli
Bulutlu, tasalı gözlerle önüne bakıyordu, fazla bir şey söylemiyordu. - Halide Edip Adıvar
ÇATLAK
-
Çatlamış olan
Çatlak bardak.
-
Deli
Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım? - Oktay Rifat
-
Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık
Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti. - Aka Gündüz
-
Ara, aralık
İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar. - Halikarnas Balıkçısı
-
Değişimin başlangıcı
Yaşantımda çatlaklar oluşmaya başlamıştı. - Emine Işınsu
-
Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz
Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu. - Tarık Buğra
- Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür
Birleşik Kelimeler: çatlak ses, çatlak zurna, kafası çatlak, kasık çatlağı
ISKOTA (Kelime Kökeni: İtalyanca scotta)
- Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip
LAKTAZ (Kelime Kökeni: Fransızca lactase)
- Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi