Y ile Başlayan K ile Biten 6 Harfli Kelimeler

Y ile başlayan K ile biten 6 harfli 62 kelime bulundu.K ile başlayan Y ile biten 6 harfli kelimeler

Ayrıca, "İçinde Yk olan 6 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

YÜĞRÜK19, YIĞMAK17, YAVŞAK17, YAĞLIK16, YAĞMAK16, YÜZLÜK15, YEĞLİK15, YEĞREK15, YÜZMEK14, YIPRAK13, YÜKSÜK13, YOZLUK13, YALPIK13, YAPMAK13, YELPİK12, YÜKLÜK12, YAPRAK12, YALPAK12, YAZLIK12, YAZMAK12, YAŞLIK12, YAŞMAK12, YÜKSEK11, YUMRUK11, YUMMAK11, YANDIK11, YANŞAK11, YAYMAK11, YEDMEK11, YASMIK11, YIKMAK10, YILLIK10, YILMAK10, YIRTIK10, YİLBİK10, YOKLUK10, YUNMAK10, YUTMAK10, YOLLUK10, YOLMAK10, YONMAK10, YONTUK10, YORMAK10, YAYLAK10, YARDAK10, YASMAK10, YASTIK10, YİTMEK9, YEMLİK9, YENMEK9, YERMEK9, YETMEK9, YELMEK9, YANMAK9, YANLIK9, YAKMAK9, YATMAK9, YARLIK9, YARMAK9, YELTEK8, YALTAK8, YARLİK8

YELTEK

[sıfat]

  • Hercai

YALTAK

[sıfat]

  • Dalkavuk

YÂRLİK

[isim]

  • Yâr olma durumu

    Uysal, belli belirsiz mahzun, böylece de analığıyla, yârlik ve eşliği ile noksansız bir kadınlık özlediğini sezdirten bir mizaç... - Tarık Buğra

YİTMEK

[nesnesiz]

  • Yok olmak, ortadan kalkmak, kaybolmak
  • Görünmez olmak
  • Sahip olunan bir şey elden çıkmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yitip gitmek

YEMLİK

[isim]

  • Hayvanlara yem verilen yer veya kap

    Bir avuç arpa fazla atar yemliğine, bir kamçı eksik vurur. - Abbas Sayar

[sıfat]

  • Yem için ayrılan

    Yemlik ot.

[mecaz]

  • Rüşvet, arpalık

[mecaz]

  • Karşılıksız geçim sağlanan yer veya kimse

[argo]

  • Kumarda kandırılıp parası alınan kimse

Birleşik Kelimeler: yemlik arpa

YENMEK

[-i]

  • Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek

    Kahramanlar daima yenmek veya düşmanlarını yendikten sonra da yine yenecek düşman bulmak isterler. - Abdülhak Şinasi Hisar

  • Kazanmak, ütmek

[mecaz]

  • Tutmak, bastırmak

    Öfkemi yenmek için Ömer ile konuşuyorum, ona kaplan avı hikâyeleri anlatıyorum. - Refik Halit Karay

[nesnesiz]

  • Yemek işine konu olmak

    Yemekler yenmiş. Bu meyve yenmez.

  • Aşınmak

    Ökçesi yenmiş ayakkabıların üstünde çamurlu paçaları lime lime sarkıyordu. - Ömer Seyfettin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yenene içilene bakılmamak

YERMEK

[-i]

  • Kötülüklerini söylemek, zemmetmek
  • Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koymak, hicvetmek, övmek karşıtı
  • Beğenmemek, hoşlanmamak, tiksinmek

Birleşik Kelimeler: kireçyeren

YETMEK

[nesnesiz]

  • Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak

[-e]

  • Yeterli sebep olmak

    Bir sigara bir ormanı yakmaya yeter.

  • Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek

    Bu zulüm artık yeter!

[-e]

[mecaz]

  • Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak

    Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir. - Haldun Taner

[-e]

[halk ağzında]

  • Bir yaşa erişmek, ulaşmak

    At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli - Dadaloğlu

[halk ağzında]

  • Olgunlaşmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yeter de artar
  • yeter ki
  • yetti artık (veya gayrı)

YELMEK

[-e]

[halk ağzında]

  • Aceleyle, telaşlı bir biçimde koşmak

YANMAK

[nesnesiz]

  • Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak

    Yanan ormanların yerine yeni orman yetiştirilir. - Anayasa

  • Ateş durumuna geçmek, tutuşmak

    Kömür yandı. Ocaktaki odun yandı.

  • Isı, ışık veren bir konuma geçmek

    Gece oldu, ışıklar yandı, yatsı vakti geldi. - Memduh Şevket Esendal

  • Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek

    Yemek yandı. Ekmek yandı.

  • Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak

    Ateşe dokundu, eli yandı. Güneşten kolları yandı.

  • Vücut veya nesnelerin ısısı artmak

    Ateşler içinde, günlerce titreyerek yanar. - Yusuf Ziya Ortaç

    Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur. - Orhan Veli Kanık

  • Parlamak, parıldamak

    Birkaç batarya top, kızgın güneş altında pırıl pırıl yanıyor. - Falih Rıfkı Atay

  • Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek

    Kumaş boyadan yanmış. Ekinler dondan yanmış.

