Yü ile Başlayan 5 Harfli Kelimeler

YÜ harfleri ile başlayan 5 harfli 17 kelime bulunuyor. Başında olan 5 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "yü ile biten 5 harfli kelimeler. İçinde Yü olan 5 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ZÜŞ17, LGÜ15, KÇÜ14, ZDE14, ZEY14, ZLÜ14, ZÜK14, ZME13, KÜM12, SRÜ12, ZER12, KLÜ11, KÜN11, LÜK11, NLÜ11, RÜK11, REK9

YÜREK

[isim]

[anatomi]

  • Kalp
  • Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül

    Fazıla Hanım'ın elleri terliyor, yüreği sarsılıyordu. - Sait Faik Abasıyanık

  • Kupa (I)

[mecaz]

  • Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret

    Bu iş yürek ister.

[mecaz]

  • Acıma duygusu

    Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir. - Reşat Nuri Güntekin

[halk ağzında]

  • Mide, karın, iç

    Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor. - Sermet Muhtar Alus

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüreğe işlemek
  • yüreği ağzına gelmek
  • yüreği bayılmak
  • yüreği boğazına tıkanmak
  • yüreği bozulmak
  • yüreği burkulmak
  • yüreği cız etmek (veya cızlamak)
  • yüreği çarpmak
  • yüreği daralmak
  • yüreği dayanmamak
  • yüreği ezilmek
  • yüreği ferahlamak (veya hafiflemek)
  • yüreği götürmemek
  • yüreği göz göz olmak
  • yüreği hop etmek (veya hoplamak veya oynamak)
  • yüreği kabarmak
  • yüreği kaldırmamak
  • yüreği kalkmak
  • yüreği kan ağlamak
  • yüreği kanamak
  • yüreği kararmak
  • yüreği katılmak
  • yüreği kaynamak
  • yüreğinden geçmek
  • yüreğinden gelmek
  • yüreğine (bir şey) çökmek
  • yüreğine dert olmak
  • yüreğine dokunmak
  • yüreğine inmek
  • yüreğine işlemek
  • yüreğine kar yağmak
  • yüreğine kurt düşmek
  • yüreğine od (veya ateş) düşmek
  • yüreğine oturmak
  • yüreğine saplanmak
  • yüreğine sinmek
  • yüreğine su serpmek
  • yüreğini açmak
  • yüreğini ateş almak
  • yüreğini boşaltmak (veya dökmek)
  • yüreğini dağlamak
  • yüreğini eritmek (veya sızlatmak)
  • yüreğini hoplatmak (veya oynatmak veya kaldırmak)
  • yüreğini kaplamak
  • yüreğini kemirmek
  • yüreğinin başı sızlamak
  • yüreğinin yağı (veya yağları) erimek
  • yüreğini pek tutmak
  • yüreğini serinletmek
  • yüreğini tüketmek
  • yüreğini tüketmek
  • yüreği parçalanmak
  • yüreği parça parça olmak
  • yüreği parlamak
  • yüreği rahatlamak
  • yüreği serinlemek
  • yüreği sıkılmak
  • yüreği sıkışmak (veya tıkanmak)
  • yüreği sızlamak
  • yüreği soğumak
  • yüreği şişmek
  • yüreği titremek
  • yüreği tükenmek
  • yüreği ürpermek
  • yüreği yağ bağlamak
  • yüreği yanmak
  • yüreği yarılmak
  • yüreği yerinden oynamak
  • yürek burkmak
  • yürek paralamak (veya parçalamak)
  • yürek Selânik olmak
  • yürek soğutmak
  • yürekten çağırmak
  • yürek tüketmek
  • yürek vermek

Birleşik Kelimeler: yürek acısı, yürek ağrısı, yürek çarpıntısı, yürek darlığı, yürek karası, yürek yarası, yüreği ağzında, yüreği dağlı, yüreği dar, yüreği delik, yüreği dolu, yüreği geniş, yüreği katı, yüreği pek, yüreği temiz, yüreği yanık, yüreği yaralı, yüreği yufka, yürekler acısı, çatal yürek, tek yürek, ana yüreği, eli yüreğinde, açık yürekli, canıyürekten

YÜKLÜ

[sıfat]

  • Yükü olan, mahmul
  • Yapılacak işi çok olan

    O çok yüklü, bu işi başkasına verelim.

  • Çok çalışmayı gerektiren

    Bu yılki ders programı çok yüklü.

  • Çok fazla, pek çok

    Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi. - İhsan Oktay Anar

  • Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran

    Romanları, denemeleri hep kültürle yüklü ve A. Hamdi'nin kişiselliği kadar çok yanlı, zengindi. - Haldun Taner

[argo]

  • Çok sarhoş

[argo]

  • Paralı, varlıklı

[halk ağzında]

  • Gebe

Birleşik Kelimeler: dağarcığı yüklü

YÜKÜN

[isim]

[kimya]

[fizik]

  • İyon

YÜLÜK

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Ustura ile kesilmiş (kıl)

YÜNLÜ

[sıfat]

  • Yünü olan
  • Yünden yapılmış

    Yünlü battaniye.

[isim]

  • Yün kumaş
  • Yün kumaştan yapılmış

    Yünlü etek.

YÜRÜK

[sıfat]

  • Göçebe olan

    Fakat göç ve yürük hayatı hareme ve kapalılığa gelmez. - Falih Rıfkı Atay

[isim]

[tarih]

  • Osmanlı Devleti'nde otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker

Birleşik Kelimeler: yürük aksak, yürük semai

YÜKÜM

[isim]

  • Yükümlülük

    Vergi yükümü yasayla konulur.

YÜSRÜ

[isim]

  • Bazı ince işlerin yapımında kullanılan siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü

[sıfat]

  • Bu kökten yapılan

    Yüsrü tespih.

YÜZER

[sıfat]

  • Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı

Birleşik Kelimeler: yüzer ev

YÜZME

[isim]

  • Yüzmek işi
  • Yüzme sporu

Birleşik Kelimeler: yüzme havuzu, yüzme kesesi

YÜKÇÜ

[isim]

  • Taşıyıcı

YÜZDE

[isim]

  • Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik
  • Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz

    Denildiğine göre, nüfusumuzun yüzde kırkını on beş yaşından aşağı çocuklar teşkil ediyor. - Mehmet Kaplan

Birleşik Kelimeler: yüzde işareti, yüzde yüz

YÜZEY

[isim]

[matematik]

  • Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II)

Birleşik Kelimeler: yüzey araştırması, yüzey bilimi, yüzey şekilleri, silindirsel yüzey, yanal yüzey

YÜZLÜ

[sıfat]

  • Yüzü herhangi bir nitelikte olan

    Ben, ay yüzlü güzellerin peşinde bir gölgeye benzerim. - Ahmet Kabaklı

[mecaz]

  • Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse)

Birleşik Kelimeler: yüzlü yüzlü, beş yüzlü, çatık yüzlü, çok yüzlü, dört yüzlü, duvar yüzlü, güler yüzlü, ikiyüzlü, iki yüzlü, kara yüzlü, nur yüzlü, pek yüzlü, sekiz yüzlü, yumuşak yüzlü

YÜZÜK

[isim]

  • Parmağa geçirilen genellikle metal halka

    Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Yüzük oyunu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüzüğü geriye çevirmek
  • yüzük takmak

Birleşik Kelimeler: yüzük kaşı, yüzük oyunu, yüzük parmağı, nişan yüzüğü, şövalye yüzüğü