VELHASILIKELAM Harflerini İçeren 6 Harfli Kelimeler
VELHASILIKELAM harflerini içeren 6 harfli 36 kelime bulunuyor. 6 harfli VELHASILIKELAM kelime türetme listesi ve kelime anlamları.
HAVALI17,
ALLAME (Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme)
-
Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili
Tarihî zihniyet taşımak için tarihçi olmak şart değildir. İlmî düşünebilmek için allame olmak şart olmadığı gibi. - Sabahattin Eyuboğlu
Ata Sözleri ve Deyimler
- allame kesilmek
Birleşik Kelimeler: allameicihan
MAKALE (Kelime Kökeni: Arapça maḳāle)
- Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı
Birleşik Kelimeler: başmakale
ÂMÂLIK
- Görme engellilik
AKILLI
-
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil
İkisi de zeki adamdı, akıllı adamdı, yapıcı adamdı. - Yusuf Ziya Ortaç
- Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz
-
Uyanık geçinen
Akıllıya bak, bu işten kendisine bir pay çıkarmak istiyor.
Ata Sözleri ve Deyimler
- akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (veya oğlunu) everir
- akıllı geçinmek
- akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
- akıllım
- akıllı olmak
Birleşik Kelimeler: akıllı başlı, akıllı uslu, adamakıllı, horoz akıllı, sivri akıllı, uslu akıllı, yarım akıllı
ELMALI
- Antalya iline bağlı ilçelerden biri
IKLAMA
- Iklamak işi
KAMALI
-
Kaması olan
Kamalı top.
KASALI
- Kasası olan
MESLEK (Kelime Kökeni: Arapça meslek)
-
Belli bir eğitim ile kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş
Araya giren yıllar zarfında meslekten kopunca eski arkadaşlarıyla ünsiyeti de kopmuştu. - Osman Aysu
- Uğraş
- Öğreti
- Dizge
-
Çığır, okul, ekol
Edebî meslekler.
Ata Sözleri ve Deyimler
- mesleğinin eri (veya erbabı) olmak
- meslek edinmek
Birleşik Kelimeler: meslek içi eğitim, meslek yaşamı, serbest meslek
MESELA (Kelime Kökeni: Arapça mes̱elā)
-
Söz gelişi
Mesela hep aynı saatlerde telefon çalardı. - Elif Şafak
MASLAK (Kelime Kökeni: Arapça maṣlāḳ)
-
Sürekli su akan boru
İlerideki maslaktan su doldurmaya giden simsiyah bir zenci kızının yakasından asıldı. - Osman Cemal Kaygılı
- Boruları aşırı basınçtan korumak amacıyla su yolu üzerinde yapılan içi su dolu hazne
- Büyük yalak
SALMAK
-
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
Derhâl kapının zincirini salıvererek kanadı arkasına kadar açtı. - Ercüment Ekrem Talu
-
Yollamak, göndermek
Bununla beraber peşine adam salmak gerekir. - Aka Gündüz
-
Koymak, katmak
Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız. - Refik Halit Karay
-
Sürmek
Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. - Ruşen Eşref Ünaydın
-
Uğratmak
Başını derde salmak.
-
Vergi yüklemek
Ona elli bin lira salmışlar.
-
Üzerine yürütmek
Tazıyı tavşana salmak.
-
Saldırmak
Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi. - Memduh Şevket Esendal
-
Sarkıtmak
Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
- Gemi demir üzerinde dört yana dönmek
- Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
Birleşik Kelimeler: salıvermek, salıverilmek
SAKALI
-
Saka hastalığına tutulmuş
İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu. - Refik Halit Karay
SEKLEM
- Kıldan, yünden dokunmuş çuval
- On batman (un, vb.)
ASILLI
-
Bir kökene dayanan, kökenli
İngiliz asıllı genç.