ÇEMİŞGEZEK Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

ÇEMİŞGEZEK harflerini içeren 5 harfli 22 kelime bulunuyor. 5 harfli ÇEMİŞGEZEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÇİZGE15, EZGİÇ15, GEÇİŞ15, GEZİŞ15, GEÇİM13, GEÇME13, GİZEM13, GEZME13, ÇİZME12, ÇEMİŞ12, ÇEŞME12, GEÇEK12, ÇEKİŞ11, ÇİMEK9, ÇEKEM9, ÇEKİM9, ÇEKME9, EŞMEK9, EZMEK9, EMZİK9, İŞEME9, İÇMEK9

ÇİMEK

[isim]

[halk ağzında]

  • Çimecek yer

ÇEKEM

[isim]

[halk ağzında]

  • Yeşil yapraklı, dikensi, ateşe atıldığında çatırdayarak yanan bir bitki

ÇEKİM

[isim]

  • Çekme işi

[dil bilgisi]

  • Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, adların da ad durumlarına göre uğradığı biçimleri, tasrif

[fizik]

  • Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe, traksiyon

    Yer çekimi. Mıknatıs çekimi.

[sinema]

[televizyon]

  • Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan

Birleşik Kelimeler: çekim eki, çekimölçer, çekim senaryosu, ağır çekim, soya çekim, tıpkıçekim, ad çekimi, fiil çekimi, isim çekimi, yer çekimi

ÇEKME

[isim]

  • Çekmek işi

    Siyah kehribar tespihini çekmeye başladı. - Cahit Uçuk

  • Çekmece

    Sonra çekmesinden pembe bir dosya çıkarıp önüne sürdü. - Haldun Taner

  • Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak
  • Parmak veya mızrapla çalınan çalgı
  • Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi
  • İş yaparken giyilen bir şalvar türü

[sıfat]

  • Çekilerek giyilen veya kullanılan

    Erkekleri, yandan lastikli çekme potinden başkasını bilmiyorlardı. - Refik Halit Karay

[sıfat]

  • Düzgün biçimli

    Çekme burun.

[spor]

  • Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması

Birleşik Kelimeler: çekme demir, çekme halatı, çekme kapı, çekme kat, ad çekme, halat çekme, kemane çekme, sıcak çekme

EŞMEK

[-i]

  • Toprağı veya toprak gibi yumuşak bir şeyi biraz kazmak

    Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın / Üşüyorsan eşiver mangalı, eş, eş de ısın - Mehmet Akif Ersoy

[mecaz]

  • Araştırmak, incelemek

[nesnesiz]

  • At hızlı gitmek

EZMEK

[-i]

  • Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek

    Ben kendi hesabıma aruzu bir bal mumu gibi ezer, oynar, istediğim şekle sokardım. - Enis Behiç Koryürek

  • Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek

    Rüzgârın içinde birbirini ezercesine kaçıştılar. - Sait Faik Abasıyanık

[nesnesiz]

  • Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek

    Şerbet için şeker ezmek. Boya ezmek.

[mecaz]

  • Üzmek, sıkıntıya sokmak

    Seven kalbi ezmek, sevmeyen kalbi durdurmaktan daha affedilmez bir cinayettir. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak

    Bu yol hayvanı ezdi.

[mecaz]

  • Yenmek, sindirmek

    Düşmanı ezmek.

[argo]

  • Harcamak

    Paraları bir haftada ezerim. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ez de suyunu iç
  • ezip büzmek

Birleşik Kelimeler: ezimevi, elezer, özezer, karıncaezmez

EMZİK

[isim]

  • Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme

    Parkta daldılar dedikoduya / Dün kaldıkları yerden devam ettiler / Yavrular da birbirlerine / Emziklerini ikram ettiler - Arif Nihat Asya

  • Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon

    Hem ağzımdan yaralandığımı, üç gün kapalı dudaklarımın arasından emzikle süt içtiğimi nasıl unutuyormuşum? - Reşat Nuri Güntekin

  • İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik

    Çaydanlığın emziği tıkanmış.

[halk ağzında]

  • Sigara ağızlığı

Birleşik Kelimeler: emzik borusu

İŞEME

[isim]

  • İşemek işi

Birleşik Kelimeler: albümin işeme

İÇMEK

[-i]

  • Bir sıvıyı ağza alıp yutmak

    Bir oluktan buz gibi bir su içtik. - Sait Faik Abasıyanık

  • Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek

    Evinden, pek seyrek zamanlarda içtiği nargilesini istedi. - Halide Edip Adıvar

  • Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek

    Toprak suyu içer.

[nesnesiz]

  • İçki kullanmak

    O akşam saat ikiye kadar içtiler. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • içecek suyu olmak
  • içtikleri su ayrı gitmemek

ÇEKİŞ

[isim]

  • Çekme işi

    Bir düğümü bir çekişte açmak imkânını temin eden kesik ip ucunu bulunca durdular. - Peyami Safa

  • Bir motorun çekme gücü

    Benim arabanın çekişi çok iyi.

[halk ağzında]

  • Ağız kavgası

ÇİZME

[isim]

  • Çizmek işi

[isim]

  • Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çizmeden yukarı çıkmak
  • çizmeleri çekmek
  • çizmeyi aşmak

ÇEMİŞ

[sıfat]

[argo]

  • Sıska, zayıf (kimse)
  • Görgüsüz, kaba (kimse)

ÇEŞME (Kelime Kökeni: Farsça çeşme)

[isim]

  • Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar

    Çeşmeler yaptırdım sular içmeye / Kavlükarar ettim alıp kaçmaya - Halk türküsü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • çeşmeye gitse çeşme kuruyacak

Birleşik Kelimeler: çeşme başı, kuru çeşme

[isim]

  • İzmir iline bağlı ilçelerden biri

GEÇEK

[isim]

[halk ağzında]

  • Çok geçilen yer, işlek yol
  • Küçük tahta köprü

GEÇİM

[isim]

  • Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet

    Geçimini dülgerlikle sağlardı. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Anlaşma, uyum

    Aralarında geçim yok.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • geçimini doğrultmak

Birleşik Kelimeler: geçim derdi, geçim dünyası, geçim kapısı, geçim sıkıntısı, geçim yolu, geçim zorluğu