VENÜSÇARIĞI Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

VENÜSÇARIĞI harflerini içeren 5 harfli 24 kelime bulunuyor. 5 harfli VENÜSÇARIĞI kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ÇIĞIR17, ÇIRAĞ16, ÇAĞRI16, SIĞIR15, SIĞIN15, REVAÇ14, RÜSVA14, SÜVEN14, SAĞIN14, SAĞIR14, SAĞRI14, VENÜS14, SINAV13, REVAN11, SÜREÇ11, SIRÇA10, SIÇAN10, ÇINAR9, RÜESA8, SINIR8, ÜSERA8, NASIR7, SANRI7, ENSAR6

ENSAR (Kelime Kökeni: Arapça enṣār)

[isim]

[din bilgisi]

  • Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler

NASIR (Kelime Kökeni: Arapça nāsūr)

[isim]

  • En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşmuş deri

    Ellerinde nasır, yüzlerinde nur / Yarına ümitle yürüyenlere / Bir selam uçuralım - Orhan Veli Kanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • nasır bağlamak (veya tutmak)
  • nasırına basmak

Birleşik Kelimeler: nasır yakısı

SANRI

[isim]

[ruh bilimi]

  • Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon

    Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey. - Attila İlhan

RÜESA (Kelime Kökeni: Arapça ruʾesā)

[isim]

[eskimiş]

  • Başkanlar

SINIR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut
  • Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi
  • Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç

    Bataklığın sınırı. Ormanın sınırı.

  • Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit

    Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı. - Halikarnas Balıkçısı

[matematik]

  • Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit

[mecaz]

  • Uç, son

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sınır çekmek (veya çizmek)
  • sınırlarını (veya sınırını) zorlamak

Birleşik Kelimeler: sınır açı, sınıraşan, sınır boyu, sınır dışı, sınır kapısı, sınır karakolu, sınır taşı, açlık sınırı, akma sınırı, takat sınırı, yaş sınırı, yoksulluk sınırı

ÜSERA (Kelime Kökeni: Arapça userā)

[isim]

[eskimiş]

  • Esirler, köleler

    Bulgarlara esir düşüp fedakâr emirberi Hasan Çavuşun marifetiyle üsera karargâhından firar edişi. - Haldun Taner

ÇINAR (Kelime Kökeni: Farsça çenār)

[isim]

[bitki bilimi]

  • İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus)

[isim]

  • Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri

SIRÇA

[isim]

  • Cam

    Mermere düşen sırça gibi tuz buz oldu. - Aka Gündüz

[sıfat]

  • Camdan yapılmış

    Kadınlar kollarında birçok sırça bilezikler taşırlardı. - Yahya Kemal Beyatlı

Birleşik Kelimeler: sırça köşk

SIÇAN

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus)

[mecaz]

  • Küçük yaştaki hırsız

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sıçana dönmek
  • sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış
  • sıçan deliği aramak
  • sıçan deliği bin akçe
  • sıçan deliğine paha biçilmez olmak
  • sıçan düşse başı yarılır

Birleşik Kelimeler: sıçandişi, sıçan kırı, sıçankulağı, sıçankuyruğu, sıçanotu, sıçan yolu, kör sıçan, dağ sıçanı, fındık sıçanı, funda sıçanı, orman sıçanı, tarla sıçanı, toprak sıçanı, yer sıçanı

REVAN (Kelime Kökeni: Farsça revān)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Giden, yürüyen

    Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: devrirevan, tahtırevan

SÜREÇ

[isim]

  • Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses

    Kitaba aldığım bu yazılar, gerçekte siyasal kavgamın gelişme sürecinde önemli bir tavır takınmayı vurgulamaktadır. - Attila İlhan

SINAV

[isim]

  • Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama, imtihan, test

    Annem, derslerine çalışıp eylülde sınavları başarması gerektiğini hatırlatıyordu. - Ayla Kutlu

[mecaz]

  • Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum

    Evliliğin ilk yılları bir sınavdır.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sınava çekilmek
  • sınava girmek
  • sınavda bırakmak
  • sınavdan geçmek
  • sınav vermek

Birleşik Kelimeler: yazılı sınav, ara sınav, bütünleme sınavı, eleme sınavı, engel sınavı, muafiyet sınavı, vize sınavı, yeterlik sınavı

REVAÇ (Kelime Kökeni: Arapça revāc)

[isim]

[ticaret]

  • Sürüm

Ata Sözleri ve Deyimler

  • revaç bulmak

RÜSVA (Kelime Kökeni: Farsça rusvā)

[sıfat]

  • Ayıplanacak durumda olan, rezil

SÜVEN

[isim]

[madencilik]

  • Bozuk ve gevşek arazide veya göçük açmada bağ direklerinin üst ve yanından arazi içine çakılarak sürülen ucu sivri direk veya kama