Yap ile Başlayan Kelimeler

YAP ile başlayan 89 kelime bulunuyor. Başında YAP olan kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Yap ile biten kelimeler. İçinde yap olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

14 Harfli Kelimeler

YAPAYLAŞTIRMAK27, YAPILABİLİRLİK23

13 Harfli Kelimeler

YAPAYLAŞTIRMA26, YAPIŞTIRILMAK26, YAPISALLAŞMAK25, YAPILANDIRMAK24

12 Harfli Kelimeler

YAPINTICILIK25, YAPIŞTIRILMA25, YAPISALCILIK25, YAPISALLAŞMA24, YAPILANDIRMA23, YAPRAKKURUSU22, YAPRAKLANMAK19

11 Harfli Kelimeler

YAPIŞTIRICI27, YAPMACIKSIZ27, YAPAYLAŞMAK23, YAPIŞTIRMAK23, YAPSATÇILIK23, YAPIŞKANLIK22, YAPTIRILMAK20, YAPRAKLANMA18

10 Harfli Kelimeler

YAPIMCILIK23, YAPAYALNIZ22, YAPAYLAŞMA22, YAPIŞIKLIK22, YAPIŞTIRMA22, YAPMACIKLI22, YAPAKÇILIK21, YAPILAŞMAK21, YAPISALLIK19, YAPINTISAL19, YAPTIRILMA19, YAPILANMAK18, YAPTIRTMAK18

9 Harfli Kelimeler

YAPISALCI21, YAPICILIK21, YAPYALNIZ21, YAPILAŞMA20, YAPRAKSIZ20, YAPRAKÇIK19, YAPRAKÇIL19, YAPINTILI18, YAPILANMA17, YAPTIRMAK17, YAPTIRTMA17

8 Harfli Kelimeler

YAPAĞICI26, YAPIŞICI23, YAPIMEVİ22, YAPMACIK19, YAPIŞMAK19, YAPSATÇI19, YAPRACIK18, YAPIŞKAN18, YAPINCAK18, YAPAYLIK17, YAPTIRIM17, YAPYAKIN17, YAPINMAK16, YAPILMAK16, YAPRAKSI16, YAPTIRMA16, YAPRAKLI15

7 Harfli Kelimeler

YAPIMCI19, YAPIŞMA18, YAPIŞIK18, YAPILIŞ18, YAPIŞAK17, YAPAKÇI17, YAPISAL15, YAPINTI15, YAPINMA15, YAPILMA15, YAPARLU14, YAPALAK13

6 Harfli Kelimeler

YAPAĞI20, YAPBOZ18, YAPICI17, YAPILI14, YAPMAK13, YAPSAT13, YAPRAK12

5 Harfli Kelimeler

YAP15, YAPAY13, YAPIM13, YAPIK12, YAPIT12, YAPMA12, YAPAK11

4 Harfli Kelimeler

YAPI11

YAPAK

[isim]

  • Yapağı

Birleşik Kelimeler: yapak yağı

YAPI

[isim]

  • Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina
  • Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon
  • Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme

    Kırıkkale yapısı bir tabanca.

  • Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür

    Yapısı sağlam, güzel bir erkekti. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür

    Dil yapısı. Cümle yapısı.

[biyoloji]

  • Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni

[felsefe]

  • Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün

[toplum bilimi]

  • Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür

Birleşik Kelimeler: yapı adası, yapı bilgisi, yapı bilimi, yapı elemanı, yapı kooperatifi, yapı malzemesi, yapı taşı, yapı yeri, altyapı, ana yapı, düzlek yapı, eş yapı, kaba yapı, öz yapı, sosyal yapı, toplumsal yapı, üstyapı, Allah yapısı, fizik yapısı, kul yapısı, soy yapısı, toplum yapısı

YAPRAK

[isim]

[bitki bilimi]

  • Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler

    Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar / Bülbülün konduğu dallar perişan - Karacaoğlan

[bitki bilimi]

  • Sarma yapılan asma yaprağı
  • Börek, baklava vb. şeylerde yufka

    Bu baklavada elli yaprak var.

  • Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak

    Gazete idaresinde biriken edebî mecmuaların yapraklarını karıştırıyorum. - Ahmet Haşim

  • Kat kat ayrılabilen şeylerde kat

    Mermer yaprağı.

  • Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü

[eskimiş]

  • Birkaç parça eklenerek yapılan şeylerde her parça

    Beş yapraktan bir yelken. Eteğin arka yaprağı.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yaprak gibi titremek
  • yaprak oynamamak (veya kıpırdamamak)

Birleşik Kelimeler: yaprak arısı, yaprak aşısı, yaprak ayası, yaprak biti, yaprak böceği, yaprak çay, yaprak dolması, yaprak dökümü, yaprak döner, yaprak kını, yaprak kurbağası, yaprak kurdu, yaprakkurusu, yaprak makinesi, yaprak sarması, yaprak sigarası, yaprak taş, yaprak tütün, çanak yaprak, iğne yaprak, kızılyaprak, meyve yaprak, oymalı yaprak, asma yaprağı, çiçek yaprağı, defneyaprağı, defne yaprağı, ıtır yaprağı, taç yaprağı, yonca yaprağı, almaşık yapraklar, karşılıklı yapraklar

YAPIK

[isim]

[halk ağzında]

  • Belleme (II)

[tarih]

  • Yeniçerilerin giydikleri üstlük

YAPIT

[isim]

  • Bir emek sonucunda ortaya konulan ürün, eser

    Yapıtının sağlamlığına güvenen her sanatçı gibi şakasını da iyi karşılamıştı. - Haldun Taner

  • Yayın, kitap

    Dergilerde bol bol, yapıtı bir yana bırakıp yazar kişiliklerine sataşan yazılara rastlarız. - Adalet Ağaoğlu

Birleşik Kelimeler: başyapıt

YAPMA

[isim]

  • Yapmak işi

[sıfat]

  • Yapay

    Köşede bir piyano, piyanonun üstünde yapma çiçekler. - Nazım Hikmet

[sıfat]

  • Yapmacık, sahici karşıtı

    Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi. - Haldun Taner

Birleşik Kelimeler: yapma çiçek, yapma dil, yapma gübre, yapma uydu, yerden yapma

YAPALAK

[isim]

[hayvan bilimi]

  • İri bir tür baykuş

YAPMAK

[-i]

  • Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek

    Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. - Çetin Altan

[nesnesiz]

  • Olmasına yol açmak

    Durgun sular sıtma yapar.

[nesnesiz]

  • Yol almak
  • Onarmak, tamir etmek

    Bozulan saatimi saatçi yaptı.

[nesnesiz]

  • Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek

    Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. - Refik Halit Karay

  • Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek

    Şu işi yapıver diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. - Sermet Muhtar Alus

[nesnesiz]

  • Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek

    Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. - Refik Halit Karay

  • Düzenli bir duruma getirmek

    Yatak yapmak. Yolu yaptılar.

[nesnesiz]

  • Üretmek

    Ayakkabı yapmak.

[nesnesiz]

  • Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak

    Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak.

[nesnesiz]

  • Salgılamak, çıkarmak

    Tükürük bezleri tükürük yapar.

[-e]

  • Dışkı çıkarmak

    Çocuk, altına yapmış.

  • Gerçekleştirmek

    İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek

    Ben adamı ne yaparım biliyor musun?

[-e]

[-i]

  • Evlendirmek

    Bu kızı sana yapacağız.

[yardımcı fiil]

  • Bir durum yaratmak

    Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı. - Nezihe Araz

[yardımcı fiil]

  • Edinmek, sahip olmak

    Servet yapmak. Altın yapmak.

[yardımcı fiil]

  • Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek

    Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı. - Haldun Taner

[nesnesiz]

  • Davranmak, hareket etmek

    İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak.

[nesnesiz]

  • Olmak

    Bu kış çok soğuk yaptı.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yapıp etmek
  • yapma (veya yapma yahu)
  • yapmadığı kalmamak
  • yapmadığını bırakmamak
  • yaptığı hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek
  • yaptığı yanına (kâr) kalmamak

Birleşik Kelimeler: yapboz, yapsat, yapadurmak, kesyap

YAPSAT

[isim]

  • Bina yapıp satma işi

    Bir uygarlığın üzerine biz bir yapsat mimarisi kuruyorduk. - Selim İleri

YAPAY

[sıfat]

  • Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı

    Yapay gübre.

  • Yapmacık

    En yapay, en saçma sorunları bile güncelleştirip kitleye mal etmekte üstüne yoktu. - Tahsin Yücel

Birleşik Kelimeler: yapay böbrek, yapay dil, yapay dölleme, yapay döllenme, yapay ipek, yapay kalp, yapay solunum

YAPIM

[isim]

  • Yapma işi, inşa, imal, konstrüksiyon
  • Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme, imal

[biyoloji]

  • Özümleme

[sinema]

[televizyon]

  • Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü, prodüksiyon

Birleşik Kelimeler: yapım eki, yapımevi, eş yapım, ortak yapım, üstün yapım

YAPARLU

[isim]

[tarih]

  • Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri

YAPILI

[sıfat]

  • Yapısı herhangi bir nitelikte olan

    Güzel yapılı. Sağlam yapılı.

  • Vücudu gelişmiş, iri

    Yapılı bir adam.

Birleşik Kelimeler: ince yapılı, iri yapılı

YAPRAKLI

[sıfat]

  • Yaprağı olan

    Kış olmasına rağmen ağaçlar yemyeşil yapraklı ve çiçekliydi. - Refik Halit Karay

Birleşik Kelimeler: yapraklı kara yosunları, taç yapraklı, ayrı çanak yapraklılar, bitişik taç yapraklılar, iğne yapraklılar

[isim]

  • Çankırı iline bağlı ilçelerden biri

YAPISAL

[sıfat]

  • Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili, strüktürel, konstrüktif

Birleşik Kelimeler: yapısal dil bilimi, altyapısal, üstyapısal