  • Yanık acısına benzer bir acı duymak

    Boğazım yanıyor. Biberden ağzım yandı.

  • Çok istemek, çabalamak

    Çocuklar, kendilerini beğendirmek için yanıyorlar. - Reşat Nuri Güntekin

[mecaz]

  • Çok üzülmek

    Bu yaz tatil yapamayacağıma yanıyorum.

[mecaz]

  • Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek

[mecaz]

  • Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek

    Vaktinde değiştirilmeyen kâğıt paralar yandı.

[mecaz]

  • Zarara, kötülüğe uğramak

    Maazallah! Birimize kitaptan rastgele bir şey soracak olsa yandığımız gündü. - Haldun Taner

[mecaz]

  • Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak

[mecaz]

  • Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak

    Yazı yazmak, hayatımı anlatmak, kalbimi dökmek ihtiyacıyla yanıyorum. - Sermet Muhtar Alus

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yandı gülüm keten helva
  • yanıp durmak
  • yanıp tutuşmak
  • yanıp yakılmak

Birleşik Kelimeler: yana yakıla, yana yana, yanardöner

YANLIK

[isim]

  • Kahvaltıda ve diğer öğünlerde ana yiyeceğin yanında verilen çerez türü veya domates, salatalık vb. yiyecekler

YAKMAK

[nesnesiz]

  • Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek

[-i]

  • Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak

    Kendi sigarası için yaktığı kibriti bana uzattı. - Falih Rıfkı Atay

  • Ateşle yok etmek

    Çöpleri yakmak.

  • Işık vermesini sağlamak

    Mavi ışıklı ispirto lambalarını yakarlar. - Sait Faik Abasıyanık

  • Isı etkisiyle zarar vermek

    Eteği ütülerken yaktı.

  • Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek

    Biber ağzı yakar.

  • Yanıyormuş gibi bir etki yapmak

    Hekime daima şarabın midelerini yaktığından bahsederler. - Falih Rıfkı Atay

  • Kurutmak, zarar vermek

    Fırtına ekinleri yakmıştı. - Sait Faik Abasıyanık

[nesnesiz]

  • Çok sıcak olmak

    Bugün güneş yakıyor.

  • Karartmak

    Güneşte vücudunu yaktı.

  • Çok üşütmek

    Soğuk rüzgâr insanın yüzünü yakıyor.

[tıp]

  • Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak

[mecaz]

  • Silahla vurmak

[mecaz]

  • Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek

    Gözü mavi, boyu kısa, kendi muhacir olmasın. Ne olursa olsun makbulüm. Aman bu üçüne dikkat et. Beni yakma. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • Güçlü sevgi uyandırmak

[mecaz]

  • Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek

    Biletini ve tatilini yaktı.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yakıp yıkmak

Birleşik Kelimeler: yakan top, yakar top

[nesnesiz]

  • Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek

YATMAK

[nesnesiz]

  • Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak

    Dörtnala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak. - Nazım Hikmet

  • Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek
  • Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek

    Rüzgârdan bütün ekinler yattı. Gemi sağa yattı.

  • Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak

    Bu gece nerede yatacağız?

  • Boş yere beklemek

    Mallar depoda yatıyor.

  • İşlemez, çalışmaz durumda kalmak

    Gemi limanda yatıyor.

  • Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek

    Turşu sirkede yatıyor.

  • Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek
  • Ölü gömülmüş olmak

    Mezarlık servilerinin altında ninelerim, teyzelerim yatarlardı. - Halikarnas Balıkçısı

  • Düz bir duruma gelmek, düzleşmek

    Kumaş iyice ütülenince yattı.

[-le]

  • Cinsel ilişkide bulunmak
  • Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak
  • Heves etmek, eğilmek

    Çalı süpürgelerinin kırmızı çiçeklerindeki bal kokusuna yatmışlardı. - Sait Faik Abasıyanık

[mecaz]

  • Bulunmak, var olmak

    Her ayrıcalık hevesinin kökeninde bir kompleks, bir göstermecilik duygusu yattığı görülür. - Haldun Taner

[teklifsiz konuşmada]

  • Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak

    Takım bu sezon yattı.

[halk ağzında]

  • İşsiz kalmak, çalışmamak

[argo]

  • Bilerek yenilmek, şike yapmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yatıp kalkıp
  • yatıp kalkmak

Birleşik Kelimeler: çekyat, hacıyatmaz

YARLIK

[isim]

[tarih]

  • Ferman

YARMAK

[-i]

  • Uzunlamasına bölüp ayırmak

    Odunu yarmak.

  • Buğday, arpa vb. tahıl tanelerini değirmende kırmak
  • Derin yara açmak
  • Yarık açmak

[tıp]

  • Kesip açmak

[mecaz]

  • Ortasından, içinden geçmek

    Vapurun yardığı sular, iki yanından güya neşelerinden köpüre köpüre Üsküdar'a gidişler, daima eğlenceliydi. - Abdülhak Şinasi Hisar

Birleşik Kelimeler: etyaran